Ekonomik kriz İranlı kadınların sorumluluklarını artırıyor

İran’da ekonomik kriz ve toplumsal dönüşüm, kadınların aile içindeki rollerini değiştirirken ekonomik ve bakım yükünü de artırıyor. Artan sorumluluklara karşın kadınlar, geleneksel beklentiler ve yetersiz sosyal güvencelerle karşı karşıya kalıyor.

JİVAN ŞERİFZADE

Bukan – İran’da ekonomik kriz, toplumsal dönüşüm ve kadınların hak mücadelesi, aile yapısını ve kadınların aile içindeki rollerini giderek değiştiriyor. Enflasyon, satın alma gücündeki düşüş, işsizlik ve iş güvencesizliği, birçok kadını ev içindeki karşılıksız emeğin yanı sıra ailenin geçimini sağlama sorumluluğunu da üstlenmeye itiyor. Resmi verilere göre altı milyondan fazla İranlı kadın hane reisi olarak kabul edilirken, kağıt üzerinde hane reisi sayılmayan çok sayıda kadın da fiilen ailenin temel geçim kaynağını oluşturuyor. Aile biçimlerindeki bu değişime karşın hukuki ve toplumsal yapılar hala büyük ölçüde ataerkil kurallar üzerinden şekilleniyor. Ekonomik baskının derinleşmesiyle kadınların çalışma ve geçim sorumlulukları artarken, geleneksel aile içi beklentiler de varlığını sürdürüyor. Böylece birçok kadın, hem evin bakımını ve gündelik sorumluluklarını sürdürmek hem de ailenin ekonomik yükünü taşımak zorunda kalıyor.

 

Kadınların değişen rolleri ve gelenekler

Güvenlik nedeniyle ismini paylaşamadığımız bir kadın sosyolog, kadınların değişen rollerine rağmen aile içinde geleneksel beklentilerin sürdüğünü belirtti. Kadınların hem ekonomik hem de ailevi sorumlulukları birlikte taşıdığını ifade eden sosyolog, “Kadının rolünün tanımı değişimlerle karşı karşıya kalırken ailenin diğer üyeleri kadınlardan hala geleneksel beklentiler içinde. Yapılar adaletsiz ve kadınlar iki kat çalışıyor. Mevcut ekonomik kriz koşullarında son dönemde işgücüne katılan kadınların önemli bir bölümü, daha önce çalışmasına veya eğitim almasına izin verilmeyen kadınlardan oluşuyor” diye belirtti.

Ekonomik nedenlerle işgücüne katılan kadınların kayıt dışı çalışma, düşük ücret, sigortasızlık ve iş güvencesizliği gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten sosyolog, ailevi sorumlulukların da devam ettiğine dikkat çekti. Hane reisi olan kadınların bu yükü daha ağır yaşadığını söyleyen sosyolog, “Kadının geliri artık ailenin gelirini tamamlayan bir gelir olmaktan çıkıyor; ailenin ve kadının kendisinin tek geçim kaynağı olabiliyor. Hala erkeğin temel geçim sağlayıcı olarak görüldüğü ancak gerçekte aileyi kadının ve onun işinin geçindirdiği aileler de var. Genel olarak kadın bu yapı içerisinde yalnız ve erkeğe kıyasla daha az destek görüyor. Bu model, mevcut ekonomik koşullarda hızla ağırlaşıyor” ifadelerini kullandı.

‘Geçimimi zorlukla karşılayabiliyorum’

Hem evde hem de bir ayakkabı mağazasında çalışan 55 yaşındaki Xedîce A., “Evde dokumacılık yapıyorum, evin dışında da satıcı olarak çalışıyorum. Eşim bazen işçilik yapıyor, ancak sabit bir işi yok. Gelirimin büyük bir bölümü ailenin geçimini sağlıyor” dedi.

Kızıyla birlikte yaşayan 28 yaşındaki Haniye, dört aydır herhangi bir kişi ya da kurumun desteği olmadan tek başına yaşamını sürdürüyor. Eşinin artık aileyi geçindirecek durumda olmadığını belirten Haniye, “Uygun bir işi yoktu ve artık ev kirasını bile ödeyemiyorduk. Bir kadın olarak çalışmamı da engelliyordu ve bazen annem ihtiyaçlarımızı karşılıyordu. Mali baskılar arttığında hiçbir sorumluluk üstlenmek istemedi, hatta çeyizimi geri almama bile izin vermedi. Ondan ayrıldıktan sonra bir ev kiralayıp çalışabilmem için kızımızı bir yıl boyunca yanında tutmasını istedim, ancak bana çocuğu Sosyal Hizmetler Kurumu’na teslim etmemi söyledi. Kızımın velayetini mehir karşılığında alabildim. Şimdi bir tıp kliniğinde çalışarak geçimimi zorlukla karşılayabiliyorum” sözlerine dikkat çekti.

Ekonomik kriz ve artan fiyatlar

Ekonomik nedenlerden dolayı evlenmeyi tercih etmediğini belirten 29 yaşındaki hemşire Elahe ise, “İki kişilik yaşamın masrafları çok yüksek. Şimdi başka bir şehirde pansiyonda yaşıyor ve bir hastanede çalışıyorum. Hayat her zamankinden çok daha zor, ancak evlilik kesinlikle bunu daha da zorlaştırır. Elbette artık babamın evinde geçmişteki düzende yaşayamam ama herkes beni bağımsız bir birey olarak değil, o ailenin bir parçası olarak görüyor” diye belirtti.

Emekli memur 68 yaşındaki Amine de, “Eşim üç yıl önce hayatını kaybetti ve yaklaşık bir yıldır Yunanistan'a göç etmek zorunda kalan oğlumun yerine onun çocuğuna bakıyorum. Çocuğun annesi de evlendi ve ona bakabilecek durumda ve gücü yok. Çocuk kağıt üzerinde babasının sorumluluğunda, ancak ben emekli maaşımla ona bakıyorum” dedi.

 

Kadınlara tanınmayan hak ve güvence

Bugün İran’daki aile yapısında yaşanan değişimler, toplumsal ilişkilerde daha derin dönüşümlerin habercisi olabilir. Ancak ekonomik sorunların da etkisiyle ortaya çıkan bu değişim, toplumsal gerçeklikteki dönüşümün iktidar ve güç ilişkilerinde de aynı ölçüde bir değişim yaşandığı anlamına gelmiyor. Bu durum, İran’da ailenin geleceği açısından kadınları ilgilendiren en önemli sorunlardan birini oluşturuyor. Kadınların ekonomik ve toplumsal yaşama daha fazla katılım göstermesi beklenirken, bu katılımın gerektirdiği hak ve güvenceler hala yeterince tanınmış değil. Böyle bir ortamda toplumsal değişim, kadınların bağımsızlığını ve tercihlerini güçlendirmek yerine yalnızca üzerlerindeki yükü artırabilir ve onları diğer toplumsal kesimlerden daha fazla etkileyebilir. Dolayısıyla mesele, geleneksel aile biçimine geri dönmek değil, kaçınılmaz toplumsal değişimler karşısında toplumun hiçbir üyesinin güvenliğinin ve haklarının feda edilmemesini sağlayacak koşulları oluşturmak.