Ansam Salman: Karalama kampanyaları kadınları kamusal alandan uzaklaştırıyor

Irak’ta kadın gazeteci ve aktivistlerin ifade özgürlüğünün karalama, hakaret ve tehdit kampanyalarıyla baskı altına alındığını belirten Ansam Salman, kadınların korunması için hukuki mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

TEMENNÎ EL-SERVÎ

Bağdat - Medya ve dijital iletişim platformları kadınlara kendilerini ifade etme ve kamusal yaşama katılma konusunda daha geniş bir alan sunarken, bazı kadınlar da susturulmak veya görüşlerinden geri adım atmaya zorlanmak amacıyla karalama, hakaret, şantaj, tehdit ve itibar zedeleme kampanyalarının hedefi oluyor.

İsen İnsan Hakları ve Sürdürülebilir Kalkınma Örgütü Başkanı Ansam Salman, Irak’ta ifade özgürlüğünün durumuna ilişkin değerlendirmesinde, bu hakkın anayasa ve yasalarla güvence altına alınmasının, kadınların bu hakkı pratikte her zaman güvenli bir şekilde kullanabildiği anlamına gelmediğini belirtti.

‘Kadınların seslerini kısmayı amaçlıyorlar’

Ansam Salman, bazı gruplar ve ağların kadın gazeteciler ve aktivistlere karşı kışkırtma faaliyetleri yürüttüğünü belirterek, kadınlar üzerinde baskı kurmak amacıyla şantaj, karalama, itibar zedeleme ve çeşitli saldırı yöntemlerine başvurduğunu söyledi. Aman Salman, bu yöntemlerin kadınların sesini kısmayı ve görüşlerini ifade etmelerini engellemeyi amaçladığını kaydetti.

Bazı kesimlerin bilinçli ve aktivist kadınları toplum için bir tehdit olarak gördüğünü dile getiren Ansam Salman, bu yaklaşımın özellikle kadınların kendi hakları ya da diğer kadınların hakları hakkında konuşması ve kadınlara yönelik haksızlık olarak gördükleri bazı örf ve geleneklere karşı çıkması durumunda daha belirgin hale geldiğini ifade etti.

Kadınlara karşı karalama, hakaret, itibara saldırı

Son dönemde bu uygulamalarda artış yaşandığına dikkat çeken Ansam Salman, “Medya aracılığıyla görüşünü ifade etmeye çalışan herhangi bir kadın, ahlaka aykırı yöntemlerle baskı altına alınabiliyor. Gazeteci, aktivist veya insan hakları savunucusu bir kadın yalnızca farklı bir tutuma ya da görüşe sahip olduğu için hedef alınabiliyor. Kullanılan yöntemler yalnızca görüşün eleştirilmesiyle sınırlı kalmıyor, karalama, hakaret, itibara saldırı ve kadını hedef almaya yönelik girişimlere kadar uzanıyor” diye belirtti. Ansam Salam, bu uygulamaların kadını yalnızca görüş sahibi bir kişi olarak hedef almadığını, aynı zamanda çalışma hayatını sürdürme ve kamusal alana katılma kapasitesini de hedef aldığını vurguladı.

Hukuki korumaya ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ansam Salman, sözlerine şöyle devam etti:

“Mevcut hukuki koruma, kadınların bu kampanyalar nedeniyle maruz kaldığı karalama ve gördüğü zararın boyutuyla örtüşmüyor. İnsani, ahlaki, hak temelli veya gazetecilik alanında bir tutum sergileyen ya da bir kadın olarak bazı örf ve gelenekleri reddeden kadınlar tehdit, şantaj ve itibarlarını zedelemeye yönelik kampanyaların hedefi olabiliyor. Bazı kadınlar hukuki yollara başvurup şikayette bulunduklarında dahi zarar görebiliyor. Bu kampanyalara karşı mücadele etmeyi sürdürecek cesarete ve imkana sahip olan ve hukuka başvuran kadınların sayısı hala sınırlı. Bu nedenle öncelikle sessizlik duvarını kırmamız ve kadınları şikayette bulunmaya teşvik etmemiz gerekiyor. Bunun, bu saldırıların azalmasına ve karalama, tehdit ve şantaj uygulayanlar karşısında hukuki bir caydırıcılık oluşturmasına katkı sunmasını umuyorum.”

‘Baskılar nedeniyle kadınlar gazetecilikten uzaklaşıyor’

Tehdit ve karalama kampanyaları yoluyla kadınların görüşlerini ifade etmekten alıkonulması durumunda ifade özgürlüğünün fiilen sona erdiğini kaydeden Ansam Salman, bu uygulamaların kadınlar üzerinde psikolojik zararlar bıraktığını ve bazı kadınları insani, sivil, hak temelli veya gazetecilik çalışmalarından uzaklaşmaya ittiğini söyledi. Bir kadının görüşünü ifade etmesinin hakaret ve karalamaya maruz kalmasına yol açacağını bilmesi durumunda ifade özgürlüğünün gerçek anlamda bir önem taşımayacağını sözlerine ekleyen Ansam Salman, çok sayıda kadının da bu baskılar nedeniyle sivil, hak temelli, insani ve gazetecilik alanlarından ayrıldığına dikkat çekti.

‘Hükümet kadınların korunmasından sorumluluk üstlenmeli’

Ansam Salman’a göre sorun yalnızca kadının belirli bir anda maruz kaldığı zararla sınırlı değil. Ansam Salman, “Asıl sorun, bu kampanyaların daha geniş sonuçlarında ortaya çıkıyor. Kadınlar kamusal alanı kendileri için güvenli olmayan bir alan olarak görmeye başladığında, bu durum daha büyük bir soruna dönüşüyor. Kadınların korunmasından temel olarak hükümet sorumlu. Koruma ve hesap verebilirlik mekanizmalarını oluşturması gereken kurum da hükümettir. Hükümet, bu vakaları izlemek ve kadınları korumaya çalışmak için sivil toplum kuruluşları ve kadınların korunmasından sorumlu kurumlarla birlikte denetleyici bir rol üstlenmeli” diye belirtti.

Son dönemde medya kurumlarında, akademik ve sivil alanda çalışan çok sayıda kadın, dijital iletişim platformları üzerinden karalama, hakaret ve taciz içeren kampanyaların hedefi oldu. Bu uygulamalara maruz kalanlar arasında ajansımızın muhabiri Temennî El-Servî ile Dr. Menar El-Zübeydi ve Benen İlyas da bulunuyor. Söz konusu vakalar, kadınların yalnızca görüşleri nedeniyle hedef alınabildiğini ve dijital platformların hakaret, karalama ve taciz amacıyla kullanılabildiğini ortaya koyuyor. Bu durum, ifade özgürlüğü ile dijital platformların kişilere yönelik hakaret ve saldırı amacıyla kullanılması arasındaki sınırları yeniden tartışmaya açarken, hedef alınan kişinin gazetecilik veya kamusal alanda faaliyet gösteren bir kadın olması, tartışmanın boyutunu daha da önemli hale getiriyor.