Velâ Es-Satırî: Kadın katliamlarında cezasızlık suçları teşvik ediyor

Gazze’de kadın katliamlarının aşiret uzlaşmaları ve cezasızlık nedeniyle görünmez kılındığını belirten Velâ Es-Satırî kadınların korunması ve faillerin hesap vermesi için yasaların uygulanması ve koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

RAFIF ESLEEM

Filistin - Gazze Şeridi’nde kadın katliamlarının tespit edilmesindeki güçlük ve koruma mekanizmalarının zayıflaması, aile içi şiddetle mücadele ve faillerin hesap vermesini sağlama konusunda soru işaretleri yaratıyor. Özellikle kadın katliamlarına ilişkin davaların, mağdurların haklarını güvence altına almayan aşiret uzlaşmalarıyla sonuçlanması, sorunu daha da derinleştiriyor.

Kadın hakları aktivisti Velâ Es-Satırî, üç yıldır devam eden savaş boyunca kadınların yaşamına yönelik benzeri görülmemiş bir kayıtsızlığın yaşandığını söyledi. Kadınlara yönelik şiddetin giderek arttığını ve özellikle yerinden edilme koşullarında kadın katliamlarına kadar varabildiğini belirten Velâ Es-Satırî, kadın ve kız çocuklarının iki yönlü şiddete maruz kaldığını ifade etti. Velâ Es-Satırî, bu şiddetin bir yandan işgalden, diğer yandan aile içi şiddetten kaynaklandığını kaydetti.

‘Kadınların yaşamı üzerinden pazarlık yapılıyor’

Kadınları korumak ve desteklemekle görevli hukuki ve toplumsal kurumların rolünün gerilemesinin sorunu ağırlaştırdığına dikkat çeken Velâ Es-Satırî, mahkemelerin ve ilgili kurumların görevlerini yerine getirme kapasitesinin zayıflamasının, kadın katliamı davalarında aşiret uzlaşmalarının önünü açtığını söyledi. Velâ Es-Satırî, “Bu uzlaşmalar bazen barışmayla, yani bir fincan kahve içilmesiyle sonuçlanıyor. Kadınların yaşamı üzerinden pazarlık yapılıyor. Bu tür uzlaşmalar cezasızlığı pekiştiriyor ve suçların tekrarlanmasını teşvik edebiliyor” dedi.

Savaşın başlamasından bu yana kadın katliamlarının tespit edilmesinin ve sayısının belirlenmesinin daha zor hale geldiğini söyleyen Velâ Es-Satırî, bazı vakalara ilişkin kesin istatistiklere ulaşılamadığını, bazı katliamların ise ancak tesadüfen ortaya çıkarıldığını söyledi. Bir erkek kardeşin, kız kardeşini katlederek birlikte yaşadıkları çadırın içine gömdüğü vakayı hatırlatan Velâ Es-Satırî, “Failler aile üyeleri arasından çıkabiliyor. Aşiret geleneklerine başvurulması ve faillerin hesap vermesi talebinden vazgeçilmesine yol açabilecek uzlaşmalar, bu kişilerin yargılanmasını daha da zorlaştırıyor” şeklinde konuştu.         

‘Şiddet aile üyelerinden kaynaklandığında ev ya da çadır, tehlikeli bir yere dönüşebiliyor’

Velâ Es-Satırî, tehlikelerin doğrudan kadın katliamlarıyla sınırlı kalmadığını belirterek, fiziksel ve psikolojik şiddetin bazı kadınları yaşamlarına son vermeye sürüklediğini söyledi. Bu durumları “intihara sürüklenme” olarak tanımlayan Velâ Es-Satırî, “Bazı kadınlar kayıp olarak kayıtlara geçebiliyor. Failler ise ilgili makamların önünde onları arıyormuş gibi davranabiliyor. Bu durum, kadınların gerçekte ne yaşadığının ortaya çıkarılmasını zorlaştırıyor. Şiddet aile üyelerinden kaynaklandığında ev ya da çadır, kadınlar için tehlikeli bir yere dönüşebiliyor” sözlerine yer verdi.

Mevcut koşullarla mücadele edebilmek için kadın katliamlarında cezaların hafifletilmesine olanak tanıyan yasaların gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Velâ Es-Satırî, failin katledilen kadının ailesinden biri olmasının hesap verebilirliğin önünde engel oluşturmaması gerektiğini vurguladı. Cezasızlığın, özellikle faillerin toplumsal ve hukuki korumadan yararlandığı koşullarda suçların tekrarlanmasını teşvik edebileceği uyarısında bulunan Velâ Es-Satırî, aileyi şiddetten korumayı amaçlayan yasaların uygulanması ve polis merkezlerindeki Aileyi Koruma Birimlerinin rolünün yeniden güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

‘Hukuki ve kurumsal müdahale gerekiyor’

Bazı tarafların Aileyi Şiddetten Koruma Yasası’na karşı çıktığına dikkat çeken Velâ Es-Satırî, kadınlara gerçek anlamda koruma sağlanmasının hukuki ve kurumsal müdahaleyi gerektirdiğini söyleyerek, şu ifadelerde bulundu:

“Kadınların haklarını ve şiddet ya da tehdit durumlarında nereye başvurabileceklerini bilmeleri gerekiyor. Bilgilerin gizliliği korunmalı, olaylar belgelenmeli ve saldırıların kanıtlanmasına yardımcı olabilecek deliller saklanmalı. Kadın katliamlarından önce tehditler ve şiddet yaşanabiliyor. Bu nedenle bu işaretlere erken müdahale edilmeli. Kadınlar, haklarını savunmalarına yardımcı olabilecek kadın örgütleri ve insan hakları kuruluşlarıyla iletişim kurmalı. Kadın katliamlarını gerçekleştirenlerin hesap vermesini ve bu suçların tekrarlanmasını önlemeyi güvence altına alacak adil yasaların kabul edilmesini ve uygulanmasını umuyorum.”