Umut hakkının uygulanmaması için artık bir bahane yok!
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan için “umut hakkı”nın uygulanmaması, barış sürecine dair güven sorununu derinleştiriyor. Hukukçular, bu hakkın tanınmasının hem yasal bir zorunluluk hem de sürecin ilerlemesi açısından belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.
SARYA DENİZ
İstanbul- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hakkında verdiği “umut hakkı” kararının 12 yıldır uygulanmaması, Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile Kürt sorununun çözümü ve elbette MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarıyla birlikte gündemdeki yerini koruyor.
Meclis’te kurulan komisyonun hazırlayacağı raporda bu hakkın nasıl ele alınacağı belirsizliğini korurken, “umut hakkı”, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarının mutlak ve geri dönüşsüz olmaması gerektiğini savunan temel bir insan hakkı olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarıyla güvence altına alınmış durumda. Abdullah Öcalan hakkında verilen bu kararın yıllardır uygulanmaması ise yalnızca bireysel bir hak ihlali değil, aynı zamanda Kürt sorununun çözümü ve barış sürecine dair güven bunalımının da önemli başlıklarından biri olarak tartışılıyor. Hukukçular “umut hakkı”nın tanınmasının hem yasal bir zorunluluk hem de toplumsal barış açısından kritik bir eşik olduğuna dikkat çekiyor. Özgürlük için Hukukçular Derneği Üyesi Sida Yıldız ile “umut hakkını” konuştuk.
‘AİHM kararı kati ve bağlayıcı’
15 Şubat komplosunun yıl dönümünün yaklaştığı şu günlerde “umut hakkı”nın konuşulmasının anlamlı olduğunu dile getiren Sida Yıldız, dernek olarak Meclis’te kurulan komisyon toplantısına katıldıklarını ve görüşlerini geniş bir şekilde komisyona ilettiklerine dikkat çekti. Sida Yıldız, “Toplantıda da Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin kararı bu şekildeydi. Türkiye hala Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne doğru bir adım atmadı” dedi. Kararın Türkiye açısından kati ve bağlayıcı olduğunu dile getiren Sida Yıldız, hakkın aslında Türkiye yasalarında tanımlanmadığını ancak bir gün hapishaneden çıkabilme umudunu, toplumla buluşabilme hakkının varlığını ifade ettiğini ve uluslararası yasalarca uygulanabileceğini ifade etti. Sida Yıldız şöyle konuştu:
“Ömür boyu ağırlaştırılmış müebbet infaz rejimi, tamamıyla insanlık onuruna aykırılık ve işkence yasağı ihlali anlamına geliyor. Dünya çatışma çözüm örnekleriyle de asla bağdaşmıyor bu durum. Şu anda da Sayın Abdullah Öcalan nezdinde ‘umut hakkı’ndan faydalanması gereken 4 bini aşkın mahpus gerçeği var. Sayın Abdullah Öcalan da hala barış sürecinde olmamıza karşın toplumdan uzak ve tecrit izolasyon şartlarında bir ada hapishanesinde tutuluyor. Oysa ki barış sürecini gerçek anlamda yürütmesi gereken baş müzakereci olan Sayın Abdullah Öcalan’ın fizik özgürlüğünün aslında sağlanması elzem.”
‘Türkiye kararlara uymak zorunda’
Toplum tarafından da bu anlamıyla hakkın uygulanması adına bir adım beklentisi olduğunu vurgulayan Sida Yıldız, “Bu sürecin devam etmesi dünya halklarının barışının sağlanması için de hakkın uygulanması gerekiyor. Mevcut süreç bu hukuki zeminin varlığını da zaten zorunlu kılıyor” diye konuştu. Siyasilerden ‘hukuk ne derse o’ söylemlerine de işaret eden Sida Yıldız, şunları dile getirdi:
“Türkiye’de ölüm cezasının kaldırılması söz konusu oldu ve akabinde düzenlenmiş olan bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına dayalı infaz rejiminin olduğu insanlık onuru ve tamamıyla insan haklarına aykırı bir düzenin gelişmesi söz konusu oldu. ‘Umut hakkı’ bir anlamda kişinin ömür boyu umutsuzluk taşımaması adına yaratılan uluslararası insan hakları çerçevesinde gelişmiş bir durum. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına ve Birleşmiş Milletler standartlarına da baktığımızda da aslında hukuki geçerliliği kesinlikle var. Türkiye’de kesinlikle bu bağlayıcılığa uymak zorunda.”
‘Kanunları ve içtihatları uygulamak gerekiyor’
Türkiye’de siyasi mahpusları tamamıyla ölüme terk edecek ölçüde bir infaz rejimi geliştirildiğini vurgulayan Sida Yıldız, kimi dosyaların hukuken cezasının ‘indirilemez’ hale getirildiğini ifade etti. AİHM’nin Abdullah Öcalan hakkında işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair kararını bir kez daha hatırlatan Sida Yıldız, “İstediğiniz kadar kanun ne gerektiriyorsa yaparız demek yetmiyor. Kanunları ve içtihatları uygulamak gerekiyor. Öcalan iki Türkiye kararında bu tartışmayı görünür kılmış” şeklinde konuştu.
‘Neden tek bir adım atılmıyor?’
Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına da atıfta bulunan Sida Yıldız, şöyle devam etti:
“Bu söylemler barış umudu açısından ümit verici. Ama iktidar ortağı olmanıza rağmen siz MHP olarak neden somut bir adım atmıyorsunuz? İktidar neden hala bir somut adım atmıyor? Umut hakkından söz ediyorsunuz, neden tek bir adım dahi atılmıyor umut hakkına dair? Neden Sayın Abdullah Öcalan için bu konuda, son barış sürecinden bahsediyorum sadece, tabii ki çok geç kalındı. Demirtaş yuvaya dönsün deniliyor ama AİHM kararları neden uygulanmıyor? Bu gerçekler de önümüzde ve halk da bunu soruyor, merak ediyor. Hep sahadayız, halkla iç içeyiz. Halk bunu gerçekten çok merak ediyor. Sayın Abdullah Öcalan sayesinde halihazırda gördük ki Rojava’da bir entegrasyon anlaşması pozitif anlamda gerçekleşti ve uygulamaya konuldu. Süreç işliyor. Süreç, savaşın yıkımını engelleyen Sayın Abdullah Öcalan’ın ağır tecrit koşullarında dahi siyasi rolünün önemini bizlere çok büyük bir şekilde gösterdi.”
Uluslararası isimlerin sürecin artık Abdullah Öcalan’ın özgür olduğu bir zeminde ilerlemesi gerektiğini vurguladıklarını anlatan Sida Yıldız, tüm dünyanın umut hakkının uygulanması konusunda görüş belirttiğini iktidar ve muhalefetinde bunun farkına varmasını istedi.
‘Bir bahane kalmadı’
Süreçte baş aktörün Abdullah Öcalan olduğunu bir kez daha vurgulayan Sida Yıldız, “Sorunun çözümü, hukuki zeminde çözümü AİHM kararlarının artık uygulanmasından geçiyor. Israrla da vurguluyoruz, vurgulamaya da devam edeceğiz. Sayın Öcalan’ın fiziken özgürlüğü konusunda da herhangi bir engel bu anlamda hukuken bulunmamaktadır. Tek sorun uygulanma sorunu, uygulanmama sorunu daha doğrusu. Durumun netleştirilmesi gerekiyor, geç dahi kalındı. Bu aslında siyasi perspektif açısından da, hukuki perspektif açısından da elzemdir. Muhalefet partileri açısından da artık bir bahane kalmadı” diye ifade etti.
Sida Yıldız son olarak “Hem Türkiye’deki mevcut barış sürecinin salahiyeti hem Ortadoğu ve tüm dünyada barışın sağlanması adına Sayın Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün neden önemli olduğunu zaten tekrar tekrar vurguladık. Vurgulamaya devam edeceğiz ve bu konuda da söz kurmaya devam edeceğiz” dedi.