Tunus’ta sivil toplum üzerindeki baskılara karşı dayanışma çağrısı

Tunus’ta sivil toplumun artan baskılar ve kısıtlamalar nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini belirten Douha Yahyaoui, hak ve özgürlüklerin savunulması ile sivil toplumun sürekliliği için geniş bir dayanışma ağı çağrısında bulundu.

ZOUHOUR MECHERGUI

Tunus - Tunus’ta sivil toplum kuruluşları, 2011’den bu yana en zorlu dönemlerinden birini yaşıyor. Ülkede daha önce genişleyen özgürlükler ortamı yerini idari baskılar ile derneklerin faaliyetlerini sınırlayan uygulamalara bıraktı.

Son dönemde “yabancı fonlama” konusu, ulusal egemenlik çerçevesinde yoğun tartışmalara neden olurken, sivil toplum örgütleri bu durumun bağımsızlık ve çalışma kapasitesini olumsuz etkilediği uyarısında bulunuyor.

Birçok dernek, artan yasal soruşturmalar ve mevzuatın daha sıkı kontrol yönünde yeniden düzenlenmesi eğiliminin, eleştirel sesleri baskılama riski taşıdığını belirtiyor. Bu gelişmelerin, sivil toplum alanında “zorunlu bir daralma” sürecine yol açtığı ifade ediliyor.

İnsan hakları aktivistlerine göre, Tunus’ta yaşanan mevcut siyasi ve idari ortam, birçok sivil toplum kuruluşunu doğrudan etkileyen kısıtlayıcı adımlara yol açtı. Bu çerçevede, Tunus Demokratik Kadınlar Derneği’nin faaliyetlerinin, “Cinsiyete Dayalı Şiddete Karşı 16 Günlük Aktivizm” kampanyasıyla eş zamanlı olarak bir ay süreyle askıya alınması dikkat çekti. Bu karar, şiddet mağdurlarının hukuki ve psikolojik destek hizmetlerine erişimini sınırlandırdı.

Ayrıca, şiddet mağdurlarına barınma desteği sağlayan Evim Derneği ile Kadınların Sesleri gibi kadın odaklı diğer sivil toplum kuruluşlarının da faaliyetleri durduruldu.

Kazanımların geri çekilmesi tehlikesi

İnsan hakları aktivistleri, bu eğilimin sivil toplumun rolünü zayıflatabileceği ve savunmasız grupları yeterli korumadan mahrum bırakabilecek bir yasal boşluk yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Bu durumun, devlet ile sivil toplum arasındaki kazanımları geri çevirebileceği ve dernek kurma özgürlüğünü sınırlayan bir şüphe ortamını güçlendirebileceği ifade ediliyor. Tunus’ta özellikle ulusal egemenliğin korunması ve yasadışı fonlamayla mücadele gerekçeleriyle dernekleri düzenleyen yasal çerçevenin özellikle 2011 tarihli 88 sayılı Kararname’nin daha geniş kapsamlı bir şekilde yeniden gözden geçirilmesi tartışmaların merkezinde yer alıyor.

“Sivil Çalışmayı Suçlu Hale Getirmeye Hayır” girişimi adına konuşan aktivist Douha Yahyaoui, Tunus’ta sivil toplumun giderek artan suçlulaştırma ve kısıtlama politikalarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Bir dizi kısıtlayıcı ‘önlemler’ alındı

Douha Yahyaoui, insan hakları hareketlerinin ırkçılığın farklı tezahürleri ve özgürlüklerdeki gerilemeyle mücadele etmesi gerektiğini belirterek, sivil toplum ve dayanışma çalışmalarının giderek daha fazla hedef alındığı konusunda uyarıda bulundu. Bu sürecin, Şubat 2023’te Sahra altı Afrika ülkelerinden gelen göçmenlere yönelik ırkçı bir kampanya olarak nitelendirilen olayların ardından belirgin şekilde başladığını kaydeden Douha Yahyaoui’ye göre bu gelişmeleri sivil toplum kuruluşlarını etkileyen bir dizi kısıtlayıcı önlem takip etti.

‘Anayasa ve yerel yasalar ihlal ediliyor’

Douha Yahyaoui, bu uygulamaların yalnızca göçmenlerin ve Tunus vatandaşlarının haklarını ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda anayasa ve yerel yasaların da ihlal edildiğini belirtti. Douha Yahyaoui, bu durumun “Tunus devletinin insan hakları sistemine ve uluslararası yükümlülüklerine yönelik bir saldırı” niteliği taşıdığını ifade etti. Dijital medya platformlarında sivil toplum aktörleri ve aktivistlerin “vatana ihanetle” suçlandığı yaygın nefret ve karalama kampanyalarına da dikkat çeken Douha Yahyaoui, sorunun bireysel vakaların ötesine geçtiğini vurguladı. Douha Yahyaoui’ye göre bu süreç, sivil toplum ve dayanışma alanında faaliyet gösteren ulusal dernek ve kuruluşların sistematik olarak hedef alınmasına dönüşmüş durumda.

‘Aktivistler serbest bırakılmalı’

Douha Yahyaoui, insan hakları mücadelesinin yalnızca seminerlerle sınırlı kalmayacağını, ırkçılığa karşı mücadelenin sokaklara da taşınacağını vurguladı. Douha Yahyaoui, Tunus’ta Adalet Sarayı önünde yapılması planlanan gösterilere dikkat çekerek, Saadia Mesbah gibi dayanışma ve sivil aktivizm nedeniyle gözaltına alınanların yanı sıra “Kararlılık Filosu” davasında tutuklananlar ve mevcut politikalara karşı çıktıkları için yargılanan tüm aktivistlerin derhal serbest bırakılmasını istedi.

Douha Yahyaoui ayrıca, özgürlükleri, sendikal faaliyetleri, gazeteciliği ve sivil toplumu kısıtlayan politikaların ülkede sivil ve siyasi yaşamın temellerini tehdit eden “tehlikeli bir ortam” yarattığını ifade etti. Douha Yahyaoui, hak ve özgürlüklerin savunulması ile sivil toplumun sürekliliği için ulusal ve insan hakları güçleri arasında geniş bir dayanışma çağrısıyla sözlerini tamamladı.