Tunus’ta işsiz kadınlara polis müdahalesi: Çifte ihlale maruz kaldık
Kasbah Meydanı’nda çalışma hakkı talebiyle düzenlenen oturma eyleminin zor kullanılarak dağıtıldığını belirten kadınlar, özellikle kadın öncülerin darp, hakaret ve zorla uzaklaştırmaya maruz kaldığını söyledi.
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus – Tunus’ta Kasbah Meydanı’nda gerçekleştirilen son eylemlere katılan kadınlar, Eylül ayının başında düzenlenen barışçıl oturma eyleminin güvenlik güçlerinin şiddeti ve baskısıyla karşılaştığını ve zor kullanılarak dağıtıldığını belirterek, ihlallerin özellikle kadınları hedef aldığını söyledi.
Ulusal İşsiz Üniversite Mezunları Derneği ile İşsiz Diploma Sahipleri Birliği, bugün yaptıkları açıklamada, ay başında Tunus’taki Kasbah Meydanı’nda gerçekleştirilen birleşik ulusal eyleme katılanlara yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesini kınadı.
İki kuruluş, gece boyunca devam eden oturma eyleminde barışçıl protestocuların baskı ve şiddete maruz kaldığını ve eylemin zor kullanılarak dağıtıldığını belirterek, 2025 tarihli 18 Sayılı Kanun’un uygulanması ve işsizlerin temel haklarının güvence altına alınması çağrısını yineledi.
‘Kadınlar özellikle hedef alındı’
18 Sayılı Kanun’un uygulanması için yürütülen eylemlerin koordinasyonunda yer alan Kerime Misbah, söz konusu kanunun hayata geçirilmesi amacıyla bölgesel ve ulusal düzeyde birçok eylem gerçekleştirdiklerini belirtti.
Son eylemde işsizlere yönelik ağır ihlaller ve güvenlik güçlerinin saldırıları yaşandığını ifade eden Kerime Misbah, “Onlara yönelik yaklaşım sert bir dil ve aşırı şiddetle şekillendi. Ülkenin seçkin ve nitelikli kesimi olarak gördüğümüz insanlara, insanın korunmadığı ve yasalara saygının ortadan kalktığı bir ülkede bu şekilde davranıldı” dedi.
Yaşananları anlatan Kerime Misbah şöyle devam etti:
“Akşam saatlerinde, oturma eylemine izin verildiği söylenmesine rağmen saldırıya uğradık. Ardından yaklaşık bir saat boyunca psikolojik ve fiziksel işkenceyi andıran uygulamalara maruz kaldık. Çok yorgunduk ve su gibi en temel ihtiyaçlarımızdan dahi yoksunduk. Bunun yanı sıra hakaretlere, küfürlere ve keyfi gözaltılara maruz kaldık.”
Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmasına rağmen uygulanmayan yasaların ne anlam taşıdığını soran Kerime Misbah, güvenlik güçlerinin sert müdahalesini ve 18 Sayılı Kanun’un ilk aşamasının uygulanmasını hızlandırma konusunda Cumhurbaşkanlığı makamının sessizliğini eleştirdi.
‘Kadınlar bu ülkenin temelidir’
“Çalışma ve onurlu yaşam hakkı, devrimin temelini oluşturan meşru ve anayasal bir haktır; hiç kimsenin lütfu değildir” diyen Kerime Misbah, gerek bölgesel gerekse ulusal düzeyde eylemlere katılanların ve eylemlerin öncülüğünü yapanların önemli bölümünü kadınların oluşturduğunu söyledi.
Kadınların protesto hareketindeki öncü rollerinin özellikle hedef alındığını belirten Kerime Misbah, kadınların ağır sözlü saldırılara, darp, yerde sürükleme, zorla uzaklaştırma ve aşağılamaya maruz kaldığını ifade etti.
Kadınların toplumun yarısını oluşturduğunu ve “bu toprağın temel unsurlarından biri” olduğunu belirten Kerime Misbah, herhangi bir kadına yönelik saldırının bütün kadınlara yönelik bir saldırı anlamına geldiğini vurguladı.
Kadın örgütleri ile sivil toplumun tüm bileşenlerini eylemcilerle dayanışmaya ve sahada destek vermeye çağıran Kerime Misbah, önümüzdeki günlerde yeni eylemler düzenleyeceklerini açıkladı. Meşru haklarını elde edinceye kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
‘Sahada gerçek bir adım yok’
İşsiz eylemcilerden Zeyne Sebui de yıllardır süren işsizlik, bekleyiş ve ihtiyaçların ardından sabırlarının tükendiğini söyledi. Yaklaşık 20 yıl önce mezun olduğunu ve çocuklarının bulunduğunu belirten Zeyne Sebui, 18 Sayılı Kanun’un uygulanacağına ilişkin umudunu artık büyük ölçüde kaybettiğini ifade etti.
Sürekli “yakında” denilerek uygulanan erteleme ve oyalama politikasının artık tahammül edilemez bir noktaya ulaştığını belirten Zeyne Sebui, 1 Eylül’de gerçekleştirdikleri eylem ve oturma eyleminin meşru taleplerinin dinlenmesi yerine güvenlik güçlerinin şiddeti ve baskısıyla karşılandığını söyledi.
Cumhurbaşkanı tarafından defalarca verilen sözlere rağmen sahada somut bir adım atılmadığını belirten Zeyne Sebui, yaşanan görmezden gelme ve mağduriyet nedeniyle yasaya ilişkin umutlarının giderek azaldığını dile getirdi.
Yaşadıkları ağır koşullara rağmen mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan Zeyne Sebui, işsizlerin meşru haklarından hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini ve bu hakları elde edene kadar direnmeyi sürdüreceğini söyledi.
‘Kadınların kamusal alandaki varlığına yönelik çifte ihlal’
Oturma eyleminin koordinatörü Sekine Bugra ise protestocuların barışçıl eylemlerini sürdürmek amacıyla Habib Burgiba Caddesi’ne geçmelerinin ardından güvenlik güçlerinin gece yarısına kadar kendilerini kuşatma altında tuttuğunu anlattı.
Protestocuların fiziksel şiddet ve tehdit kullanılarak Belediye Tiyatrosu’nun merdivenlerinden zorla çıkarıldığını belirten Sekine Bugra, güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu bazı eylemcilerin tedavi için hastaneye kaldırıldığını, diğerlerinin ise başkentten ayrılmaya zorlanmak üzere kara yolu toplu taşıma istasyonlarına götürüldüğünü söyledi.
Bu müdahaleyi, haklarını talep edenleri dinlemek yerine kamusal alandan uzaklaştırmayı amaçlayan siyasi bir mesaj olarak değerlendiren Sekine Bugra, eylemlerde çoğunluğu oluşturan ve hem merkezi hem de bölgesel düzeyde öncü rol üstlenen kadınların hedef alınmasını kınadı.
Kadınların şiddet ve tehdide maruz bırakılmasının, kamusal alanda var olma ve ekonomik ve toplumsal haklarını savunma haklarına yönelik “çifte ihlal” olduğunu vurguladı.
‘İfaade hakkı güvence altına alınmalı’
Sekine Bugra, protestoculara şiddet uygulayan ve çalışma hakkı talebiyle gerçekleştirilen barışçıl oturma eylemine müdahale eden güvenlik birimleri hakkında işlem yapılması çağrısında bulundu. Çalışma ve onurlu yaşam hakkının Tunus Devrimi’nin temel sloganlarından biri olduğunu hatırlatarak, ulusal ve uluslararası yükümlülüklere uyulmasını; protesto, ifade ve çalışma haklarının güvence altına alınmasını istedi.
“Toplumsal devlet” söyleminin gerçek kamu politikalarına dönüştürülmesi gerektiğini belirten Sekine Bugra, insan hakları ve kadın örgütlerini işsizlerle dayanışmayı büyütmeye, protesto haklarını savunmaya ve ekonomik, toplumsal, medeni ve siyasi hakların suç sayılması ya da ortadan kaldırılması girişimlerine karşı mücadele etmeye çağırdı.
“Güvenlik güçlerinin görevi protestoları ve oturma eylemine katılanları korumak mı, yoksa işsizlerle bir yasa üzerine müzakere etmek mi?” diye soran Sekine Bugra, meselenin bir hak ve onur mücadelesi olmaktan çıkarılarak güvenlik sorununa dönüştürülmesinin tehlikelerine dikkat çekti.
Sekine Bugra, 1 Eylül gecesi Kasbah Meydanı’nda güvenlik birimlerinden diyalog yolunun açılacağına ilişkin güvence aldıklarını ve seslerini duyurmak amacıyla video kayıtları yapıldığını belirtti. Bunun ardından görüşmeleri yürütmek üzere beş kişinin belirlendiğini aktardı.
Bu güvenceler üzerine protestocuların güvenlik güçlerinin koruması altında tiyatronun önünde kalmaya devam ettiğini anlatan Sekine Bugra, ancak saat 23.30 sıralarında oturma eylemini dağıtmak amacıyla şiddetli bir müdahalenin başladığını söyledi.
“Kadınlara, erkeklere ve insan onuruna saygı gösterilmeden müdahale edildi. İşsizlere yönelik şiddet giderek artıyor. O geceden bu yana birçok arkadaşımız hastaneye gitmek zorunda kaldı. Artık erteleme ve oyalamanın ardından güvenlikçi çözümlere başvuran yeni bir politikayla karşı karşıyayız.”
Temel mücadelelerinin 2025 tarihli 18 Sayılı Kanun’un uygulanması olduğunu vurgulayan Sekine Bugra, yaşanan müdahalenin talimatla gerçekleştirildiğinin ortaya çıkması halinde İşsizler Birliği’nin yargıya başvuracağını söyledi.
,