Til Temirliler: Kadın hakları lütuf değil, anayasal güvence altına alınmalı

Til Temirli kadınlar, Suriye’de kadınlara yönelik saldırıların arttığına dikkat çekerek, geçici yönetimin kadınların iradesini tanımasını ve haklarını yeni anayasada güvence altına almasını istedi.

SORGUL ŞÊXO

Til Temir - HTŞ’nin iktidara gelmesiyle birlikte Suriyeli kadınlar yeni bir döneme girdi. Kadın akademisyenler, doktorlar, öğretmenler ve çok sayıda öncü kadın katlediliyor, kaçırılıyor ve çeşitli saldırılara maruz kalıyor. Suriye’de kadınların durumu her geçen gün kötüleşirken, Alevi kadınların kaçırılması sürüyor ve kadınlara yönelik gözaltı merkezlerinin sayısı artıyor. Kadınlar kaybediliyor, iradeleri tanınmıyor. Bu tablo karşısında Kürt kadınlar, 14 yıllık mücadeleyle elde ettikleri kazanımların Suriye Anayasası’nda güvence altına alınması için çalışmalarını sürdürüyor.

Kuzey ve Doğu Suriye’nin Til Temir kentindeki kadınlar da Suriye’de kadınlara yönelik saldırılar ve hak ihlallerine tepki göstererek taleplerini yineledi.

‘Mevcut durum kadınların yaşamının her alanını etkiliyor’

Hêvîdar Mihemed Elî, Suriye’de kadınların karşı karşıya kaldığı mevcut durumun ekonomik, sosyal, örgütsel ve aile yaşamlarını olumsuz etkilediğini söyledi.

Mücadelenin sürdürülmesinin önemine dikkat çeken Hêvîdar Mihemed Elî, kadınların haklarına kavuşuncaya kadar mücadele etmeye devam edeceklerini belirterek, kadınlar üzerinde dayatılan erkek egemen zihniyeti kabul etmeyeceklerini vurguladı.

‘Atık toplayan çocuklara sahip çıkılmalı’

Nesrîn Selah ise Suriye’deki ekonomik koşullara dikkat çekerek, kadınlara yönelik şiddetin tüm toplumu etkilediğini söyledi. Geçimlerini sağlayabilmek için Suriye’nin çeşitli kentlerinde çöplüklerde naylon ve atık toplayan çocuklara işaret eden Nesrîn Selah, geçici yönetime çağrıda bulunarak bu çocuklara sahip çıkılmasını istedi.

Çocukların eğitim hakkına erişebilmesi için gerekli koşulların yaratılması gerektiğini belirten Nesrîn Selah, tüm çocukların okula gidebilmesi ve eğitim alabilmesi gerektiğini ifade etti.

‘Suriyeli kadınlar özgürlükleri için mücadele etmeli’

Geçici yönetimin kadınların iradesini kırmaya yönelik girişimlerini hatırlatan Nesrîn Selah, Suriyeli kadınlara 14 yıllık mücadeleyle elde edilen kazanımlara sahip çıkma çağrısında bulundu.

Kadınların özgürlükleri için mücadele etmeleri gerektiğini vurgulayan Nesrîn Selah, geçici yönetime bağlı çete ve grupların bu özgürlükleri ellerinden almasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

Suriyeli kadınlara daha güçlü adımlar atma çağrısında bulunan Nesrîn Selah, kadınların kendi güçlerine güvenmeleri ve haklarının tanınması için mücadeleyi büyütmeleri gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

“Suriyeli kadınlardan beklentimiz, Rojava kadınları gibi özgürlükleri ve iradelerinin tanınması için harekete geçmeleri ve haklarını talep etmeleridir.”

‘Kadın haklarını güvence altına almak yerine erkek egemen kararlar alınıyor’

Eyhan Yûnis de geçici yönetimin kadınların güvenliğini ve haklarını koruyacak adımlar atması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Kadınlara yönelik sistematik saldırılar yaşanıyor. Kadınların korunması konusunda bugüne kadar geçici yönetimden olumlu bir adım görmedik. Buna karşılık erkek egemen zihniyeti güçlendiren yeni kararlar her gün yürürlüğe konuluyor. Köleleştirilen kadınlar, köleleştirilen çocuklar ve bağımlı bir toplum yaratıyor. Geçici yönetim kadınların sistemini tasfiye etmeye, toplumu özgürlükten uzaklaştırmaya ve kazanımları geriye götürmeye çalışıyor.”

‘Kadın hakları doğaldır, kimse bunu lütuf olarak sunamaz’

Kadın haklarını içermeyen bir anayasanın kabul edilemeyeceğini vurgulayan Eyhan Yûnis, şöyle devam etti:

“Geçici yönetim kadın haklarını anayasal güvence altına almak zorundadır. Çünkü kadınlar toplumun yarısını oluşturuyor ve diğer yarısını da yetiştiriyor. Kadın hakları verilmez, mücadeleyle kazanılır. Kazandığımız hakların anayasal güvenceye kavuşmasını istiyoruz. Hiç kimse kadınlara haklarını lütuf olarak sunamaz; çünkü bu haklar doğaldır. Bunlar bağış ya da ihsan değildir.”

Eyhan Yûnis, kadınların yeni anayasada yer alması ve örnek bir model oluşturması gerektiğini belirterek sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Gücümüze güvenelim.”