Süveyda’da kadınlar adem-i merkeziyeti ve bağımsızlığı tartışıyor
Süveyda’da Temmuz olaylarının ardından kadınlar, artan şiddet ve güvensizlik nedeniyle adem-i merkeziyet ve yerel yönetim tartışmalarının güçlendiğini, bunun toplumda güvenlik ve geleceğe dair yeni arayışları tetiklediğini belirtiyor.
ROCHELLE JUNİOR
Süveyda- Süveyda’dan kadınlar, genişletilmiş adem-i merkeziyet ya da hatta bağımsızlık fikrinin bugün halkın geniş bir kesiminin beklentilerine daha yakın hale geldiğini, bunun geleneksel bir siyasi projeden ziyade Temmuz olayları ve buna eşlik eden katliam, şiddet ve derin toplumsal bölünmeler sonrası artan bir güvensizlik duygusundan kaynaklandığını belirtti.
Birçok kişi, son aylarda yaşananların halkın Suriye geçici yönetimiyle ilişkisine bakışını değiştirdiğini ve yerel topluluğun güvenliğini ve istikrarını sağlayacak siyasi ve idari yönetim biçimlerini yeniden düşünmeye sevk ettiğini düşünüyor.
Aidiyet şoku ve güven kaybı
Avukat Rudeine el-Hatib, Süveyda halkının siyasi değişimi başlangıçta “bir miktar umutla” karşıladığını, iktidara gelen güçlerin ideolojik arka planlarını bilmelerine rağmen bu umudun zamanla, özellikle sahil olayları ve ardından gelen gerginlikler ile Suriye üniversitelerindeki mezhepsel söylemler sonrası azaldığını, Temmuz olaylarının ise “aidiyet düzeyinde bir şok” yarattığını söylüyor.
Rudeine el-Hatib, birçok kişinin güvenlik güçlerinin Süveyda’ya girişini takip eden şiddet, öldürme ve yerinden etme görüntülerinden sonra “ulusal ortaklık fikrinin ciddi şekilde çöktüğünü” hissettiğini, ayrıca geniş bir kesimin toplumsal dayanışma eksikliği ve hesap sorulması yönündeki zayıf talepler nedeniyle hayal kırıklığı yaşadığını belirtiyor.
Ayrıca korku ve izolasyonun halkın büyük bir kısmını Şam ile ilişkiye dair yeni modeller düşünmeye ittiğini, güvenlik güçlerinin artık güvenlikten çok korku ve endişe ile ilişkilendirildiğini ifade ediyor.
Koruma seçeneği olarak adem-i merkeziyet
Rudeine el-Hatib’e göre Süveyda’daki genel eğilim açık şekilde yerel yönetim veya özerk yönetim fikrine yönelmiş durumda; bu da bölge halkının siyasi, eğitim ve güvenlik işlerini merkezi otoriteden bağımsız şekilde yönetmesini mümkün kılabilir.
Tam bağımsızlık fikrinin uluslararası dengeler nedeniyle karmaşık olduğunu kabul eden Rudeine el-Hatib, bu tartışmanın özellikle savaş ortamında büyüyen ve eski ortak yaşam biçimine dönüşe inancı azalan gençler arasında güçlü olduğunu vurguluyor.
Rudeine el-Hatib ayrıca mevcut durumun kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, sınav merkezleri ve üniversitelerin Süveyda dışına taşınmasının eğitim ve çalışma fırsatlarını azaltabileceği ve kadınların sosyal izolasyonunu artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Sivil devlet söylemi
Siyasi aktivist Semaher el-Andari ise “Şeyh Hikmet el-Hicri’nin tutumlarının Süveyda’nın son dönemde yaşadığı derin dönüşümlerden bağımsız değerlendirilemeyeceğini” belirtiyor. El-Hicri’nin din ile devlet kurumlarının ayrıldığı, vatandaşlığa dayalı demokratik bir sivil devlet çağrısı yapan ilk dini seslerden biri olduğunu dile getiren Semaher el-Andari bunun Süveyda’nın çoğulcu ve sivil devlete inanan sosyal yapısını gösterdiğini ifade ediyor.
Semaher el-Andari’ye göre Hicri’ye yöneltilen ayrılıkçılık veya işbirlikçilik suçlamaları, somut açıklamalara değil, sivil devlet talebine karşı çıkan çevrelerin tepkisine dayanıyor.
Süveyda halkının yaşadığı en büyük şokun sadece şiddet ve ihlaller değil, aynı zamanda geniş kesimlerin sessizliği veya kayıtsızlığı olduğunu kaydeden Semaher el-Andari, “Bu durum özellikle gençler ve öğrenciler üzerinde derin psikolojik etkiler yarattı ve birçok kişide yerel aidiyet ve sosyal-dini kimlik bilincini güçlendirdi” diyor.
Birlikte yaşama ve dışlamayı reddetme
Semaher el-Andari, Süveyda toplumunun dışlayıcı olmadığını, kentte Sünni ve Hristiyan unsurların birlikte yaşadığını ve toplumun çeşitliliğe saygı ile birlikte yaşam fikrine bağlı olduğunu söylüyor.
Kadınların olaylardan en çok etkilenen kesimlerden biri olduğunu ancak toplumsal dayanışmayı sürdürmede önemli bir rol oynadıklarını ifade eden Semaher el-Andari, ekonomik ve sosyal zorluklar karşısında aile sorumluluklarını artırarak üstlendiklerini belirtiyor.
Yerel güvenlik ve toplumsal örgütlenme ruhu
Semaher el-Andari, Süveyda’da tarım, kümes hayvancılığı ve küçük topluluk girişimlerinin yaygınlaştığını, kendi kendine yeterlilik arayışının arttığını ve gönüllü çevre düzenleme ve ağaçlandırma çalışmalarının yoğunlaştığını aktarıyor.
Ayrıca “ulusal muhafız” ve yerel girişimler gibi yapılarla toplumun kendi kendini yönetme kapasitesinin güçlendiğini ifade ediyor.
Şehirden ‘oluşuma’
Semaher el-Andari’ye göre adem-i merkeziyet ya da özerklik tartışmaları artık sadece siyasi bir slogan değil; yerel toplumu koruma, onur ve istikrarı sağlama ve ihlallerin tekrarlanmasını önleme meselesi haline gelmiş durumda.
Semaher el-Andari, Süveyda’da bazı kesimlerde bunun bir “oluşum” (varlık) bilincine dönüştüğünü, bunun bağımsız bir devlet olmasa bile toplumsal düzeni kurabilen bir yapı fikrini güçlendirdiğini belirtiyor.