Sîdar Masûm Xelef: Kadınların iradesi olmadan yeni Suriye kurulamaz
Rojava İç Güvenlik Güçleri Komutanı Sîdar Masûm Xelef, Rojava Devrimi'nin kadınlara kimlik, özgürlük ve öz savunma bilinci kazandırdığını belirterek, “Yeni Suriye kadınların eşit temsili olmadan kurulamaz” dedi.
SORGUL ŞÊXO
Til Temir - Rojava İç Güvenlik Güçleri (Asayiş) Kadın Komutanı Sîdar Masûm Xelef, Rojava Devrimi'nin kadınların yaşamında yarattığı dönüşümü, IŞİD'e karşı yürütülen mücadeleyi ve Suriye'nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini ajansımıza anlattı.
Sîdar Masûm Xelef, İç Güvenlik Güçleri Kadın Komutanlığı'nın yöneticilerinden biri. Kız kardeşi Berfîn'in savaşta yaşamını yitirmesinden etkilenen Sîdar Masûm Xelef, 2016 yılında dokuzuncu sınıfta eğitimini bırakarak İç Güvenlik Güçleri'ne katıldı.
Gençlik yıllarını devrimin zorlu koşulları içinde geçiren Sîdar Masûm Xelef, yaşadığı acılar ve kazandığı deneyimlerle adım adım büyüdü. IŞİD'e karşı Rakka ve Dêrazor operasyonlarında, ayrıca Hol Kampı'nda görev aldı; kadınların korunması ve kurtarılması çalışmalarında da aktif rol üstlendi.
Rojava Devrimi'nin birçok önemli aşamasına tanıklık eden Sîdar Masûm Xelef, bugün de İç Güvenlik Güçleri'nin, QSD ile Suriye geçici yönetimi arasında 29 Ocak'ta imzalanan anlaşma kapsamında yürütülen entegrasyon sürecinde görev alıyor.
Sîdar Masûm Xelef, ajansımıza verdiği röportajda mücadeleye katılma hikayesini ve devrim sürecine ilişkin yaşadığı deneyimleri paylaştı.
Aile yaşamı ile devrimcilik, iki farklı zihniyetin mücadelesidir
Sîdar Masûm Xelef, Rojava Devrimi başladığında hâlâ okulda olduğunu belirterek mücadeleye katılma sürecini şöyle anlattı:
“Devrim başladığında hala öğrenciydim. Akrabalarımın ve arkadaşlarımın İç Güvenlik Güçleri'ne katıldığını görünce ben de bu gücün bir parçası olmayı istedim. O zamana kadar okul ve ev dışında başka bir yaşam tanımıyordum. Devrime katıldıktan sonra neden yaşadığımı ve kendimi nasıl tanıyabileceğimi öğrendim. Aile yaşamı ile İç Güvenlik Güçleri Kadın Birlikleri'ndeki yaşam birbirinden çok farklı. Bu, iki farklı zihniyet, iki farklı düşünce ve iki farklı kültür arasındaki bir mücadele gibiydi. Bir kadının kendisini nasıl koruyacağını, tarihini nasıl öğreneceğini ve kimliğini nasıl kazanacağını bize devrim öğretti.”
‘Rojava'yı dışarıdan gelenlerin korumasını beklemek mantıklı değildi’
Sîdar Masûm Xelef, DAİŞ'e karşı yürütülen mücadelede ve birçok güvenlik operasyonunda yer aldığını belirterek şunları söyledi:
“Rojava'ya yönelik saldırılar karşısında silahlanmak ve meşru savunma hakkımızı kullanmak zorunda kaldık. Bizi korumak için dışarıdan birilerinin gelmesini beklemek ne gerçekçiydi ne de mantıklıydı. Bu halkın gençleri olarak kendi topraklarımızı kendimiz savunmalıydık. Silahı elimize aldığımızda, içinden çıktığımız halkı koruyacağımıza dair söz verdik. Kendi irademizle kendimizi yönettik ve halkımızı savunduk. DAİŞ terörüne ve Türkiye'nin saldırılarına karşı direndik; birçok güvenlik ve savunma operasyonunda görev aldık.”
‘Kürt kadınları da Rakka ve Dêrazor'daki Arap kadınları gibi köleliği kabul etmedi’
Sîdar Masûm Xelef, aile yaşamından askeri yaşama geçmenin kolay olmadığını belirterek şunları söyledi:
“Bir anda evden ve okul sıralarından çıkıp eline silah almak, ardından da bir halkın güvenliğini ve savunmasını üstlenmek kolay değildi. Elbette zorlukları vardı. Ancak bu süreçte çok değerli deneyimler kazandık ve kişiliğimizi inşa ettik. Eğer Rojava'nın gençleri son 14 yıldır bu toprakları savunmasaydı, bugün Kürt halkı burada yaşayamazdı. Çünkü Kürtlerin düşmanları çok fazla. Biz Kürt kadınları da Rakka ve Dêrazor'daki Arap kadınları gibi bize dayatılmak istenen boyun eğmiş yaşamı ve kölelik elbisesini kabul etmedik. Kürtler ile Arapların tarihsel ve kültürel farklılıkları da bu süreçte kendini gösterdi. Dışarıdan gelen herhangi bir güç ya da terör örgütünün bize köleliği dayatmasına ve yaşamımızı yönetmesine izin vermemek için mücadele ettik ve kendi yönetimimizi kurduk.”
Sîdar Masûm Xelef, Kürt kadınlarının yalnızca ev yaşamıyla yetinmediğini, kadın kimliklerini tanımak için mücadele yolunu seçtiklerini ve tarihlerini öğrenmeye yöneldiklerini ifade etti.
Çocukluk hayalleri Suriye ve Rojava'nın jeopolitiğiyle değişti
Çocukluk hayallerinden de söz eden Sîdar Masûm Xelef, şöyle konuştu:
“Suriye'de Kürtler yabancı muamelesi görüyor ve kimliksiz bırakılıyordu. Bu nedenle yükseköğrenim görme imkanımız da yoktu. Benim en büyük hayalim ünlü bir kalp doktoru olmaktı. Ancak devrim başlayınca hayalim değişti. Kürt bir kadın olarak elime silah alıp kimliğim için mücadele etmeyi seçtim.
Devrim sayesinde Arap ve Süryani halklarını daha yakından tanıma fırsatı bulduk. Çocukluğumda bir gün Dêrazor'a gideceğimi hiç düşünmezdim. Ancak devrimle birlikte oraya gittim, DAİŞ'e karşı operasyonlara ve kadınların kurtarılması çalışmalarına katıldım. Kurtarılan kadınların, 'İyi ki geldiniz, üzerimizdeki kölelik elbisesini çıkardınız, gözlerimizin önündeki kara perdeyi kaldırdınız' demeleri bizim için büyük bir mutluluktu. Ama en büyük mutluluğumuz, Kürtlerin kimliklerine kavuşması ve kadınların kölelikten kurtarılması oldu.”
‘Kadınların iradesini tanımayan bir hükümet, kendi toplumuda tanımaz’
Sîdar Masûm Xelef, HTŞ öncülüğündeki geçici yönetimin, yıllar süren mücadelenin ardından Suriye'de kadınların iradesini tanımamasını eleştirerek şunları söyledi:
“Teröre ve işgalcilere karşı 15 yıl süren mücadelenin ardından Suriye'de yönetimin değişmesiyle birlikte kadınların iradesinin tanınmaması bilinçli bir siyasi tercihtir. Haklarımızın anayasada güvence altına alınması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ancak bunun için geçici hükümetin lütfunu beklemeyeceğiz. Çünkü bu, bizim en temel hakkımızdır. Bir kadının karar alma mekanizmalarında yer almasını kabul etmeyen bir hükümet, aslında kendi toplumunun annelerini, kız kardeşlerini ve kız çocuklarını da kabul etmiyor demektir.”
‘Savaşsak da savaşmasak da bu ülkede haklarımız tanınmalıdır’
Sîdar Masûm Xelef, geçici yönetimin kadınlara yönelik uygulamalarına dikkat çekerek, kadınların iradesinin anayasada güvence altına alınmaması halinde gelecekte yeni hak ihlalleri yaşanabileceğini belirtti.
“Bunca yıldan sonra evlerimize dönüp yeniden üzerimize kölelik elbisesi giymemiz mümkün değil. Biz herhangi bir güce ya da terör örgütüne karşı savaşmış olsak da olmasak da bu ülkede haklarımızın yasalarla güvence altına alınması gerekir. Gerçek İslam, kadının köleleştirilmesini değil; kadın ve erkek arasında özgürlük ile eşitliği savunur. Bugün Suriye'de dayatılan anlayış ise radikal bir yorumdur ve kadınların varlıklarını özgürce ifade etmelerine izin vermemektedir.”
‘Yeni Suriye, eski Suriye'nin tekrarı olmamalı’
Sîdar Masûm Xelef, geçici yönetimin kadınların özgürlüğünü sınırlayan radikal İslam anlayışını eleştirerek, yeni Suriye'nin eşitlik temelinde inşa edilmesi gerektiğini söyledi.
“Bugün yeni bir Suriye kuruluyor ve ülke yeni bir sürece giriyor. Kadınları köleleştiren anlayış terk edilmeli. Kadınlar da bu yönetimde hak ettikleri yeri almalıdır. Bunca mücadele ve bedelden sonra anayasada yerimizin olmamasını kabul etmiyoruz. Yeni Suriye; kadın-erkek eşitliği, adalet ve kadın haklarını güvence altına alan yasalar üzerine kurulmalıdır. Biz artık eski Suriye'de değil, yeni Suriye'de yaşamak istiyoruz. Eşitlik bunun temelidir. Kadınlar bugüne kadar mücadelelerini sürdürdü ve yeni Suriye'nin kurulmasında da en önemli ortaklardan biridir.”
‘Rojavalı kadınlar, dünya savaşlarından sonra kadınların dışlandığı süreci yaşamamalı’
Rojava Devrimi'nin yeni bir aşamaya girdiğini belirten Sîdar Masûm Xelef, kadınların bu süreçte güçlü bir şekilde yer almasının tarihsel bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
“Kürt kadınları yeni dönemin sorumluluklarına hazırlanmalı ve değişim sürecine güçlü biçimde katılmalıdır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nda kadınlar büyük fedakârlıklar yaptı, önemli roller üstlendi. Ancak savaşların ardından başlayan barış süreçlerinde müzakere masalarından dışlandılar. Haklarını talep ettiklerinde ise 'Kadınların talepleri sonra konuşulur' denildi ve kadınlar haklarından mahrum bırakıldı.”
‘Barış masasında yalnızca erkeklerin karar vermesini kabul etmeyeceğiz’
Sîdar Masûm Xelef, Rojava Kadın Devrimi ile dünya savaşları sonrasındaki süreçler arasında benzerlikler gördüklerini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün de benzer bir senaryoyla karşı karşıyayız. Kadınları yeniden barış müzakerelerinin dışında bırakmak, büyük bedeller ödeyen kadınların haklarını ve rolünü görmezden gelmek istiyorlar. Biz, devrimden sonra uzaktan izleyip yalnızca erkeklerin karar verdiği bir müzakere sürecini kabul etmeyeceğiz. Barış masasında kadınlar da kendi kimlikleriyle yer almalı, söz ve karar sahibi olmalıdır. On beş yıllık mücadelemizin kazanımlarını başkalarına bırakmayacağız. Kadınların ve halkların geleceği belirlenirken biz de görüşlerimiz ve irademizle sürecin içinde olacağız.”