Kobanêli kadınlar: Kürtçenin üç saatle sınırlandırılmasını kabul etmiyoruz

Geçici yönetimin Kürtçeyi haftada yalnızca 3 saatle sınırlandıran kararı, Kobanêli kadın öğretmen ve öğrencilerin tepkisine yol açtı. Kadınlar, Kürtçenin yabancı dil gibi ele alınmasını reddederek anadilde eğitim hakkının güvence altına alınmasını istedi.

BERÇEM CÛDÎ

Kobanê – Suriye geçici yönetimi, 27 Ağustos’ta ülkede Kürtçe eğitim ve öğretim sistemine ilişkin bir kararname yayımladı. Kararnameyle Kürtçe ulusal dil olarak kabul edilirken, dilin haftada yalnızca üç saat ders olarak okutulması Kürtlerin tepkisine yol açtı. Karara yönelik tepkiler Kuzey ve Doğu Suriye genelinde halk, öğretmenler ve öğrenciler tarafından dile getirilirken, anadilde eğitim konusunda temel talep, çocukların eğitim hayatlarının tüm aşamalarında kendi dillerinde eğitim görmesi oldu. Ajansımız, kararnameye ilişkin Kobanêli kadınların görüş ve değerlendirmelerini aldı.

‘Çocukların farklı dilde eğitim alması çok zor’

 

Öğretmen Caklîn Şêx Xidir, Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürt halkının uzun yıllardır kurduğu eğitim hayalinin hayata geçirildiğini belirterek, “Bir halk olarak Kürtçe okuyup öğrenmek, bizim için yıllardır kurduğumuz bir hayaldi. Dil Devrimi olarak da bilinen 19 Temmuz Devrimi, hayallerimizi hayata geçirmemizin temelini oluşturdu. Bu süreç, özgürlük savaşçılarının ve anadile gönül verenlerin büyük emeğiyle gerçekleşti; okul öncesinden ilkokul, ortaöğretim ve üniversitelere kadar bir eğitim sistemi oluşturuldu. Öğrencilerimiz de 14 yıldır anadilleri temelinde eğitim görüyor. Bu nedenle çocuklarımızın ve gençlerimizin derslerini farklı bir dilde görmesi onlar için oldukça zor” ifadelerinde bulundu.

‘Bu adım hayallerimizi karşılamıyor’

Kürt çocuklarının da Arap çocuklarıyla aynı haklara sahip olduğunu kaydeden Caklîn Şêx Xidir, “Özerk Yönetim ile geçici yönetim arasındaki entegrasyon sürecinin ardından, özellikle Kürtçe eğitim hakkı konusunda beklentilerimiz çok büyüktü. Ancak ne yazık ki Kürtçenin haftada üç saatle sınırlandırıldığını görüyoruz. Bu adım, hayallerimizi karşılamaktan uzaktır. Kürt halkı olarak kendi dilimizde eğitim görme ve öğrenim alma hakkımız meşrudur. Arap çocuklarının kendi dillerinde eğitim görme hakkı olduğu gibi Kürt çocuklarının da bu hakkı vardır. Bu nedenle herkesin bu kararlara karşı sessiz kalmaması gerekiyor” çağrısında bulundu.

‘Bunca mücadeleyi 3 saatlik eğitim için vermedik’

 

Kobanê Üniversitesi öğrencisi Şêrîn Mustefa ise, 12 yıl boyunca eğitimini Kürtçe aldığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Şimdi de üniversite öğrencisiyim. Kürt bir genç olarak Kürtçe dışında herhangi bir dilin bize dayatılmasını kabul etmiyorum. Kürtçenin haftada üç saat okutulmasını da kesinlikle kabul etmiyoruz. Biz şimdi üniversitedeyiz, ancak okul çağındaki çocuklar bunca yılın ardından başka bir dilde nasıl eğitim görecek? Mesele başka bir dilde eğitim alıp alamamamız değil, mesele Kürtçenin bizim meşru dilimiz olması ve sonuna kadar bu konuda hakkımızın bulunmasıdır. Bunca mücadeleyi ve bedeli üç saatlik eğitim için vermedik. Bu nedenle gerekirse eğitim hayatını tamamen boykot etmeye ve hakkımızı talep etmeye hazırız.”

Kürtçenin yabancı bir dil gibi ele alındığını dile getiren Leyla Ehmed de, “Kuzey ve Doğu Suriye’de eğitim sistemi her halkın diline, tarihine ve kültürüne göre düzenlenmiş ve oluşturulmuştu. Geçici yönetimde aynı hassasiyet ve anlayışla eğitim sistemini bölgelerin özelliklerine göre düzenlemesini umuyorduk. Ancak ne görüyoruz? Kürtçenin diğer yabancı diller gibi ele alındığını ve öğrenilmesi için belirli saatlerin ayrıldığını görüyoruz. Oysa dilin yanı sıra Kürtlerin tarihi, kültürü ve coğrafyası da var. Bunca eğitim, öğrenim ve öğretim sürecinin ardından derslerin ve branşların farklı bir dile göre belirlenmesi sizce kolay mı?” diye sordu.

‘Eğitim hakkı sınırlandırılıyor’

 

Geçici yönetimin verdiği sözleri yerine getirmediğini ifade eden Leyla Ehmed, sözlerini şöyle tamamladı:

“Dünya genelinde, her halkın kendi anadilinde eğitim görme hakkını güvence altına alan yasalar ve uluslararası sözleşmeler var. Suriye de bu sözleşmeleri kabul eden ve imzalayan ülkelerden biri. Ancak şimdi sözleşmelerin de ihlal edildiğini ve Kürt halkının kendi anadilinde eğitim görme hakkının sınırlandırıldığını görüyoruz.”