Sebte'deki kitlesel göçün perde arkası: Yoksulluktan öte bir kriz
Sebte'de binlerce kişinin sınırı aşma girişimi, yalnızca ekonomik sıkıntılarla açıklanmıyor. Kitlesel göçün arkasında işsizlik, sosyal eşitsizlik, gelecek umudunun yitirilmesi ve kamusal politikalara duyulan güvensizliğin bulunduğuna dikkat çekiliyor.
HANAN HARET
Fas- Fas'ın Sebte (Ceuta) kentinde yaşanan kitlesel göç girişimi, düzensiz göç tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Ancak uzmanlara göre yaşananlar yalnızca sınır güvenliği ya da ekonomik yoksunluk meselesi değil; gençlerin gelecek umutlarını kaybettiği, kadınların artan yaşam maliyetleri nedeniyle göçün parçası haline geldiği ve toplumsal sorunların derinleştiği çok boyutlu bir krizin yansıması. İnsan hakları savunucuları ve siyaset analistleri, kalıcı çözümün güvenlik politikalarından değil, sosyal adalet ve istihdamı güçlendirecek yapısal reformlardan geçtiğini vurguluyor
30 Temmuz sabahı Fas'ın İspanya yönetimindeki Sebte (Ceuta) kentine komşu sahillerinde olağan dışı bir hareketlilik yaşandı. Sabahın erken saatlerinden itibaren Fnidek ve çevresindeki kıyılarda toplanan gençlerin sayısı kısa sürede arttı. Ardından kadınlar, çocuklar ve ailelerin de katılmasıyla binlerce kişi Avrupa'ya ulaşma umuduyla denize yöneldi.
Kitlesel geçiş girişiminin arka planında ise İspanya Yüksek Mahkemesi'nin 8 Temmuz'da aldığı bir karar yer aldı. Mahkeme, Sebte ve Melilla'ya yüzerek ulaşmaya çalışırken denizde yakalanan göçmenlerin, sınır çitini aşanlara uygulanan "derhal geri gönderme" prosedürüne tabi tutulamayacağına, bunun yerine İspanya Yabancılar Yasası kapsamındaki yasal işlemlerin uygulanması gerektiğine hükmetti.
Karar, oturma hakkı ya da yasal statü sağlamamasına rağmen, dijital medyada farklı şekillerde yorumlandı. Çok sayıda paylaşımda, deniz yoluyla Sebte'ye ulaşan kişilerin Fas'a geri gönderilmeyeceği yönünde iddialar yayıldı.
İspanyol yetkililer ise bu yorumların gerçeği yansıtmadığını belirterek, insan kaçakçılığı şebekelerinin söz konusu yanlış bilgileri daha fazla kişiyi göçe teşvik etmek için kullandığını açıkladı.

Avrupa yolculuğunun ilk adımı
Afrika ile Avrupa arasındaki en yakın geçiş noktalarından biri olan Sebte, uzun yıllardır düzensiz göçmenlerin Avrupa'ya ulaşmak için tercih ettiği güzergahlardan biri olmayı sürdürüyor. Birçok kişi için kente ulaşmak Avrupa yolculuğunun ilk adımı olarak görülse de, İspanya ana karasına geçiş sıkı güvenlik ve yasal prosedürlere bağlı bulunuyor.
Yanlış bilgilerin yayılmasıyla birlikte kuzey kıyılarında toplanan kişi sayısı hızla arttı ve olay son yılların en büyük kitlesel geçiş girişimine dönüştü.
İspanyol makamlarının paylaştığı son verilere göre, kitlesel geçişin en yoğun olduğu dönemde 50 ila 60 bin kişi Sebte'ye ulaştı. Bunlardan 48 binden fazlası takip eden iki gün içinde Fas'a geri gönderilirken, olaylarda hayatını kaybedenlerin sayısı 67'yi aştı.
Göç bu kez aileleri de sürükledi
Sebte'ye yönelik önceki düzensiz göç dalgalarında ağırlıklı olarak tek başına hareket eden gençler yer alırken, son kitlesel geçiş girişimi tablonun değiştiğini ortaya koydu. Dijital medyada paylaşılan görüntülerde çocuklarını kucaklarında taşıyan anneler, sırtında evladını taşıyan babalar ve birlikte denize açılan aileler dikkat çekti.
Ancak herkes karşı kıyıya ulaşamadı. Fas ile Sebte arasındaki deniz hattı günlerce arama ve kurtarma çalışmalarına sahne olurken, İspanyol yetkililerin açıkladığı can kaybı bilançosu düzensiz göçün ağır insani bedelini bir kez daha gözler önüne serdi.
Göçmen sayısının kısa sürede on binleri bulması üzerine Sebte'deki kabul merkezleri doldu. İspanyol makamları yeni barınma alanları oluştururken, kentte geniş güvenlik önlemleri alındı. Kısa sürede gelen yoğun göç dalgası nedeniyle hem barınma hem de kayıt işlemlerinde ciddi zorluklar yaşandı.
Kente ulaşanların karşılaştığı tablo ise dijital medyada anlatılanlardan oldukça farklıydı. Sebte'ye varmak, birçok kişinin düşündüğü gibi İspanya ana karasına geçiş ya da Avrupa'da yeni bir yaşamın başlangıcı olmadı. Göçmenler sıkı güvenlik önlemleri, yasal işlemler, kalabalık barınma merkezleri ve hareket kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldı.
Göç tersine döndü
Uluslararası basına konuşan bazı göçmenler, yolculuk öncesinde kendilerine aktarılan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını, Sebte'ye ulaşmanın Avrupa'ya geçiş anlamına gelmediğini sonradan öğrendiklerini ifade etti. İki gün geçmeden göç hareketi tersine döndü. Bu kez sınır kapısından Fas'a dönüşler başladı. On binlerce kişi, bekledikleri koşulları bulamadıkları için gönüllü olarak geri dönerken, çok sayıda kişi de Fas ile İspanya arasındaki koordinasyon kapsamında ülkeye iade edildi.
Paylaşılan videolarda geri dönen göçmenlerin, Faslı gençlere aynı yolu izlememeleri yönünde çağrıda bulunduğu görüldü. Göçmenler, Sebte'de karşılaştıkları gerçeklerin internette yayılan söylentilerden çok farklı olduğunu, Avrupa'ya açılan kapı olarak gördükleri yolculuğun birçok kişi için başladığı noktada sona erdiğini dile getirdi.
Son göç dalgası yalnızca göçmenlerin yaşadığı hayal kırıklığını değil, Fas toplumundaki değişimi de ortaya koydu. Görüntüler, düzensiz göçün artık yalnızca genç erkeklerin bireysel kararı olmaktan çıktığını, birçok aile için ortak bir çıkış yolu olarak görülmeye başlandığını gösterdi.
Kadınların da erkeklerle birlikte hayatlarını riske atarak denize açılması, anne, baba ve çocukların aynı yolculuğa çıkması; göçün bireysel bir tercih olmanın ötesine geçtiğine işaret ediyor. Uzmanlara göre bu tablo, ülkede bazı kesimlerin gelecek umudunu kaybettiğini ve daha iyi yaşam koşulları arayışının aileleri birlikte göçe yönelttiğini ortaya koydu.
Göç krizi mi, toplumsal kriz mi?

Uzmanlara göre Sebte'de yaşanan kitlesel göç girişimi yalnızca ekonomik ve sosyal nedenlerle açıklanamaz. Olay, aynı zamanda siyasi ve insan hakları boyutuyla da değerlendirilmesi gereken çok yönlü bir gelişme olarak öne çıkıyor.
İnsan hakları savunucusu Fatıma Outalib, Sebte'de yaşananların sadece ekonomik sıkıntılarla açıklanamayacağını belirterek, olayın siyasi ve hukuki yönlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi. Yaşananların tüm ayrıntılarının henüz netleşmediğini ifade eden Fatıma Outalib, buna rağmen birçok Faslının ekonomik ve sosyal zorluklarla karşı karşıya olduğu gerçeğinin değişmediğini vurguladı. Özellikle gençler arasında gelecek umudunun giderek azaldığını belirten Fatıma Outalib, birçok gencin Avrupa'ya göç etme hayali ile kamu politikalarının kendilerine insanca yaşam koşulları sunabileceğine dair inançlarını kaybetmeleri arasında sıkışıp kaldığını dile getirdi.
Fatıma Outalib, yaşananların tek bir nedene bağlanmaması gerektiğini belirterek, göç olgusunun kapsamlı ve çok yönlü bir yaklaşımla değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Kadınlar neden göç dalgasının parçası oldu?

Fas İnsan Hakları Derneği Merkez Yürütme Kurulu üyesi Naime Vahli ise son göç dalgasında kadınların daha görünür hale gelmesini, Fas toplumundaki sosyal ve ekonomik dönüşümün bir sonucu olarak değerlendirdi. Naime Vahli'ye göre kadınlar artık yalnızca erkeklere eşlik eden aile bireyleri değil, birçok durumda ailenin geçimini sağlayan ya da ekonomik yükünü paylaşan kişiler konumunda bulunuyor. Yaşam maliyetlerinin artması ve yoksulluğun yaygınlaşmasıyla birlikte kadınlar da ailelerinin geleceğini güvence altına alabilecek bir yaşam umuduyla, büyük riskler taşıyan düzensiz göç yollarına yöneliyor.
Göç girişiminde bulunan birçok kişinin macera aramadığını, yalnızca daha iyi yaşam koşulları istediğini söyleyen Naime Vahli, düzensiz göçün yalnızca sınır güvenliğini artırarak önlenemeyeceğini ifade etti. Naime Vahli, çözüm için istihdamı artıran, sosyal eşitsizlikleri azaltan ve ekonomik ile sosyal hakları güçlendiren kamu politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca ekonomik baskıların yanı sıra bazı gençlerde özgürlük alanlarının daraldığı yönündeki algının da umutsuzluğu artırdığını ve göçün birçok kişi tarafından tek çıkış yolu olarak görülmesine neden olduğunu söyledi.
Gençler neden umudunu kaybediyor?

İnsan hakları aktivisti Zahra El Verdi, kitlesel geçiş sırasında ortaya çıkan görüntülerin yalnızca katılımcı sayısı nedeniyle değil, Fas toplumunun bir kesiminin yaşadığı derin krizi gözler önüne sermesi bakımından da çarpıcı olduğunu söyledi. Aynı anda binlerce insanın hayatını riske atarak aynı kararı vermesinin yıllardır biriken sorunların sonucu olduğunu belirten Zahra El Verdi, Fas’ın önemli doğal kaynaklara ve insan potansiyeline sahip olmasına rağmen birçok vatandaşın bunun günlük yaşamına yansımadığını düşündüğünü ifade etti.
İşsizliğin sürmesi, sosyal eşitsizliklerin derinleşmesi ve istikrarlı bir yaşam kurmanın zorlaşmasının birçok genci geleceğini ülke dışında aramaya ittiğini belirten Zahra El Verdi, sorunun çözümü için güvenlik önlemlerinin ötesine geçilerek gençlere ve kadınlara ülkeleri içinde gerçek fırsatlar sunacak kalkınma politikalarının uygulanması gerektiğini dile getirdi.
2026 göç dalgası neden 2021’den farklı?

Siyaset analisti Şerife Lemuir, Fas’ın kuzeyinde yaşanan son göç dalgasının yalnızca düzensiz göç sorunu olmadığını, aynı zamanda sosyal ve ekonomik politikaların yönetimindeki sorunları ortaya koyduğunu belirtti. Artan hayat pahalılığı, özellikle gençler ve üniversite mezunları arasındaki yüksek işsizlik ile geleceğe ilişkin belirsizliğin çok sayıda kişiyi düzensiz göçü tek çıkış yolu olarak görmeye yönelttiğini ifade etti.
İspanya Yüksek Mahkemesi'nin kararının ardından dijital medyada yayılan yanlış yorumların göç dalgasını hızlandırmış olabileceğini söyleyen Şerife Lemuir, ancak bunun tek başına açıklayıcı olmadığını belirtti. 2026’daki gelişmelerin, Fas ile İspanya arasındaki diplomatik gerilim nedeniyle yaşanan 2021 Ceuta krizinden farklı bir bağlamda gerçekleştiğini vurgulayan Şerife Lemuir, resmi makamların hızlı bilgilendirme yapmamasının söylenti ve yanlış bilgilerin yayılmasına zemin hazırladığını dile getirdi. Benzer göç dalgalarının tekrar yaşanmaması için istihdamın artırılması, sosyal adaletin güçlendirilmesi ve gençlerin gelecek umutlarının yeniden inşa edilmesi gerektiğini ifade etti.
Kitlesel geçişlerin sona ermesiyle Ceuta’da hayat normale dönmeye başlasa da, olayın gündeme getirdiği sorular yanıt bulmuş değil. Fas makamlarından daha ayrıntılı resmi açıklamalar beklenirken, yaşananlar son yıllarda ülkenin kuzeyinde görülen en büyük düzensiz göç hareketlerinden biri olarak insani, toplumsal ve siyasi etkileriyle tartışılmaya devam ediyor.