Cezayir’de kayıp yakınlarına destek veren dernek kapatıldı
Cezayir’de kayıp kişileri araştıran dernek, izin zorunluluğu bahanesiyle kapatıldı ve faaliyetleri engellendi.
Cezayir- Cezayir’de insan hakları alanında faaliyet gösteren önemli sivil toplum kuruluşlarından biri daha idari bir kararla gündeme geldi. Kayıp kişilerin akıbetini araştıran ve mağdur ailelere destek veren SOS Disparus Derneği’nin başkentteki merkezi, yetkililer tarafından kapatıldı. Karar, hem ülkedeki dernekler yasasının uygulanışı hem de “Kara On Yıl” olarak bilinen dönemin mirasıyla ilgili tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Derneğin resmi sayfasında yayımlanan açıklamaya göre, Sidi Muhammed ilçesinden görevliler, Cezayir Merkez Belediyesi’ndeki dernek merkezine giderek, mühürleme işlemini gerçekleştirmeden önce yetkililere kapatma kararını bildirdi. Dernek, 1990’lı yıllarda “Kara On Yıl” (1992–2002) olarak bilinen dönemde kayıplar dosyası üzerinde çalışan en önemli kuruluşlardan biri olarak kabul ediliyor. Yıllardır mağdur ailelerini kabul ediyor ve merkezinde haftalık toplantılar düzenliyordu. Dernek, aktivist Nasira Ditour’un girişimiyle kuruldu ve zorla kaybetme vakalarını belgelemeye, kayıp yakınlarına destek olmaya ve onların akıbetinin ortaya çıkarılmasını talep etmeye odaklanıyor.
İzin zorunluluğu getirildi
Dernek Başkanı Nasira Ditour, “Kara On Yıl” dönemiyle ilgili sürekli faaliyetleriyle tanınıyor. Bu mücadelesi, o yıllarda oğlunun kaybolmasıyla bağlantılı olup, onu Cezayir’de kayıpların akıbetinin açıklanmasını talep eden en önde gelen isimlerden biri haline getirdi. Kapatma kararı, derneklerin faaliyet gösterebilmesi için resmi izin alma zorunluluğu getiren 2012 Dernekler Yasası çerçevesinde alındı. Mevcut bilgilere göre dernek bu izni almamıştı.
Etkinlikleri engellenmişti
Bu adımdan aylar önce ise Nasira Ditour’un ülkeye girişine izin verilmemiş, geldiği uçakla Paris’e geri gönderilmişti. Bu karar, Cezayir’de siyasi ve insan hakları çevrelerinde tepkilere yol açmıştı. Son dönemde dernek, insan haklarıyla bağlantılı etkinlikler de dahil olmak üzere bazı faaliyetlerini düzenlemede zorluklarla karşı karşıya kaldı. Ayrıca Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucuları Özel Raportörü Mary Lawlor, dernek üyelerinden bazılarına getirilen kısıtlamalar konusunda endişelerini dile getirmişti.
https://jinhaagency1.com/ku/cand-u-huner/Sano-erisan-nas-nake-berxwedana-gel-li-ser-dike-ye-59409
KÜLTÜR…SANAT/MANŞET
Çiya Tiyatrosu’ndan direnişi sahneye taşıyan performans: ‘Peykera Zindî’
Kuzey ve Doğu Suriye’de Çiya Tiyatrosu, “Peykera Zindî” performansıyla hem saldırıların yarattığı süreci hem de direniş ruhunu sahneye taşıyor. Yekta Herekol anısına sahnelenecek gösteri, 25 ve 27 Mart’ta izleyiciyle buluşacak.
BÊRÎVAN ÎNATÇÎ
Haber Merkezi – Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar öncülüğünde gelişen Rojava Devrimi ile birlikte yoğunlaşan sanat çalışmaları kesintisiz sürüyor. Bu kapsamda Çiya Tiyatrosu, bölgeye yönelik saldırıları ve ilan edilen seferberlik sürecinin ruhunu sahneye taşıyor. Topluluk, 47 dakikalık “Peykera Zindî” performansını Kuzey ve Doğu Suriye’nin farklı şehirlerinde izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor.
Yekta Herekol anılacak
Gösteride 27 Mart 2004 yılında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ve Kürt halkına yönelik baskılara karşı Halep’te bedenini ateşe veren sanatçı Yekta Herekol anılacak. Çok sayıda sanatsal ögenin yer aldığı performans, 25 Mart’ta Dêrik Kültür ve Sanat Merkezi’nde, 27 Mart’ta ise Qamişlo’daki Mihemed Şêxo Kültür ve Sanat Merkezi’nde sahnelenecek. Çiya Tiyatrosu üyesi Sema Zîlan, tiyatro gösterisiyle ilgili ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
Hazırladıkları performansın sanatçı Yekta Herekol’un ölüm yıl dönümünde sahneleneceğini belirten Sema Zîlan, 27 Mart’ın aynı zamanda Dünya Tiyatro Günü olduğuna dikkat çekti. Sema Zîlan, “Biz, şehit Yekta’nın mirası üzerinde yürüyoruz. Eğer bugün kendimizi Çiya Tiyatrosu olarak tanımlayabiliyorsak, bunun temellerini şehit Sarya, şehit Baran, şehit Yekta ve şehit Hêvî attı. Şehit Yekta, 2004 yılında Halep’te Dünya Tiyatro Günü’nde bedenini ateşe verdi. Bu, halkımıza ve kültürümüze yönelik baskılara karşı bir başkaldırıydı. O gün bir tiyatrocu olarak eylemini gerçekleştirdi. Her iki yılda bir onun adına festival düzenleniyor, ancak biz onu her yıl anıyoruz; bazen tiyatroyla, bazen de bu tür performanslarla. Geçtiğimiz yıl festival düzenlendi, bu yıl ise bir performansla anacağız” dedi.
Hazırlanan performansın içeriğine de değinen Sema Zîlan, “Beş tiyatro grubumuz var. Performans, solo danslardan, dengbêj anlatımlarından ve şehit Yekta’nın sözlerinden oluşuyor. Bu yıl onun anısını bu şekilde yaşatıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Tüm kuşatma ve zorluklara rağmen yaşam da sanat da durmuyor’
Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan zorlu koşullara rağmen sanat çalışmalarının durmadığını, aksine sanatın bir direniş alanına dönüştüğünü kaydeden Sema Zîlan, sözlerine şöyle devam etti:
“Şehit Yekta, ‘Ben Ankara’da tiyatronun en büyük direniş alanı olduğunu öğrendim’ derdi. Gerçekten de içinde bulunduğumuz koşulları her değerlendirme ve paylaşımda dile getirmek zorundayız. Özellikle Rojava Kürdistanı’nda çok zorlu bir süreçten geçiyoruz, ağır bir savaşın içindeyiz. Bir yandan varlığımızı korumak için mücadele ederken, diğer yandan sanatımızı sürdürüyoruz. Ne anmalarımızı, ne etkinliklerimizi ne de sanatımızı normal koşullarda gerçekleştirebiliyoruz. Tüm kuşatma ve zorluklara rağmen yaşam da sanat da durmuyor. Aksine, bu zor şartlarda sanatımız devam ediyor. Kürt halkının direniş ruhu, her şeye rağmen kendi mirasına sahip çıkma gücünü gösteriyor.”
Sözlerinin sonunda Kürt halkının sanatsal faaliyetlere güçlü katılımını beklediklerini söyleyen Sema Zîlan, “Bu temelde, 25 ve 27 Mart tarihlerinde halkımızın da aynı ruhla sanatsal etkinliklere katılmasını bekliyoruz. Özellikle Rojava halkına çağrımızdır. Bu vesileyle Dünya Tiyatro Günü’nü bir kez daha tüm halkımıza kutluyoruz” diye belirtti.