Rîham Hico: Esirler üzerinde birçok oyun oynanıyor
Êzidî Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ) Diplomasi Sözcüsü Rîham Hico, 17 Temmuz’da başlattıkları “Ferman esirlerinin sesi ol” hamlesini değerlendirdi.
CÎHAN ZEMO
Şengal- 17 Temmuz’da Êzidî Kadın Özgürlük Hareketi (TAJÊ), “Adalet ve özgürlük için sen de ferman esirlerinin sesi ol” sloganıyla bir hamle başlattı. Bu hamle çerçevesinde birçok çalışma yürütüldü. TAJÊ Diplomasi Sözcüsü Rîham Hico, hamlenin anlamı ve önemi, hedef ve amaçları ile bu çerçevede şimdiye kadar yürütülen çalışmalar hakkında ajansımıza önemli değerlendirmelerde bulundu.
‘Ferman yıldönümünü hamlenin sloganıyla karşıladık’
Rîham Hico konuşmasının başında bu hamlenin amacına dikkat çekerek şöyle dedi: “TAJÊ olarak Avrupa’daki Êzidî kadınların çatısı altında, Rojava, Ermenistan ve Rusya’daki Êzidî kadınların desteğiyle bu hamleyi başlattık. Hamlemizin amacı hem esirlerin durumu hem de soykırımın tanınması için çalışmalar yürütmekti. Bu hamleyi 17 Temmuz 2026’da başlattık ve 25 Kasım 2026’ya kadar devam edecek.”
Rîham Hico, bu hamlenin TAJÊ tarafından Şengal’de başlatıldığını belirterek,“Bir açıklamayla bu hamleyi duyurduk. Hamlenin başlamasının üzerinden bir buçuk ay geçti. Bu bir buçuk ay içinde birçok çalışma yürüttük. Çalışmalarımız soykırımın tanınması, esirler ve DAİŞ’in elinden kurtarılan esirler esasına dayanıyordu. Ferman yıldönümünü şu sloganla karşıladık: ‘Adalet ve özgürlük için sen de ferman esirlerinin sesi ol’” dedi.
‘Çocukları Filistin, Libya veya bir Arap ülkesinde ama adres belli değil’
Rîham Hico, bu bir buçuk ay içinde TAJÊ’nin hamle kapsamında yaptıklarını şöyle anlattı: “Bu çerçevede seminerler verildi, ayrıca esir ailelerini ziyaret ettik ve birçok taraf ile görüşmeler yaptık. Ziyaret ve görüşmelerde onların görüş ve tutumlarını almak istedik. Esirlerin özgürleştirilmesi konusunda birçok farklı görüşleri vardı. Çünkü bazı esirler aileleriyle iletişim kuruyor, aileleri onlardan haberdar. Ama sadece aileler onlara ulaşamıyor. Bazı aileler ‘çocuklarımızın Filistin, Libya veya bir Arap ülkesinde olduğu bilgisini aldık ama doğrudan bir adres yok ki ulaşabilelim’ diyor. Çoğu zaman esirlerin kendileri de bulundukları adresleri bilmiyor. Bu konuda Irak devleti de yardımcı olmuyor, esirler için var olan kurumları da yardımcı olmaya hazır değil. Bizi en çok meşgul eden şey, ailelerden aldığımız bilgilere göre ne yapabileceğimiz.”
‘Birçok esir hala DAİŞ tarafından tehdit ediliyor’
Rîham Hico, esirler üzerinde oynanan kirli oyunlara dikkat çekerek konuşmasına devam etti: “Ayrıca DAİŞ’in elinden kurtarılan esirlerle, hem kadın hem de erkeklerle görüşmeler ve toplantılar yaptık. Onları dinledik ve görüşlerini aldık. Kurtarılan esirlerle konuştuğunda birçok yeni şey öğreniyorsun. Birçoğu hala DAİŞ tarafından tehdit ediliyor. Bilindiği gibi Irak’ta esirler yasası çıktı, bu yasaya göre bir kısım DAİŞ’linin yargılanması gerekiyor ama bunun için kurtarılan esirlerin onlardan şikayetçi olması lazım. Kurtarılan esirlerin onları tanıması, ‘bu kişi DAİŞ’li’ demesi gerekiyor ama esirler onlardan şikayetçi olmaya cesaret edemiyor. Çünkü şikayet ettiklerinde isimleri kayıtlarda açıkça yer alıyor ve DAİŞ çok kolay bir şekilde onlara veya ailelerine ulaşıp tehdit ediyor. Bu yüzden hamlemiz bu tür durumlar için esirlere bir uyarı oldu; geri adım atmasınlar diye.”
‘Birçok vakıf, dernek, kurum esirleri reklam olarak kullanıyor’
Rîham Hico, birçok vakıf, dernek, kurum vb.nin esirleri reklam olarak kullandığını belirterek şöyle devam etti: “Örneğin bu kurumlar bir kongre veya konferans düzenliyor, bu esirleri para vererek bu toplantılara katılmalarını sağlıyor ve konuşturuyor. Onlara sadece genel şeyler söyletiyorlar; başlarına neler geldiği, bu olayların eylemleri vb. Önemli şeyleri söyletmiyorlar. TAJÊ olarak bu hamleyle önemli belgelere ulaşmak ve iyi bir sonuç almak istiyoruz. Bu hamleyle kurtarılan esirlere bir seviyede ulaştık ve onlarla yardımcı olmak istedik. Bu hamleyle birçoğu çok mutlu oldu ama ne yazık ki kurtarılan esirlerin birçoğu da korkularından gerçeği dile getiremiyor.”
‘Bu hamle esirlerin yaşamına girmemize vesile oldu’
Rîham Hico, bu hamle çerçevesinde yürüttükleri çalışmalardan bahsederek şöyle devam etti: “Bu hamle esirlerin yaşamına girmemize vesile oldu. En son 5 Eylül’de bir danışma toplantısı düzenledik. Bu toplantının amacı esirlerin durumu, onlar üzerindeki siyaset ve fermanın Êzidî toplumu üzerindeki psikolojik etkisinin tartışılmasıydı. Kurtarılan esirler de bu toplantıya katıldı, esir aileleri de öyle. Ayrıca Şengal’de çalışma yürüten birçok aktivist de katıldı. Tartışmalar ve gündem oluşturma açısından başarılı bir toplantı oldu. Belki istenildiği kadar olmasa da bir seviyede iyiydi. Aynı zamanda bu hamlemiz Irak düzeyinde de bir rol oynadı. Yaklaşık 40 vakıf, kadın ve kültür derneği bu hamleye desteklerini bildirdi. Ayrıca birçok aktivist ve sivil kişi de desteklerini bildirdi. Bu önemli bir şeydi. Bu kampanyamız Irak düzeyinde de gündem oluşturdu. Bir süre sonra bu hamle çerçevesinde Başûrê Kürdistan ve Bağdat’ta bazı etkinlikler düzenlenecek. Bu hamlenin sonunda bazı kararlar çıkarmayı, Êzidî soykırımının tanınması için bazı uluslararası baskılar oluşturmayı ve esirlerin de haklarına kavuşmasını hedefliyoruz.”
‘Esirler üzerinde birçok oyun oynanıyor’
Rîham Hico, esirler üzerinde çok kirli bir siyaset yürütüldüğünü, herkesin kurtarılan esirleri kendi çıkarlarına göre kullandığını belirterek şu bilgileri verdi:
“Bu esirler üzerinde birçok plan ve oyun oynanıyor. Bugün bakıldığında kurtarılan esirlerin yüzde 90’ı Şengal dışında yaşıyor. Kanada, Hollanda ve İsveç gibi devletler kurtarılan esirleri en fazla barındırıyor ama bu devletlere bakıldığında; Şengal’in yeniden inşası, esirlerin iyileştirilmesi için Şengal’de hiçbir şey yapmamışlar. Kurtarılan esirlerin Avrupa’ya götürülüp toprak, dil, kültür, inanç ve kimliklerinden uzaklaştırılacağı yerde, Şengal’de ihtiyaçları karşılanabilir.”
‘Her TAJÊ planında esirler vardı’
Rîham Hico, esirlerin birçok olumsuz durumla karşılaştığını belirterek şunları vurguladı: “Bu kişilerin çok büyük acılar yaşadığını biliyoruz; tecavüz ve çok büyük bir vahşete uğradılar ama içinde bulundukları bu psikoloji, bu kişilerin ülke dışına çıkarılmasıyla geçmiyor. Bu psikolojinin aşılması ancak kendi topraklarında ve sağlıklı yöntemlerle, büyük bir ilgiyle mümkün olur. Hamlemizin amaçlarından biri de budur; bu şekilde Şengal’i boşaltma siyasetini kabul etmiyoruz. Bu plan ve oyunlarla kurtarılan esirleri Êzidî kimliği, varlığı ve davasına karşı kullanmak istiyorlar. Bu yüzden büyük tehlikeler gördük ve bu tehlikelere göre adım atmak istedik. Bu hamle de bunun bir parçasıydı. Çünkü çoğu zaman esirler konusu sadece 3 Ağustos’ta dile getiriliyordu. Ama bizim TAJÊ olarak her planımızda esirler vardı. Ancak bazı kesimlerin sadece kongre, konferans, danışma toplantılarında onları konuşturduğu görülüyordu. Sadece o zamanlarda esirler akıllarına geliyordu.”
‘Korunma konusu temel bir meseledir’
Rîham Hico, Irak’ın Şengal’de askeri güçlerini artırmasından bahsederek şöyle devam etti:
“3 Ağustos 2026’dan sonra Şengal olağanüstü bir duruma girdi. Halk sükunet içindeydi, bir şey yoktu. Ama birdenbire Irak ordusu Şengal’in her yerine yayıldı. Hem mevcut karakollardaki asker sayısını artırdılar hem de kontrol noktalarının sayısını çoğalttılar. Bu kendi başına toplumda bir endişe yaratıyor. Düşünün, bir sabah kalkıyorsunuz ve her şey değişmiş. Sivil insanlar da soruyor; acaba bir şey mi oldu da bu kadar güç artırdılar? DAİŞ mi saldıracak? Ordu ile YBŞ mi çatışacak? Bu artış toplumun zihninde birçok soru oluşturuyor.
Onların gelişi büyük bir rahatsızlık yarattı
Toplumumuz fermandan ders çıkardı. Korunma konusu temel bir meseledir. Artık toplum kendi korunmasını kimseye emanet etmiyor. Êzidî toplumunun Şengalli olmayan, kendi toplumundan ve çocuklarından olmayan hiçbir güce güveni yok. Çünkü fermanda gördük, binlerce asker vardı ama ferman gerçekleştiğinde kimse Şengal’in sahibi çıkmadı. Bu yüzden korunma konusunda toplum hala Irak devletinin ne yapmak istediğini bilmiyor. Toplum bir savaş çıkmasından yana değil. Çünkü artık bu toplum başka bir savaşı kaldıramaz. Ama teslim olmaya, toplumun devletin esiri olmasına da razı değil. Êzidîlerin kendi koruma güçleri var. Eğer tüm Irak’ta sadece gayriresmi askeri güçler olsaydı hükümetin ‘Şengal’de koruma güçleri benim emir ve talimatlarım altında değil, gayriresmi güçler var’ deme hakkı olurdu. Ama biliyoruz ki Başûrê Kurdistan’dan Basra’ya kadar Irak sınırları farklı grupların elinde. Her grup bir yeri tutuyor. Zaten silahların toplanması kararından sonra da bu güçler tepki gösterdi ve ‘silah ve irademizi teslim etmiyoruz’ dedi. Her güç kendi gerekçelerini dile getiriyor. Hiçbirinin gerekçesi bizimki kadar anlamlı değil. Biz Êzidî toplumu olarak bir fermana uğradık, kendini koruma ve kendi kendini yönetme hakkımız var.”