Kirmanşan’da grev sonrası esnafa baskı

Jîna Emînî’nin katledilmesinin yıl dönümünde greve giden Kirmanşan esnafı, grevin ardından uyarı, ağır para cezaları ve dükkanların mühürlenmesiyle karşı karşıya kaldı.

SARA POURKHAZARİ

Kirmanşan – Rojhilat Kürdistan’ın Seqiz kentinden Kürt kadın Jîna Emînî’nin İran rejimi tarafından katledilmesinin ardından başlayan “Jin, jiyan, azadî” devriminin üzerinden dört yıl geçti. Jîna Emînî’nin katledilmesinin yıl dönümünde Kirmanşan’daki esnaf ve çarşı çalışanları, onun anısını yaşatmak ve İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı tutumlarını göstermek amacıyla 16 Eylül’de genel greve gitti. Kürt bölgelerinin birçok yerinde çarşıların tamamen, bazı yerlerde ise kısmen kapatıldığı grevde esnaf, hükümetin baskı ve tehditlerine rağmen kararından geri adım atmadı.

Grevin ardından dükkanlar mühürlenmeye başlandı

Grevden birkaç gün önce çok sayıda çağrı yayımlanırken hükümet, esnaf birliklerinin başkanları üzerinde baskı kurarak dükkanların mühürlenmesi ve iş ruhsatlarının iptal edilmesi tehdidinde bulundu. Ancak hükümetin tüm baskılarına rağmen grev gerçekleşti. Grevin sona ermesinden yalnızca birkaç gün sonra Kirmanşan’da greve katılan dükkanların mühürlenmeye başlandığı bildirildi. Son günlerde çok sayıda esnaf yazılı uyarı aldı. Uyarılarda görünürde esnaf kurallarına yönelik ihlallere işaret edilirken esnaf, bunların aslında 16 Eylül’deki greve yönelik bir tepki olduğunu düşünüyor. Esnafların aktardığına göre, grevin ardından çarşıda Tezîrat güçlerinin varlığı belirgin biçimde arttı ve görevliler başörtüsü başta olmak üzere çeşitli gerekçelerle ağır para cezaları keserek dükkanların mühürlenmesiyle tehdit ediyor.

Kirmanşan’ın İlahiyye Mahallesi’nde tuhafiye dükkanı işleten ve greve katılan esnaflardan Süreyya B., “Geçtiğimiz bir hafta içinde en az dört Tezîrat görevlisi dükkanıma geldi. Herhangi bir açıklama yapmadan, sadece dükkanıma gelen birkaç erkeğin satıcı olarak giyim tarzımdan şikayet ettiğini ve ürünleri iki katı fiyata sattığımı iddia ettiklerini söylediler. Oysa müşterilerimin neredeyse tamamı kadın ve bir erkeğin dükkana girmesi çok nadir yaşanıyor” ifadelerinde bulundu.

Esnaf korku aracılığıyla sindirilmek isteniliyor

Esnaf ve çarşı çalışanlarının toplum ekonomisinin temel yaşam damarlarından biri olduğuna dikkat çeken gazeteci Mahbube S., şu hususlara dikkat çekti:

“Ekonomi, toplum ve siyasetin kesişim noktasında yer alırlar ve esnafın her kolektif hareketi kısa sürede meşruiyet krizine dönüşebilir. Bu önem teorik bir yaklaşım değil, İran’da, Ortadoğu’da ve birçok otoriter yönetimde görülen tarihsel ve tekrarlanan bir gerçektir. Son yıllarda gerçekleştirilen geniş çaplı grev ve protestolarda bu kesim kilit bir rol oynadı ve birçok durumda acımasız baskılardan korkmadan ayaklanmalara destek vermeyi sürdürdü. Son grevlerde hükümetin Kirmanşan’da çeşitli bahanelerle mühürleme ve ağır para cezaları uygulamaya çalışmasının tek bir amacı var: Esnaf arasında korku yaratmak ve protestolara herhangi bir şekilde destek verilmesinin ağır baskıyla karşılanacağı yönünde tehdit mesajı vermek.”

Bir kozmetik dükkanının sahibi Süheyla R., “Dükkanım Kirmanşan’ın köşe başındaki caddesinde ve grevlerin ardından güvenlik güçleri benden dükkanın kamera görüntülerini teslim etmemi istedi. Ben de kamerayı bilerek kapattığım için bozuk olduğunu söyledim. Yaklaşık beş gün sonra birkaç görevli, kaçak ürün sattığım gerekçesiyle dükkanımı mühürledi. Oysa tüm ürünlerim İran malıydı ve satın alma faturaları dahi mevcuttu” sözleriyle yaşadığı baskıya dikkat çekti.

Hükümetin ‘esnaflar arasında güvensizlik yaratma’ politikası

Son dönemde yaşanan olaylar ve anlatılanlar, hükümetin esnafa yönelik baskısının yalnızca para cezaları, mühürlemeler ve doğrudan tehditlerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda hem bireysel baskı oluşturan hem de kolektif bütünlüğü hedef alan daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu gösteriyor. Hükümet, esnafı birbirinden ayırmak ve aralarındaki dayanışmayı parçalamak için mesleki tehditlerden söylenti yaymaya ve güvensizlik yaratmaya kadar çok katmanlı yöntemlere başvuruyor. Bu yaklaşım, sonraki grevlerin ortaya çıkmasını engellemeye yönelik.

Hükümet, ekonominin ve toplumun temel sütunlarından biri olan çarşının kriz dönemlerinde geniş çaplı bir ayaklanmanın başlangıç noktası haline gelebileceğini iyi biliyor. Son yıllardaki deneyimler de hükümete yönelik ilk darbenin çoğu zaman çarşıdan geldiğini gösterdi. Dükkanların koordineli şekilde kapatılması yalnızca güçlü bir siyasi mesaj vermekle kalmıyor, aynı zamanda günlük ekonomik akışı sekteye uğratarak hükümetin siyasi maliyetini artırıyor. Bu nedenle son dönemdeki baskılar, esnafı hem korkutmayı hem de birbirlerine karşı güvensiz hale getirmeyi amaçlayan önleyici bir politikanın parçası olarak görülmeli. Böylece gelecekte kritik anlarda geniş çaplı grevlerin ortaya çıkma ihtimalinin azaltılması hedefleniyor. Ancak geçmiş deneyimler, bu baskıların esnafı hiçbir zaman grevlerden geri adım atmaya itmediğini gösteriyor.