Qamişlo’da şiddet anketi: Koruma mekanizmalarından taviz verilmemeli
Qamişlo’da yapılan anket 2014 yılı öncesi kadının aile ve toplum içerisindeki hukuki konumunun tamamen görünmez kılındığına dikkat çekiyor. Araştırma, 2014 sonrası ise yeni yasa ve toplumsal değişimin kadın lehine eşitlikçi zemin inşa ettiğini kaydediyor.
Haber Merkezi- Rojava Kadın ve Çocuk Haklarını Koruma Araştırma Merkezi, Qamişlo kenti genelinde bir saha araştırması gerçekleştirdi. Araştırma, kadına yönelik şiddetin boyutlarını, 2012 kadın devrimiyle elde edilen hukuki kazanımları ve merkezi entegrasyon sürecinin doğurduğu belirsizlikleri somut verilerle ortaya koydu.
Araştırma; Cudi, Hilîlî, Qudûrbek, Anteriye, Kornîş ve Erbawî mahallelerinden toplam 600 kadınla yüz yüze yapılan anket görüşmelerine dayanıyor. Saha çalışması boyunca bini aşkın kadınla doğrudan temas kurularak hazırlanan rapor, mahallelerdeki Kongra Star ve Mala Jin (Kadın Evi) şubelerinin ortak saha desteğiyle tamamlandı.
2014 yılı öncesi
Araştırma, 2012 devrimi öncesindeki Baas rejimi döneminde kadının aile ve toplum içerisindeki hukuki konumunun tamamen görünmez kılındığına dikkat çekiyor. 2014 öncesi döneme ait kadına yönelik şiddet, çocuk yaşta evlilik ve çok eşlilik konularında sağlıklı resmi veya kurumsal verilerin bulunmaması; şiddetin "aile içi mesele" sayılarak gizlenmesi, örf, adet ve aşiret baskısının kadınlar üzerinde mutlak denetim kurmasından kaynaklanıyordu. Kadınların başvurabileceği bağımsız koruma mekanizmalarının bulunmadığı bu dönemde, Suriye merkezi kişisel statü hukuku erkeğe çok eşlilik hakkı tanırken, evlilik, boşanma, velayet ve miras gibi alanlarda kadınları tamamen eşitsiz bir konuma mahkûm ediyordu.
Kuzey ve Doğu Suriye’de kabul edilen kanunlar
2014 yılında Kuzey ve Doğu Suriye genelinde kabul edilen Kadın Kanunu ve ardından geliştirilen Aile Kanunu, çocuk yaşta evlilik ve çok eşliliği yasaklayarak kadın lehine eşitlikçi bir zemin inşa etti. Yasal çerçevenin yanı sıra Mala Jin, Kongra Star, SARA ve Kadın Asayişi gibi yapıların kurulmasıyla şiddete doğrudan müdahale eden bir kurumsal koruma ağı oluşturuldu. Süreç içerisinde erkeklerin eğitilmesi ve şiddet faillerine yönelik hukuki yaptırımların kararlılıkla işletilmesi somut bir caydırıcılık yarattı.
2026’nın ilk altı ayı
Mala Jin’in 2026 yılının ilk altı ayına ait resmi kayıtları, bu kurumsal kalkanın güncel işlevini ve dönemsel değişimi somut rakamlarla gösteriyor.
*2026’nın ilk altı ayında Mala Jin’e toplam 240 sorun başvurusu yapıldı.
*Bu başvuruların 109’u uzlaşı ve alternatif çözüm mekanizmalarıyla çözüme kavuşturuldu, 36 dosya ise adli mercilere sevk edildi.
*Başvuruların 153’ünü doğrudan kadın-erkek arasındaki çatışmalar ve erkek şiddeti vakaları oluşturdu.
*2014 öncesinde aynı zaman dilimlerinde onlarca başvuruya konu olan çok eşlilik uyuşmazlıkları, yasal yasak ve bilinçlendirme çalışmaları sonucunda 2026'nın ilk yarısında yalnızca 5 başvuru ile sınırlı kaldı.
Görüşülen kadınların tamamı, yakıt ve mazot fiyatlarındaki artış, gıda enflasyonu, işsizlik ve gelir kaybının aile içi gerilimleri tırmandırdığını beyan etti. Ekonomik kriz tek başına şiddetin kaynağı olmasa da kadının erkeğe maddi bağımlılığını artırarak şiddet ortamından ayrılmasını, bağımsız bir yaşam kurmasını ve hukuki süreç yürütmesini doğrudan engelliyor. Bu durum ekonomik krizi bir geçim sıkıntısı olmanın ötesine taşıyarak can güvenliği ve özgürlük sorununa dönüştürüyor. Yıllardır süren savaş, göç hareketleri, aşırı sıcaklar ve yetersiz sağlık koşulları da toplumsal stresi sürekli besleyen etkenler arasında sıralandı.
Yeni askeri, siyasal ve idari entegrasyon sürecinin yansıması
Raporun en dikkat çekici tespiti, yeni askeri, siyasal ve idari entegrasyon sürecinin toplumdaki güç dengelerine yansıması oldu. Yerel kurumların merkezi sisteme entegre edilme sürecindeki belirsizlik, kadınlarda kazanımlarını kaybetme korkusu yaratırken, erkeklerde "artık eski müdahale mekanizmaları işletilmeyecek" algısıyla bir rahatlama ve cezasızlık cesareti doğurdu.
13 Mart 2025 tarihinde yürürlüğe giren Suriye Anayasal Bildirgesi'nin eşitlik ve çalışma haklarına yer vermesine karşın, İslam fıkhını temel yasama kaynağı olarak belirlemesi, kişisel statü hukukunda 2014 öncesi Şer'i hukuka dönüleceği kaygılarını artırdı. 2026 yılında kurulan 210 sandalyeli geçiş parlamentosunda kadınlara yalnızca 21 koltuk (yüzde 10) ayrılması, anayasal süreçlerde kadın iradesinin sınırlandırıldığının somut göstergesi olarak değerlendirildi. Ayrıca kamusal alanda hareket serbestisinin kısıtlanacağı ve kadınların çalışma hayatından uzaklaştırılacağına dair dolaşıma sokulan söylentilerin de hukuki belirsizlikle birleşerek güvensizliği beslediği aktarıldı.
Kadınların ortak itirazı
Araştırmada, Qamişlo’da açığa çıkan endişelerin tüm Suriye geneline yayıldığı vurgulandı. Aralık 2024’te Şam’da yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen ve laik yönetim ile eşit yurttaşlık haklarını savunan gösterilere atıf yapılan raporda, kadınların dini referanslara dayalı bir hukuk düzenine karşı ortak bir itiraz geliştirdiği kaydedildi.
Saha raporunun sonuç bölümünde; kadına yönelik şiddete karşı en büyük güvencenin yalnızca yasa maddeleri değil, 2014’ten bu yana inşa edilen öz örgütlülük, Mala Jin ağı ve fiili müdahale mekanizmaları olduğu belirtilerek, kadınların temel talebinin bu kurumsal koruma kalkanının hiçbir taviz verilmeden korunması olduğu vurgulandı.