Gabes’te ‘zarar yok’ kararı tepki çekti: Bedenlerimiz bunun tersini söylüyor

Gabes’te kimya kompleksine ilişkin davanın ‘zararın kanıtlanamadığı’ gerekçesiyle reddedilmesine tepki gösteren ‘Kirliliği Durdur” kampanyasının aktivisti Lina Dhaheri, “Mahkemeler zarar olmadığını söylüyor ama bedenlerimiz bunun tersini söylüyor” dedi.

ZOUHOUR MECHERGUI

Tunus- Şubat ayı sonunda Tunus yargısı, Gabes’teki kimya kompleksine ait kirletici ünitelerin kapatılması talebiyle açılan davayı, ‘zararın kanıtlanamadığı’ gerekçesiyle reddederek dosyayı kapattı. Bu karar, bölge sakinleri ve çevre aktivistleri arasında geniş çaplı tepkiye yol açtı. Mahkeme süreci boyunca sunulan teknik raporlara rağmen, Gabes halkı bölgede artan solunum yolu hastalıkları, kanser vakaları, kısırlık ve doğum kusurları gibi sağlık sorunlarının açık bir şekilde çevresel kirlilikle bağlantılı olduğunu savunuyor.

Duruşma sürecinde hakim tarafından açıklanan kısa karar, salonda ve dışında bekleyen ailelerde büyük hayal kırıklığı yarattı. Kararın ardından Gabes’te “zarar”ın günlük yaşamda hissedildiğini belirten vatandaşlar, bunun tıbbi raporlardan çok hastalıklar, kayıplar ve artan sağlık sorunlarıyla görünür hale geldiğini ifade ediyor. Aktivistler ise yıllardır devam eden çevresel tahribatın göz ardı edilmesine tepki göstererek, kararın şehirdeki öfkeyi daha da artırdığını dile getiriyor.

‘Yaratılan zarar için bedenlerimize bakılması yeterli’

“Kirliliği Durdur” kampanyasının aktivisti Lina Dhaheri, “Her hafta kanser nedeniyle hayatını kaybedenleri toprağa verirken zararın nasıl kanıtlanamadığını söyleyebiliriz?” diyerek karara tepki gösterdi. Lina Dhaheri, “Mahkemeler zarar olmadığını söylüyor ama bedenlerimiz bunun tersini söylüyor” ifadelerini kullandı. Bu çelişkinin anlaşılması için mahkeme salonunun dışına çıkıp Gabes’teki günlük yaşama bakmanın yeterli olduğunu kaydeden Lina Dhaheri, “Zarar artık yasal belgelerde değil, hayatın içinde. Yorgunluk, baş ağrısı, nefes darlığı gibi şikayetler sıradan hale geldi. Şehre dışarıdan gelen ziyaretçiler bile burada bitkin uyanıyor” ifadelerini kullandı.

‘Kadınların üreme sağlığı etkileniyor’

Yargı raporlarda ‘zararın kanıtını’ ararken, aktivistler ise kendi yaşamlarını ve bedenlerini somut bir kanıt olarak gösteriyor. “En ciddi hastalıklar kadınların üreme sağlığını etkiliyor” diyen Lina Dhaheri, “Kısırlık vakalarından yeni doğanlarda görülen genetik anormalliklere, neredeyse her evde kanser vakalarına kadar uzanan bir tabloyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Sağlık sorunlarının bununla da sınırlı olmadığını belirten Lina Dhaheri, çocuklarda kemik hastalıklarının yaygınlaştığına dikkat çekerek, “Öğretmen olan annem, öğrencilerinden birinin neredeyse her ay kemik kırığı yaşadığını söylüyor. Bu artık normal değil” sözlerine dikkat çekti.

‘Ölümler ve doğum anomalileri sağlık kayıtlarında yer alıyor’

Resmi istatistiklere sahip olmadıklarını, ancak devlet hastanelerinin bu vakalara tanıklık ettiğini ifade eden Lina Dhaheri, kanserden ölümler ve doğum anomalilerinin sağlık kayıtlarında yer aldığını söyledi. Lina Dhaheri, buna rağmen, bölgenin yaşadığı bu tabloyu karşılayacak yeterli sağlık altyapısının, özellikle de donanımlı hastanelerin eksikliğine dikkat çekti.

Lina Dhaheri, geçmişe dönüp bakıldığında verilen kararın yarattığı şokun daha iyi anlaşılabildiğini söyledi. Kalkınma söylemiyle şehre kurulan kimya kompleksinin zamanla Gabes’in yapısını değiştirdiğini belirten Lina Dhaheri, “Akdeniz’deki kıyı vahamızı kaybettik, denizi kaybettik, havayı kaybettik ve şimdi birbirimizi kaybediyoruz” dedi. Lina Dhaheri, son dönemde çoğunluğu çocuklar olmak üzere yaklaşık 20 boğulma vakasının kaydedildiğini ve bölgede nörolojik semptomlara dair endişelerin arttığını da aktardı.

Ayrıca Lina Dhaheri, Temmuz ayında başlayıp Aralık ayına kadar süren protesto dalgasını hatırlattı. Yaklaşık 160 bin kişinin katıldığı bu gösterilerin, 11 Aralık’ta greve dönüşerek zirveye ulaştığını belirtti. Lina Dhaheri, bu süreçte devlet güçlerinin ‘güvenlik’ adı altında göstericilere göz yaşartıcı gaz kullandığını, çok sayıda kişiyi gözaltına aldığını ve bazı katılımcılar hakkında çeşitli suçlamalarda bulunulduğunu aktardı.

‘Buradaki her kazanım herkes için bir umut kaynağıdır’

Bugün mahkeme kararının ardından Gabes’teki aktivistler çağrılarını yineliyor. “Davamız yerel değil, tüm Tunusluların davasıdır” diyen aktivistler, Gabes’i maden havzası, Sfax ve Raoued gibi kirlilikten etkilenen diğer bölgelerle ilişkilendirerek, “Buradaki her kazanım herkes için bir umut kaynağıdır” ifadelerini kullanıyor. 2012’de başlatılan “Kirliliği Durdur” kampanyasından bu yana değişmeyen taleplerini hatırlatan aktivistler, “Temiz hava, kirlenmemiş bir deniz ve içilebilir su” çağrısında bulunuyor.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said 2014’te Gabes’i “felaket şehri” olarak nitelendirdiğini hatırlatan aktivistler, “Felaket bugün de devam ediyor; ‘zararın kanıtlanmaması’ kararı ise bedenlerimizde ve çocuklarımızda yaşadığımız gerçeği ortadan kaldırmıyor” sözlerine dikkat çekiyor.