Hule Şebeh: Gazeteciler üzerindeki baskı özgür gazeteciliği sınırlıyor

Gazetecilere yönelik artan baskı, adli takibat ve kışkırtma kampanyalarının özgür gazeteciliği tehdit ettiğine dikkat çeken Hule Şebeh, “Mevcut kısıtlamalar ve mesleki güvencesizlik, gazetecilerin çalışma kapasitesini zorluyor” dedi.

Tunus- 14 Ocak 2011 Devrimi’nden bu yana Tunus medyası, yalnızca Kuzey Afrika’da değil, bölgede de demokratik geçişin en önemli kazanımlarından biri olarak öne çıktı. Bilgiye erişim hakkı ve ifade özgürlüğünün yansıması olarak basın, matbaa ve yayın özgürlüğünü güvence altına alan 115 sayılı kararnameyle güçlenen medya, son yıllarda ise derin dönüşüm ve belirgin bir gerileme yaşadı. Medya ortamı, kamuoyu tartışması ve hesap verebilirlik açısından geniş bir alandan giderek daralan ve risklerle çevrili bir ortama dönüşürken, gazeteciler de hapis cezaları ve adli soruşturmalarla karşı karşıya kaldı.

Bilgi ve iletişim sistemleriyle bağlantılı suçlarla mücadeleye ilişkin 2022 tarihli 54 sayılı kararnamenin yürürlüğe girmesi, bu gerilemede önemli bir dönüm noktası oldu. Özellikle 24. madde başta olmak üzere geniş yorumlanabilen hükümleriyle kararname, dijital alanı düzenleyen bir metin olmaktan çıkarak ifade özgürlüğünü sınırlamak ve gazetecileri yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakmak için kullanılan bir araca dönüştü. İfade ve görüş özgürlüğünü korumak yerine özgür gazeteciliği yargı süreçlerine taşıyan bir hukuki zemine dönüşen kararname, gazetecilik faaliyetlerinin aksamasına, korku ve otosansür ortamının oluşmasına yol açtı. Tunus Gazeteciler Sendikasına göre gazeteciler bugün, Dördüncü Kuvvetin temellerini ve demokratik kazanımları tehdit eden bir olağanüstü durumla karşı karşıya.

Gazeteciler için kampanya

Tunus Gazeteciler Sendikası Üyesi gazeteci Hule Şebeh, sendika başkanının hapishanelerdeki gazetecilerle Ulusal Dayanışma Günü kapsamında düzenlediği basın toplantısında ilan ettiği gazetecilikte olağanüstü durumun ardından gazeteciler tarafından çeşitli girişimler başlatıldığını söyledi. 15 Eylül’de tutuklu meslektaşlarıyla dayanışma amacıyla “Suçlama: Gazeteci” ortak sloganıyla bir kampanya başlatıldığını kaydeden Hule Şebeh, kampanyanın bir dizi dijital medya paylaşımıyla yürütüldüğünü ve sendikanın da bu girişimi sahiplenerek dijital medya platformlarında daha geniş bir alana taşıyacağını ifade etti.

Gazeteciler tarafından önerilen ve çalışma ekipleri içerisinde görüşülen çok sayıda başka girişimin de bulunduğuna işaret eden Hule Şebeh, bunların yakın zamanda gazeteciler sendikasının gözetiminde bir dizi hareketlilik kapsamında hayata geçirileceğini kaydetti. Hule Şebeh, tüm bunların Tunus’taki durumun kötüleştiği, gazeteciler açısından son derece kötü ve bir olağanüstü durum olarak nitelendirilen bir ortamda gerçekleştiğini vurguladı.

Çok sayıda soruşturma açıldı

Gazetecilere yönelik kışkırtma kampanyalarının arttığını belirten Hule Şebeh, yılın başından bu yana gazetecilere karşı 20’den fazla kampanya kaydedildiğini söyledi. Bunun yanı sıra yalnızca bu yıl içinde adli soruşturmaların da arttığını ve Tunus yargısı tarafından gazeteciler hakkında yaklaşık 11 özgürlükten yoksun bırakma kararı verildiğini belirten Hule Şebeh, bunlar arasında istinaf aşamasındaki kararların da bulunduğunu ifade etti.

Gazetecilerin, haklarında verilen gıyabi kararlar karşısında da şaşkınlık yaşadığını aktaran Hule Şebeh, gazetecilerin bu kararlara yargı önünde itiraz ettiğini ve duruşmaların önümüzdeki aylarda yapılmasının kararlaştırıldığını belirtti. Medya üzerinde gerek adli takibat gerekse kışkırtma ve nefret söylemleri yoluyla uygulanan baskının güvenli olmayan bir ortam oluşturduğunu ve yayımlanan içerikler üzerinde bir tür otosansüre yol açtığını sözlerine ekleyen Hule Şebeh, bunun da en tehlikeli durum olduğunun altını çizdi.

Baskılar ifade özgürlüğünü sınırlıyor

İfade özgürlüğünün sınırlandırılması ve gazetecinin takipler ve kampanyalar yoluyla baskı altına alınmasının kaçınılmaz olarak büyük bir psikolojik baskıya yol açtığını dile getiren Hule Şebeh, bunun da gazetecinin özgürlüğünü fiilen sınırlayarak sürekli korkuya maruz kalmasına neden olduğu uyarısında bulundu. Hule Şebeh, özellikle bu kampanyaların gazetecilerin özel hayatlarını hedef alma, itibarlarını zedeleme ve dosya uydurma noktasına kadar ulaştığını kaydetti. Bu durumun Tunus’ta gazetecilerin çalışmalarının sürdürülebilirliği açısından çok tehlikeli olduğunu vurgulayan Hule Şebeh, sözlerine şöyle devam etti:

“Gazeteciler, Tunus’ta gazeteciliğin başladığı yıllardan bu yana farklı görüşlerin, iktidarı destekleyen ve muhalif seslerin aktarılmasında önemli bir rol oynadı. Bu da kamuoyu diyaloğu için alanlar oluşturdu. Bugün uygulanan baskı, kamuoyu diyaloğunun etkinliğini kaçınılmaz olarak sınırlayacak. Siyasi söylemlerin ve kamu politikalarının eleştirel bir şekilde ele alınmasından uzak, tek taraflı bir söylem ortaya çıkacak. Alternatiflerin sunulduğu, programların açıklandığı ve bazı uygulamaların eleştirildiği alanlar da daralacak. Bu durum, Tunus’ta bazı yetkililerin de kullandığı bir dizi kışkırtıcı söylemin sonucu. Gazetecilere yönelik bu yaklaşım, özgür gazetecilik faaliyetlerine karşı bir tepkinin oluşmasına yol açtı. Gazeteciler aslında inandıkları bir mesleği yapıyor. Ancak mevcut kısıtlamalar ve baskılar, gazetecilerin mesleklerini özgürce yapma ve çalışma kapasitesini sınırlayabilir. Bütün gazeteciler bu baskılarla aynı şekilde başa çıkabilecek durumda değil. Özellikle mesleki güvencesizliğin yanı sıra aile çevresi ve toplumsal çevreden gelen sosyal baskıların da bulunduğu bir ortamda gazetecilerin durumu değişti.”

‘İnsanlar mesleklerini sürdürmekte zorlanıyor’

Bilgi kaynaklarının açıklama yapmayı ve bilgi paylaşmayı ne ölçüde kabul ettiğiyle ilgili bir sorun bulunduğuna işaret eden Hule Şebeh, özellikle sektörün idari kapatma ve gazetecilerin bilgiye ulaşmasının önüne hukuka aykırı engeller koyan bir dizi genelgeyle pekiştirilen bir kapanma durumu yaşadığını belirtti. Bu genelgelerin, gerçeğin değiştirilmesindeki etkinliğini sınırlamak amacıyla basın gibi aracı kurumları zayıflatmaya çalıştığını söyleyen Hule Şebeh, gazetecilik mesleğinin devamlılığının da başlı başına baskı altında olduğunu ve gazetecilerin çalışmalarını sınırlayabilecek çok sayıda uygulamanın bulunduğunu kaydetti.

Bazı gazetecilerin kendilerine uygulanan baskılar nedeniyle bu sektörden ayrılmayı tercih ettiğini belirten Hule Şebeh, çok sayıda gazetecinin Tunus içinde mesleğini sürdürmekte zorlandığını ve başka ülkelere çıkmak, sığınma talebinde bulunmak zorunda kaldığını ifade etti. Bunun Tunus için utanç verici olduğunu değerlendiren Hule Şebeh, bu alanın gazetecilerin çalışması açısından kapalı ve boğucu bir hale geldiğini, bunun da bazı gazetecileri içerik üretmek ve daha özgür çalışmak için ülkeden ayrılmaya zorladığını söyledi.

Hule Şebeh, “Bugün benzeri görülmemiş bir durumdayız. Geçmiş yıllarda da kışkırtma ve baskı olmasına rağmen basın özgürce görüşlerini ifade edebiliyordu. Ancak son dönemde gazetecilerin inandıkları bu mesleği yapması zorlaştı” dedi. Meslek örgütlerinin gazetecilere yönelik müdahaleler konusunda gerekli adımları atabilecek, gazetecilerin davalarına baskı ve destek yoluyla sahip çıkabilecek kapasitede olduğunu vurgulayan Hule Şebeh, tüm bu baskılarla mücadelede gazetecilerin meslektaşlarına ve kendilerine destek vermesine her zaman güvendiklerini belirtti.