Kendi küllerinden doğan Şengal hedefte!
74.Ferman’da yer alan güçlerle bugün Şengal’i tehdit eden güçler aynıdır. Ferman sürecinde Şengal’i yalnız bırakan, çetelerin daha fazla ilerlemesine engel olmayan güçler; bugün de Şengal’in savunucularına karşı mevzileniyor.
BÊRÎVAN İNATÇI
Haber Merkezi - Rojava Kürdistanı’na yönelik soykırım saldırılarının, Rêber Apo tarafından “ikinci uluslararası komplo” olarak değerlendirilmesinin ardından, Şengal de yeniden tehdit edilmeye başlandı. Türkiye devletinin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın tehditlerinden sonra, Şengal’de hem Haşdi Şabi hem de Irak ordusu hareketlenmeye başladı.
74.Ferman sırasında Êzidî toplumuna yönelik saldırılar karşısında silahlarını bırakıp Şengal’i terk eden ordunun, bugün yeniden silahlanarak mevziler oluşturduğunu görüyoruz. Ancak bu kez kurulan mevziler, Ferman’dan sonra kendi küllerinden yeniden doğan Êzidî toplumunun çocuklarına karşıdır.
Bu noktayı burada bırakalım ve biraz tarihe dönelim.
Şengal’den bir anı
Yazıma kişisel bir anıyla başlamak istiyorum. Yıl 2017’ydi. 2014’te Êzidî toplumu için Şengal’e giden bir YJA-Star savaşçısıyla birlikte Xanesor sokaklarında yürüyorduk. Bana anılarını anlatıyordu; kimi zaman gülerek, kimi zaman tanıklıklarını ağır bir sessizlikle dile getirerek ilerliyorduk.
Beyaz giysiler içindeki bir Êzidî anne, biz ona yaklaşmadan aniden yerinden kalktı. Ona sarıldım, ancak o kadın savaşçının elini öptü. Sözleri hâlâ hafızamda: Kadın savaşçı utangaç bir şekilde elini çekmeye çalışırken, anne şöyle diyordu: “Sizi unutmadık. Bizim için ne yaptığınızı biliyoruz.”
O el bir fikrin elidir
Yıllar geçti, fakat bu anı zihnimden silinmedi. O anne, daha önce hiç görmediği bir kadın savaşçının elini öptü. Onu gerilla kıyafetinden tanımıştı. Fakat öptüğü el, yalnızca bir insana ait değildi. O el, bir fikrin eliydi; halkı bir soykırımdan koruyan bir gücün eliydi.
O güç, Êzidî toplumunun kendi sistemini kurmasının, varlığını kalıcı hale getirmesinin ve kendini güçlendirmesinin temelini oluşturmuştu. Artık fermanlar yaşanmasın diye atılmış bir adımdı.
Adını bugün hatırlayamadığım o annenin yüz hatları, Ferman’ın korkusunu hâlâ taşıyan gözlerindeki gölge ve HPG ile YJA-Star savaşçılarının DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadeleyle birlikte yeniden doğan umut ışığı hâlâ hafızamda. O kadın, Ferman’ın tanığıydı; o el ise kendilerini kurtaranların eliydi.
Ferman’dan sonra 11 yıl
Şengal, Ferman’dan sonra geçen 11 yılda adeta kendi küllerinden yeniden doğdu. Eğitimden öz savunmaya kadar, yeni fermanların önüne geçebilmek için her alanda kendi özerk sistemini güçlendirdi. Ferman’ın en ağır acılarını yaşayan kadınlar, yürüttükleri mücadeleyle Şengal’in üzerine çöken karanlığı dağıttı.
DAİŞ’in elinden kurtarılan Êzidî kadınlar silahlanarak direniş saflarında yer aldı ve bir daha aynı fermanın yaşanmaması için toplumlarına umut oldu. Bu 11 yıl boyunca yalnızca DAİŞ saldırıları değil, DAİŞ’e destek veren güçlerin saldırıları da yaşandı. Türkiye devletinin saldırıları sonucu Şengal’in nice gençleri toprağa düşmedi mi?
Amaç aynı
Bugün bir kez daha Şengal tehdit altında. Binlerce HPG ve YJA-Star savaşçısının uğruna savaştığı Şengal, 2018’de güçlerin Medya Savunma Alanları’na çekilmesinin ardından da Türkiye devletinin işgal saldırılarına karşı direnişini sürdürdü. Birçok savaşçı, hatta kimyasal silah saldırıları sonucu yaşamını yitirdi.
Ancak bugün Şengal yeniden tehditlerle karşı karşıya. Acı olan şu ki, DAİŞ tarafından kaçırılan Êzidî kadınların yıllar sonra Ankara’da nasıl ortaya çıktığını unutmuş gibi davranılıyor.
Artık daha net görülen bir gerçek var: 74. Ferman sürecinde rol alan güçlerle bugün Şengal’i tehdit eden güçler aynıdır. Amaç değişmemiştir.
Fakat Êzidî kadınların ve özgürlük iradesiyle kendi küllerinden yeniden doğan Êzidî toplumunun kararlılığı da açıktır. Ferman sırasında halkına siper olan Şengal Dağı, çetelerin ilerlemesine nasıl izin vermediyse, bugün de Şengal’in savunucularına siper olmaya devam ediyor.