KCDP: Cezasızlık kadınların yaşam hakkını tehdit ediyor
KCDP'nin 2026'nın ilk altı ayına ilişkin raporuna göre kadınlar en çok evlerinde ve en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi. Platform, etkin soruşturma yürütülmemesi ve cezasızlık politikalarının kadın cinayetlerini artırdığına dikkat çekti.
İstanbul – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun (KCDP) 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin raporuna göre, kadınlar en çok evlerinde ve en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi. Platform, şüpheli kadın ölümlerinde belirgin artış yaşandığını belirterek, etkin soruşturma yürütülmemesi ve cezasızlık politikalarının kadınların yaşam hakkını tehdit etmeyi sürdürdüğünü vurguladı.
KCDP, yılın ilk altı ayında yaşanan kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümlerine ilişkin hazırladığı raporu İstanbul'da Bilim Beyoğlu'nda düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Toplantıya Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Kadın Zamanı Derneği, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), Ekmek ve Gül, Türkiye İşçi Partisi (TİP), CHP İstanbul Kadın Kolları, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Kadın Meclisi ile Halkların Demokratik Kongresi (HDK) İstanbul Kadın Meclisi temsilcileri katıldı.
‘Aileler devletin yapması gerekeni yapıyor’
Toplantının açılış konuşmasını yapan KCDP Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, şüpheli kadın ölümlerinde etkin soruşturma yürütülmediğini belirterek, devletin yerine getirmesi gereken soruşturma yükümlülüğünün ailelerin omuzlarına bırakıldığını söyledi.
Yakınlarını kaybeden ailelerin hem yas tuttuğunu hem de gerçeği ortaya çıkarmak için mücadele etmek zorunda kaldığını dile getiren Gülsüm Kav, “Normal bir hukuk devletinde bunu ailelerin değil, savcıların ve kolluk kuvvetlerinin yapması gerekir. Ama bugün bu görevi aileler üstlenmek zorunda kalıyor” dedi.
Şüpheli kadın ölümü dosyalarının yeterli inceleme yapılmadan kapatıldığını belirten Gülsüm Kav, ölüm olaylarında ilk saatlerde delil toplanmasının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, etkin soruşturmanın hukuk devletinin temel sorumluluğu olduğunu ifade etti.
‘6284 uygulanmadığı için kadınlar ölüyor’
İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı Kanun'un kadınların yaşam hakkını koruyan temel mekanizmalar olduğunu vurgulayan Gülsüm Kav, “6284 uygulanmadığı için kadınlar ölüyor. Mesele yalnızca failleri cezalandırmak değil, kadınlar öldürülmeden önce onları koruyabilmektir. İstanbul Sözleşmesi tam da bunun için hazırlanmıştı” diye konuştu.
Şüpheli kadın ölümü dosyalarının karanlıkta bırakılmasının yeni hak ihlallerine zemin hazırladığını söyleyen Gülsüm Kav, bütün dosyaların yeniden ve etkin biçimde soruşturulması gerektiğini belirtti.
‘Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldü’
KCDP Genel Sekreteri Fidan Ataselim ise kadın cinayetlerine ilişkin verilerin yıllardır değişmediğini belirterek, artık “Kadınlar neden öldürülüyor?” sorusunun yanında “Neden önlenmiyor?” sorusunun da sorulması gerektiğini söyledi.
Fidan Ataselim, "İlk altı ayda öldürülen kadınların yüzde 43'ü evli olduğu erkek, yüzde 7'si ise boşandığı erkek tarafından öldürüldü. Kadınların yüzde 61'i evlerinde yaşamını yitirdi. Yüzde 52'si ise ateşli silahla öldürüldü. Bu veriler yıllardır değişmiyor" dedi.
Koruma kararlarının uygulanmadığını belirten Fidan Ataselim, öldürülen kadınlardan sekizinin hakkında koruma kararı bulunduğunu hatırlatarak, kamu kurumlarının kadınları koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğini söyledi.
‘Şüpheli kadın ölümleri artıyor’
Şüpheli kadın ölümlerinde belirgin artış yaşandığını ifade eden Fidan Ataselim, bunun cezasızlık politikalarının sonucu olduğunu belirtti.
Fidan Ataselim, “Şüpheli kadın ölümlerinin büyük bölümü etkin biçimde soruşturulmuyor. Dosyalar karartılıyor, gerçekler ortaya çıkarılmıyor. Alınmayan önlemler ve cezasızlık politikaları kadınların yaşam hakkını tehdit etmeyi sürdürüyor” ifadelerini kullandı.
Kadın ve Adalet Vakfı bünyesinde oluşturulan yeni yapıyı takip edeceklerini belirten Fidan Ataselim, faili meçhul ya da intihar ve kaza denilerek kapatılan dosyaların yeniden açılıp açılmayacağının takipçisi olacaklarını söyledi.
Ailelerden adalet çağrısı
Basın toplantısında şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınların yakınları da söz aldı.
Büyükçekmece'de katledildikten sonra cenazesi denize atılan Sedef Güler'in annesi Gülizar Sevim, dosyadaki delillerin eksik olduğunu belirterek, “Failler dışarıda geziyor. Kamera kayıtları yok, otopsi dosyasına ulaşamıyorum. Adalet istiyorum” dedi.
Sêrt'te kaybedilen Mekiye Akyel'in kardeşi Halime Pilğir ise kardeşinin cenazesinin hala bulunamadığını belirterek, tehditlere rağmen adalet mücadelesini sürdüreceğini söyledi.
Aysun Yıldırım'ın annesi Hüsniye Yıldırım da kızının ölümüne intihar süsü verildiğini belirterek, dosyanın iki kez kapatıldığını ve yıllardır adalet aradıklarını ifade etti.
Toplantı, şüpheli kadın ölümlerinde yaşamını yitiren kadınların yakınlarının adalet çağrılarıyla sona erdi.