Kadınlardan taciz failinin göreve iade edilmesine tepki

Rojhilat Kürdistan'da kadın hakları savunucuları bir dilekçe yayınlayarak, Kürdistan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Cemal Muhammedi'nin cinsel taciz suçlamalarının ardından görevine iade edilmesine tepki gösterdi.

Haber Merkezi – Rojhilat Kürdistanlı bir grup kadın hakları savunucusu, Kürdistan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Cemal Muhammedi hakkında hazırladıkları dilekçeyi Rojhilat Kürdistan'daki akademik çevrelere, sivil toplum kuruluşlarına ve kamuoyuna açıkladı. Dilekçede, kadın öğrencilere yönelik cinsel taciz ve cinsel saldırı suçlamalarıyla hakkında soruşturma açılan Cemal Muhammedi'nin ilk aşamada üniversiteden ihraç edildiği, ancak temyiz sürecinde kararın bozulmasıyla yeniden görevine iade edildiği belirtildi.

Kadın aktivistler tarafından hazırlanan dilekçede, dosyanın çok sayıda kadın öğrencinin Cemal Muhammedi hakkında yaptığı şikâyetler üzerine açıldığı ifade edildi. İlk inceleme sonucunda üniversiteden ihraç edilen Cemal Muhammedi'nin, Bilim Bakanlığı'na bağlı temyiz kurulu tarafından verilen kararla yeniden üniversiteye döndüğü aktarıldı.

İmzacılar, söz konusu dosyanın yalnızca bireysel bir vakadan ibaret olmadığını, aksine özellikle akademik kurumlarda cinsel tacizin yeniden üretilmesine ve güç sahibi kişilerin hesap vermekten kaçmasına zemin hazırlayan yapısal sorunları ortaya koyduğunu vurguladı.

Hesap verebilirliği güçlendirmek

Kadın aktivistler, Cemal Muhammedi'nin göreve iade kararının yeniden değerlendirilmesini, dosyanın öğrenci tanıklıkları ve sunulan belgeler ışığında tekrar incelenmesini, ayrıca şikâyetçi öğrenciler ile tanıkların hukuki, psikolojik ve akademik açıdan korunmasını, haklarında herhangi bir baskı ya da misilleme girişiminin engellenmesini talep etti.

Dilekçede ayrıca, üniversitelerde cinsel taciz başvurularını değerlendirecek bağımsız ve şeffaf mekanizmaların oluşturulması, taciz ya da tecavüze maruz bırakılanlara idari süreçlerden bağımsız psikolojik ve sosyal destek hizmetlerinin sunulması ile öğretim üyeleri ve öğrenciler arasındaki mesleki ilişkiyi düzenleyen, bildirim ve hesap verebilirlik süreçlerini açıkça belirleyen politikaların hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.

Dilekçenin sonunda ise üniversitelerde güvenliğin yalnızca idari kararlarla sağlanamayacağı belirtilerek, güç istismarını önleyecek, şeffaflığı ve hesap verebilirliği güçlendirecek kurumsal reformların hayata geçirilmesinin, daha güvenli ve adil bir eğitim ortamı oluşturmanın temel koşulu olduğu vurgulandı.