Kadınlardan öğrencilere: İran’da baskılar yeni bir boyuta ulaştı

İnsan hakları kuruluşlarının yayımladığı son raporlara göre İran’da kadınlar, öğrenciler, gazeteciler ve sivil toplum aktivistleri üzerindeki baskılar sürüyor.

Haber Merkezi – İran’da gözaltılar, tutuklamalar, işten çıkarmalar, güvenlik soruşturmaları ve siyasi baskılar sürerken, insan hakları örgütleri zorla kaybetmeler, ağır kefalet uygulamaları, zorla alınan itiraflar ve idam cezalarındaki artışa dikkat çekiyor. Hak savunucuları, kadınlar, öğrenciler, gazeteciler ve adalet arayışındaki ailelerin artan baskılarla karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Kum’daki Lengerud Cezaevi’nde yüzlerce kadın belirsizlik içinde

Kum’daki Lengerud Cezaevi’nden gelen bilgiler, 2025 yılında düzenlenen ülke çapındaki protestolar sırasında gözaltına alınan kadınların durumuna ilişkin endişeleri artırdı. İnsan hakları kaynakları, cezaevinin kadınlar koğuşunda yüzlerce tutuklunun bulunduğunu, gerçek sayının ise açıklanan rakamların üzerinde olabileceğini ifade ediyor.

Tutukluların önemli bir bölümünü genç kadınlar ve yaşı küçük kişiler oluşturuyor. Bu kişilerin aylardır haklarında kesin bir yargı kararı verilmeden cezaevinde tutulduğu belirtiliyor. İnsan hakları savunucuları, uzun süreli tutukluluk uygulamasının protestocular üzerinde psikolojik baskı aracı olarak kullanıldığını öne sürüyor.

Kadınlara yönelik baskılar sürüyor

Sine kentinde kadın hakları savunucusu ve sivil toplum aktivisti Süheyla Muta’i, hakkında verilen hapis cezasının infazı için cezaevine gönderildi. Süheyla Muta’i, daha önce 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri sırasında gözaltına alınmış ve kefaletle serbest bırakılmıştı.

Ağacari’de ilkokul öğretmeni Furug Hüsrevi’nin sözleşmesinin feshedildiği bildirildi. Sendikal kaynaklar, kararın yasal süreçler tamamlanmadan ve güvenlik kurumlarının baskısıyla alındığını ifade etti.

Şiraz’da yaşayan şair Fernaz Caferzadegan ise elektronik kelepçeyle infaz edilmek üzere hapis cezasına ve iki yıl yurt dışına çıkış yasağına mahkum edildi. Hakkındaki kararda, daha önce resmi izinle yayımlanmış bazı şiir ve yazılarının da delil olarak kullanıldığı belirtildi.

Tahran’daki Evin Cezaevi’nde tutulan Zehra (Mehsa) Cemali’ye de altı ay ek hapis cezası verildi.

Meşhed’de iki çocuk annesi def sanatçısı Faize Salihabadi’nin tutukluluğu devam ediyor. Ailesinin belirlenen 4 milyar tümenlik kefaleti karşılayamaması nedeniyle serbest bırakılmadığı bildirildi.

Yine Meşhed’de Azer Yahu hakkında kefalet kararı verilmesine rağmen güvenlik kurumlarının itirazı nedeniyle tahliye edilmediği ifade edildi.

Şiraz’daki Adilabad Cezaevi’nde tutulan Bahai inancına mensup Mahsa ve Mandana Sutude adlı iki kız kardeş ise 70 günden fazla süredir haklarındaki suçlamalar netleştirilmeden cezaevinde tutuluyor.

Üniversitelerde ihraç ve disiplin cezaları

İran üniversitelerinde öğrencilere yönelik disiplin soruşturmaları ve yaptırımlar sürüyor.

Sure Üniversitesi’nde 22 öğrenci hakkında disiplin cezası verildiği, bunlardan dördünün okuldan uzaklaştırıldığı, çok sayıda öğrencinin ise eğitim hakkından geçici olarak mahrum bırakıldığı bildirildi. Bazı öğrencilerden güvenlik kurumlarıyla iş birliği yapmalarını öngören taahhütnameler alındığı belirtildi.

Tahran Üniversitesi’nde de iki öğrencinin okuldan çıkarıldığı bildirildi. Ayrıca Matematik Bölümü’nde öğrenim gören bir öğrencinin gözaltına alındığı ve akıbetinin bilinmediği aktarıldı.

Bilim ve Sanayi Üniversitesi’nde ise en az 16 öğrenciye savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verildiği, bazı öğrencilerin eğitimden uzaklaştırıldığı belirtildi. Öğrenci aktivistleri, üniversitelerin giderek daha fazla güvenlik kurumlarının müdahalesine açık hale geldiğini savunuyor.

Zorla kaybetmeler ve keyfi gözaltılar

Kirmanşan’ta gözaltına alınan 18 yaşındaki bir Kürt gencinden yaklaşık 150 gündür haber alınamadığı bildirildi. Ailesinin, gencin nerede tutulduğu ve sağlık durumuna ilişkin bilgi alamadığı ifade edildi.

Pîranşar, Bokan, Seqiz, Mehabad, Uşnaviye, Kamyaran, Andika, Dalaho, Şabad (İslamabad-ı Garb), Robat Kerim, Kehnuc ve Golşen kentlerinden de gözaltına alınan kişilerin akıbetine ilişkin benzer bilgiler geldi.

Golşen ilçesine bağlı Calık bölgesinde ise güvenlik güçlerinin düzenlediği operasyonlarda en az altı Beluç yurttaşın gözaltına alındığı bildirildi. Yerel kaynaklar, operasyon sırasında insansız hava araçları ve çok sayıda askeri aracın kullanıldığını, gözaltına alınan kişilerin darp edildiğini bildirdi.

Zorla alınan itiraflar ve ağır cezalar

Hürmüzgan’da biri kadın iki kişinin yurt dışındaki medya kuruluşlarına görüntü ve bilgi gönderdikleri gerekçesiyle gözaltına alındığı bildirildi. Daha sonra bu kişilere ait olduğu belirtilen itiraf videoları yayımlandı. Ancak ifadelerin hangi koşullarda alındığına ilişkin bilgi verilmedi.

İnsan hakları kuruluşları, zorla alınan itirafların uzun süredir güvenlik soruşturmalarında kullanılan yöntemlerden biri olduğunu belirtiyor.

İdam tehdidi altındaki tutuklular

Yezd kentinde 2025 protestoları kapsamında gözaltına alınan üç kişi hakkında “muharebe” suçlamasıyla idam cezası verildiği bildirildi. Kararın infaz edilme ihtimali insan hakları örgütlerinde endişe yaratıyor.

Ayrıca üçü Zahidanlı Beluc yurttaş olmak üzere dört tutuklunun da idam edilme riskiyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.

Tahran’da ise 2022 protestoları kapsamında idama mahkum edilen 27 yaşındaki mimarlık öğrencisinin temyiz süreci devam ediyor. Avukatı, yasal başvuru yapılmasına rağmen dosyanın Yüksek Mahkeme’ye gönderilmediğini açıkladı.

Açlık grevleri ve sağlık hakkı ihlalleri

Şiraz’daki Adilabad Cezaevi’nde tutulan bir siyasi tutuklunun bilinmeyen bir yere sevk edilmesi endişe yarattı. Söz konusu tutuklu daha önce keyfi gözaltı ve yargı sürecindeki belirsizlikleri protesto etmek amacıyla açlık grevine başlamıştı.

Ahvaz’daki Şeyban Cezaevi’nde tutulan İzehli bir siyasi tutuklunun ise 11 aydır uygun sağlık hizmetlerine erişemediği bildirildi.

Benzer şikâyetler Dezful’daki Fecr Cezaevi için de dile getirildi. Tutukluların izin, açık görüş ve sağlık hizmetlerine erişimde sorun yaşadığı ifade edildi.

Gazeteciler ve adalet arayan aileler baskı altında

Son aylarda protestolarda yaşamını yitirenlerin aileleri, gazeteciler ve medya çalışanları üzerindeki baskının arttığı bildiriliyor. İnsan hakları savunucuları, ailelerin ifade vermeye çağrıldığını, tehdit edildiğini ve çeşitli güvenlik kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Hak örgütlerine göre bu baskıların amacı, insan hakları ihlallerinin belgelenmesini ve bağımsız biçimde kamuoyuna aktarılmasını engellemek.

Öte yandan mal varlığına el koyma uygulamalarının da yaygınlaştığı belirtiliyor. Kürdistan eyaletinde 19 kişinin mal varlığına el konulduğu, İsfahan’da ise 100 kişi hakkında benzer işlemlerin başlatıldığı bildirildi.

İnsan hakları kuruluşları, bu uygulamaları hükümet karşıtı görülen kişi ve gruplara yönelik ekonomik baskı politikalarının bir parçası olarak değerlendiriyor.

Uluslararası sessizlik eleştiriliyor

Aktivistlere göre uluslararası aktörlerin nükleer program, güvenlik politikaları ve bölgesel gelişmelere odaklanması; siyasi tutukluların, kadınların, öğrencilerin, gazetecilerin ve adalet talep eden ailelerin yaşadığı hak ihlallerinin yeterince gündeme gelmemesine neden oluyor.

İnsan hakları örgütleri, bu durumun İran yönetimine iç baskı politikalarını sürdürme konusunda daha geniş bir hareket alanı sağladığını savunuyor.