Kadın kenti Cizîr: Kadının rengiyle bir kent inşa ediyoruz
Kadın kenti çalışmaları kapsamında kadınlarla bir araya geldiklerini belirten, Cizîr Belediye Eşbaşkanı Güler Tunç Yerbasan, “Kadın kenti, kadınların direniş mirası üzerine kurulan eşit yaşam modelidir” dedi.
EKİN STÊRK
Amed - Cizîr Belediye Eşbaşkanı Güler Tunç Yerbasan, “Belediye komündür, komün belediyedir” şiarıyla düzenlenen konferansta, son iki yılda yürüttükleri çalışmaları değerlendirdiklerini belirterek, kayyım döneminde kapatılan kadın kurumlarını yeniden açtıklarını ve kadın kenti çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Demokratik Yerel Yönetimler Kadın Kurulu, geçtiğimiz aylarda “Kadın İradesiyle Komünleşiyor, Yerel Yönetimlerle Özgür Toplumu Örüyoruz” şiarıyla konferans sürecini başlattı. Bu konferansların finali 6 ve 7 Haziran tarihlerinde Amed’de gerçekleştirildi. 8 ve 9 Haziran tarihlerinde düzenlenen genel konferansta ise belediyelerin son iki yıllık çalışmaları, eksik bırakılan alanlar ve yeni dönem çalışmaları ele alınıyor.
Konferansın amacı ve komünlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cizîr Belediye Eşbaşkanı Güler Tunç Yerbasan, yürüttükleri çalışmaları değerlendirmek ve çözüm yollarını tartışmak üzere bir araya geldiklerini belirtti.
Konferansın amacına değinen Güler Tunç Yerbasan, “Bu konferans dört gün sürecek. İki gün özgün, iki gün karma olacak şekilde planlandı. Son iki yıl içerisinde yürüttüğümüz çalışmaları, yetersiz kaldığımız bölgeleri, projeleri ve alanları burada tartışmak ve bu sorunlara çözüm bulmak amacıyla bir araya geldik” dedi.
‘Kadınlar alternatifsiz bırakıldı’

Kayyım sürecinin kadın kurumları üzerinde ciddi bir tahribat yarattığını belirten Güler Tunç Yerbasan, 2024 yerel seçimlerinin ardından belediyelerin yeniden kadın alanlarını açma çalışmalarına başladığını ifade etti.
Güler Tunç Yerbasan, “Birçok belediye eşbaşkanı ve aynı zamanda delege olarak seçilen meclis üyeleri de burada yer alıyor. Elbette 2009-2014 yılları arasında yürütülen önemli kadın çalışmaları vardı. Ancak ne yazık ki 2016’dan itibaren başlayan kayyım süreci 10 yıl sürdü. Bu süre boyunca belediyeler gasp edildi; kadın alanlarının tamamı ya kapatıldı, ya başka kurumlara devredildi ya da tamamen ortadan kaldırıldı. Kadınlar bütünüyle alternatifsiz bırakıldı. Ancak 2024 yerel seçimlerinden sonra belediyeleri devralmamızla birlikte, neredeyse bütün belediyeler kadın alanlarını yeniden açma ve yeniden inşa etme sürecine girdi” diye konuştu.
‘Kadın kentleri bir mesajdır’
Cizîr’in kadın kenti ilan edilen pilot bölgeler arasında yer aldığını belirten Güler Tunç Yerbasan, bunun özel savaş politikalarının yoğun olarak yaşandığı kentlerde kadın mücadelesini güçlendirmeyi amaçladığını söyleyerek, “Biz de Cizîr olarak bu kentlerden biriyiz. Yerel yönetimler düzeyinde beş kent kadın kenti olarak ilan edildi ve pilot bölge olarak seçildi. Bunlardan biri de Cizîr’di. Amed, Nisêbîn, Cizîr, Gever ve Wan’ın Edremit ilçesi bu kentler arasında yer aldı. Kadın kentlerini ilan ettiğimizde bunun anlamı, yükü ve ağırlığının ne olduğu üzerine konuşuyoruz. Son 10-15 yıl içerisinde, özellikle de kayyım sürecinden itibaren, kalıplaşmış ve erkek egemen bir zihniyetin hakim olduğunu gördük. Bu nedenle özellikle Kürdistan’da bu pilot bölgelerin seçilmesi aynı zamanda güçlü bir mesaj niteliği taşıyor” ifadelerine yer verdi.
Kadın kentinin önemi
Kadın kenti çalışmalarının neden önemli olduğuna değinen Güler Tunç Yerbasan, şöyle devam etti:
“Özel savaş politikalarının yoğun olduğu, kadın katliamlarının arttığı, kadınların uyuşturucu ve fuhuş politikalarıyla hedef alındığı yerlerde kadın kentleri ilan etmek, yaşanan yükün ve sorunların ağırlığını da görünür kılıyor. Kadın kenti, o kentin kadınların rengiyle, kadınların diliyle ve kadınların bakışıyla yeniden şekillenmesidir. Bu, yalnızca kadınların yönettiği ya da iktidarın sadece kadınlardan oluştuğu bir model anlamına gelmiyor. Burada amaç, eşit temsiliyeti ve eşitliği esas alan bir sistemi hayata geçirmektir. Şu anda da bu anlayış doğrultusunda bir çalışma yürütülüyor.”
Mahalle mahalle kadınlarla buluştular
Kadın kenti ilanından önce çok sayıda mahallede kadınlarla bir araya geldiklerini söyleyen Güler Tunç Yerbasan, kadınların talep ve önerilerini dinlediklerini belirterek, “Yaklaşık üç-dört ay önce bu çalışmanın startını verdik ve Cizîr’i kadın kenti ilan ettik. Ancak bunun öncesinde 10-15 mahallede kadın buluşmaları gerçekleştirdik. Kadınlara; ‘Kadın kenti istiyor musunuz? Nasıl bir kent istiyorsunuz? Neden kadın kenti?’ sorularını yönelttik ve talep ile önerilerini aldık. Bu görüşmelerde, son 10 yıldır hatta daha uzun bir süredir kadınların eve kapatıldığı, kadınlara ait yaşam alanlarının bulunmadığı ve çocuklara özgü alanların yetersiz olduğu yönündeki vurgular öne çıktı. Kadın kenti ilanı da bu ihtiyaçlar temelinde şekillendi” dedi.
Merkezden köylere temaslar
Köylerde de çalışmalar yürüttüklerini belirten Güler Tunç Yerbasan, şu ifadeleri kullandı:
“Bu çalışmaları köylere de taşıyoruz. Köylerde de çeşitli projeler yürütüyoruz. Şu ana kadar üç-dört köyde çalışmalara başladık ve bunun devamı da gelecek. Mahalle, ev ve hane ziyaretleri gerçekleştiriyoruz. Evlerinde bulunan kadınlara ulaşıyoruz. Şiddet konusunu konuşuyor, psikolojik destek ihtiyaçlarını değerlendiriyor ve bütün bunları not alıyoruz.”
Kadın Politikaları Müdürlüğü yeniden açıldı
Göreve geldiklerinde Kadın Politikaları Müdürlüğü’nün bulunmadığını belirten Güler Tunç Yerbasan, kayyım tarafından kapatılan müdürlüğü yeniden açtıklarını söyledi.
İki yıldır görevde olduklarını kaydeden Güler Tunç Yerbasan, “Göreve geldiğimizde Kadın Politikaları Müdürlüğümüz yoktu. Kayyım, 2016 yılında bu müdürlüğü kapatmıştı. Biz yeniden Kadın Politikaları Müdürlüğü’nü açtık. Ardından kayyım sürecinde işten çıkarılan, kadın politikaları alanında çalışan arkadaşlarımızı yeniden işe aldık ve çalışmalarımızı hızlandırdık” dedi.
Müdürlük bünyesinde ekonomi, şiddet ve eğitim birimlerinin faaliyet yürüttüğünü belirten Güler Tunç Yerbasan, kadınlara yönelik saldırı politikalarının sürdüğüne dikkat çekerek, şöyle devam etti:
“Bu müdürlük bünyesinde üç alt birimimiz bulunuyor. Ekonomi birimi, şiddet birimi ve eğitim birimi. Bütün birimlerimiz şu anda kendi alanlarında çalışmalarını sürdürüyor. Elbette zaman zaman çeşitli vakalar da geliyor. Ancak kadın kenti ilan etmiş olmamız ya da belediyeyi devralmış olmamız, kadın katliamlarının sona erdiği anlamına gelmiyor. Uyuşturucu ve fuhuş politikaları da hala devam ediyor. Bunlara karşı mücadelemiz de sürüyor.”
‘Belediyeyi komünleştirme hedefiyle hareket ediyoruz’

Konferansın aynı zamanda demokratik toplumun inşası ve yerel yönetimlerin rolünü tartışmayı amaçladığını ifade eden Güler Tunç Yerbasan, yeni döneme hazırlandıklarını söyledi.
Güler Tunç Yerbasan, “Bugünkü konferansın amacı, belediyeyi bir bütün olarak komünleştirmek ve halklaştırmaktır. Kadın, çocuk, gençlik, halk ve toplumsal boyutları daha görünür kılmak amacıyla bu konferansları gerçekleştiriyoruz. Önümüzde yoğun bir süreç var. Demokratik bir inşa süreci ve aynı zamanda bir barış süreci yaşanıyor. Bu süreçle birlikte yerel yönetimlerin de rol ve misyonlarını daha etkin biçimde üstleneceği yeni bir dönem başlayacak. Buna yeni bir dönem diyebiliriz” şeklinde konuştu.
Kadın istihdamına dönük projeler
Kadınların ekonomik yaşamda daha fazla yer alabilmesi için yeni projeler geliştirdiklerini belirten Güler Tunç Yerbasan, Kadın Komün Kent Bostanı’nı açtıklarını söyleyerek, “Kadın Kent Bostanı’nı kurduk. Yaklaşık 10 gün önce Kadın Komün Kent Bostanı’nın açılışını gerçekleştirdik. Şu anda burada 6-7 kadın arkadaşımız çalışıyor. Bu sayıyı artırmak için de sahadaki çalışmalarımız devam ediyor. Bostanda yetiştirdiğimiz sebze ve yeşilliklerin kadınlar tarafından satılabileceği bir istihdam alanı oluşturmayı hedefledik. Bu amaçla Kent Bostanı’nı hayata geçirdik ve açılışını yaptık” dedi.
Kadın Atölye Merkezi’ni de açtıklarını belirten Güler Tunç Yerbasan, merkezin kadınlar ve öğrenciler için sosyal bir alan olarak kullanılacağını vurguladı ve “Bu atölye merkezinde de 6-7 kadın çalışan bulunuyor. Burası, öğrencilerin ve kadınların gelip dinlenebileceği, kitap okuyabileceği ve ders çalışabileceği bir alan olarak hizmet veriyor” dedi.
Narenciye bahçesi kurulacak
Yeni projeler arasında narenciye bahçesi çalışmasının da bulunduğunu belirten Güler Tunç Yerbasan, “Elimizde yaklaşık 2 bin narenciye ağacı bulunuyor. Yaklaşık 8 dönümlük bir arazide narenciye bahçesi oluşturacağız. Burada da kadınlar istihdam edilecek. Bahçeden elde edilecek limon ve mandalinalar, belirlenen satış noktalarında yine kadınlar tarafından satılacak” ifadelerini kullandı.
‘Eşitsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefliyoruz’
Alo Şiddet Hattı, JINKART, sağlık çalışmaları ve dayanışma mağazası gibi projelerin sürdüğünü dile getiren Güler Tunç Yerbasan, kayyım döneminin ardından kentte derinleşen eşitsizlikleri gidermeye çalıştıklarını söyledi.
Yerel yönetimler açısından kayyım politikaları nedeniyle son 10 yılda büyük bir boşluk oluştuğunu ifade eden Güler Tunç Yerbasan, “Kentlerde ciddi bir eşitsizlik ortaya çıktı. Biz de önümüzdeki beş yıllık süreçte kentte ve sivil toplum alanında ortaya çıkan bu eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Kadının rengiyle, iradesiyle ve kimliğiyle var olabileceği, eşit temsiliyeti esas alan alanlar oluşturmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Kadın direnişinin mirasıyla hareket ediyoruz’
Cizîr’in kadın direnişi tarihiyle öne çıkan bir kent olduğunu vurgulayan Güler Tunç Yerbasan, kadın kenti çalışmalarının da bu mücadele mirasına dayandığını söyleyerek, sözlerini şöyle tamamladı:
“Cizîr, tarihi ve direnişiyle her zaman anılan ve bilinen bir kenttir. 1990’lı yıllarda Berivanların öncülüğünde gelişen bir serhildan vardı. 2015-2016 sürecine baktığımızda ise Seve, Pakize, Asya, Berjin ve Feride’lerin öncülüğünde yürütülen bir mücadele ve direniş görüyoruz. Aslında bugün üstlendiğimiz misyon da geçmişten günümüze uzanan kadın tarihine, kadın mücadelesine ve kadın direnişine dayanıyor.
Devletin son 10 yıl içerisinde yürüttüğü özel savaş politikaları da bu sürecin önemli bir parçası. Kadın kenti ilanı da bu gerçeklik temelinde ortaya çıktı. Kadın kenti; kadının rengini, ruhunu, direncini, mücadelesini, kimliğini ve sözünü yansıtabileceği bir kent inşasını ifade ediyor.
Bunu söylerken erkeklere hiçbir rol ve sorumluluk düşmediğini ifade etmiyoruz. Eşbaşkanlar ve diğer arkadaşlarla birlikte, kentte kadınlarla kolektif bir şekilde çalışarak kadınların eşitliğini, iradesini ve ruhunu görünür kılacak bir kadın kenti inşa etmeye çalışıyoruz. Bu anlayışla kadın kentini ilan ettik.”