Ortadoğu’da çatışmalar çocukları ve sağlık sistemini tehdit ediyor

UNICEF ve DSÖ, şiddetlenen çatışmaların milyonlarca çocuk ve sağlık altyapısı üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekti. Artan ölümler, yaralanmalar ve göçler, bölgede insani krizi derinleştiriyor.

Haber Merkezi- Ortadoğu’da süren çatışmalar çocuklar ve sağlık sistemleri üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) raporları, milyonlarca çocuğun yaşamının tehlikede olduğunu, sağlık hizmetlerinin çökme noktasına geldiğini ve sivil kayıpların giderek arttığını ortaya koyuyor.

UNICEF, Ortadoğu’daki çatışmaların şiddetlenmesinden on gün sonra bölgedeki milyonlarca çocuk için durumun son derece kritik hale geldiğini açıkladı. UNICEF’in raporuna göre, 9 Şubat’tan bu yana Ortadoğu’daki şiddet ve çatışmalar nedeniyle bin 100’den fazla çocuk hayatını kaybetti veya yaralandı; bunların arasında İran’da 200, Lübnan’da 91, İsrail’de 4 ve Kuveyt’te 1 çocuk bulunuyor. Şiddetin devam etmesiyle bu rakamların artması bekleniyor.

Yüz binlerce çocuk yerinden edildi

Rapor, eğitimdeki yaygın aksaklıklar nedeniyle milyonlarca çocuğun okula erişemediğini ve yüz binlerce çocuğun sürekli bombardımanlar nedeniyle yerinden edildiğini vurguluyor. Çocukların hayatta kalması için kritik öneme sahip hastaneler, okullar, su ve sağlık altyapıları zarar görmüş veya tahrip edilmiş durumda.

200 milyon çocuk tehlikede

UNICEF, çocukların katledilmesini, yaralanmasını veya temel hizmetlerin tahrip edilmesini haklı çıkaracak hiçbir gerekçe olmadığını belirtti ve silahlı çatışmalarda çocuk haklarının ihlalinin uluslararası hukukun ihlali anlamına gelebileceğini ifade etti. Örgüt, çatışan taraflara savaşı derhal sonlandırma, diplomatik müzakerelere başlama, özellikle çocuklar için zararları azaltmak amacıyla tüm önlemleri alma çağrısı yaptı. UNICEF, ayrıca bölgede 200 milyon çocuğun acil küresel eylem beklediğini vurguladı.

DSÖ’den uyarı

DSÖ, bölgedeki tıbbi tesislere yönelik saldırılar ve artan sivil kayıplar ile göçler nedeniyle hastaneler ve sağlık hizmetlerinin eşi görülmemiş bir baskı altında olduğunu, temel sağlık hizmetlerinin çökme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Örgüt, bölgedeki bazı ülkelerde tıbbi hizmetlerin, yaşamını yitirenlerin artması ve yaralı sayısı ile göçler ve sağlık tesislerine yönelik tekrar eden saldırılar nedeniyle çökme eşiğinde olduğunu vurguladı.

Yaşamını yitirenlerin sayısında ciddi artış var

Açıklamada, son tırmanış dalgasının başlamasından bu yana 10 günü aşkın süre geçtiği ve bu süreçte İran ile Lübnan’da yaşamını yitirenlerin ve yaralı sayısında ciddi artış yaşandığı belirtildi. İnsani ve sağlık koşullarının giderek kötüleştiğine dikkat çekildi. DSÖ, 28 Şubat’tan bu yana İran’da 18 tıbbi tesise yapılan saldırının sekiz sağlık çalışanının ölümüne yol açtığını, Lübnan’da ise 25 saldırının 16 kişinin ölümüne ve 29 kişinin yaralanmasına sebep olduğunu açıkladı.

Hastalıkların artma riski var

Bu saldırıların yalnızca can kaybıyla sınırlı kalmadığını, toplulukları kritik anlarda temel sağlık hizmetlerinden mahrum bıraktığını vurgulayan örgüt, uluslararası insancıl hukukun, sağlık çalışanları, hastalar ve tıbbi tesisleri koruduğu hatırlatıldı. Açıklamada ayrıca çatışmaların doğrudan kayıpların ötesinde, kamu sağlığı açısından geniş riskler doğurduğu belirtildi. İran ve Lübnan’da yüz binlerce kişinin, su, kanalizasyon ve hijyen hizmetleri yetersiz toplu barınaklara göç etmek zorunda kalmasının, özellikle kadınlar ve çocuklar arasında solunum yolu hastalıkları, ishal ve bulaşıcı hastalık riskini artırdığı ifade edildi.

Açıklamada İran’da altyapıya zarar veren petrol yangınları ve çıkan duman, çevresel ve sağlık kaygıları gündeme getirilirken zehirli kirleticilere maruz kalmanın solunum problemleri ile göz ve cilt tahrişine yol açabileceği, ayrıca su ve gıda kaynaklarının kirlenme ihtimali olduğu uyarısı yapıldı.

DSÖ’den taraflara çağrı

Lübnan’da ise İsrail’in tahliye emirleri sonrası 49 birinci basamak sağlık merkezi ve 5 hastanenin kapanması, temel sağlık hizmetlerini azalttı. Bu sırada tıbbi ihtiyaçlar artıyor. İsrail kontrolündeki Filistin topraklarında ise hareket kısıtlamaları ve sınır kapılarının kapanması, ambulanslar ve mobil kliniklerin Batı Şeria’nın birçok bölgesine ulaşmasını engelledi. Gazze’de ise 28 Şubat’tan bu yana tıbbi tahliye işlemleri durdurulmuş durumda; ilaç, malzeme ve yakıt sıkıntısı yaşanıyor. DSÖ, açıklamanın sonunda tüm taraflara sivilleri, sağlık tesislerini ve çalışanlarını koruma, insani yardımların engellenmeden ulaşmasını sağlama ve tırmanışı durdurarak zarar gören topluluklarda toparlanma ve istikrarı yeniden tesis etme çağrısında bulundu.