Gülistan Doku dosyası: Meclis’e başvuru, sokakta eylem

Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin dosyanın tüm yönleriyle araştırılması için DEM Parti Meclis’e başvururken kadın ve hukuk örgütleri adalet talebini yineledi.

Haber Merkezi- Gülistan Doku’nun kaybedilmesine ilişkin dosya, aradan geçen yıllara rağmen aydınlatılamazken, konu yeniden Meclis gündemine taşındı. DEM Parti, olayın tüm yönleriyle araştırılması ve iddiaların ortaya çıkarılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması için başvuruda bulundu. Kadın örgütleri ve hukuk kurumları da etkin soruşturma ve adalet talebiyle çağrılarını yineliyor.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dêrsim milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti grubu adına Gülistan Doku dosyasının tüm yönleriyle araştırılması için Meclis Başkanlığı’na başvuruda bulundu. Katliam ve delil karartmaların açığa çıkarılması amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması talep edilen başvuruda, Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmanın başından bu yana ciddi usulsüzlükler içerdiği, delil karartmaların bulunduğu ve kamu görevlilerinin olası sorumluluklarının yeterince araştırılmadığı vurgulandı.

‘Süreç yargı sistemi açısından yapısal bir soruna işaret ediyor’

Önergede soruşturmanın ilk aşamalarda “intihar” ekseninde ele alınmasına rağmen son süreçte “cinayet” şüphesinin öne çıktığına dikkat çekilerek, bu durumun dosyanın başlangıcından itibaren soruşturmanın nasıl yönlendirildiğine dair soru işaretleri yarattığı ifade edildi. Önergede, şu ifadeler yer aldı:

"İddiaların merkezinde yer aldığı belirtilen üst düzey kamu görevlilerinin bugüne değin soruşturma kapsamına dahil edilmemiş olması, kamu vicdanında ciddi bir rahatsızlık yaratmıştır. Başta dönemin Tunceli Valisi olup sonrasında İçişleri Bakanlığı bünyesinde İçişleri Başmüfettişi olarak görev yapan Tuncay Sonel olmak üzere, dönemin Başsavcısı, Emniyet Müdürü, Gençlik ve Spor Müdürlüğü ve Munzur Üniversitesi yönetimi üst düzey kamu görevlilerinin herhangi bir adli sürece tabi tutulmamıştır. Alt düzey kamu görevlileri hakkında işlemler yürütülürken üst düzey kamu görevlilerinin süreç dışında kalması yönündeki algı, yargıya olan güveni zedelemektedir. Bu durum, kamu yönetimi ve yargı sistemi açısından yapısal bir soruna işaret etmektedir."

Önergede, başta üst düzey kamu görevlileri olmak üzere soruşturmaya dahil edilmeyen tüm sorumluların tespit edilmesi gerektiği kaydedilirken komisyonun hem Gülistan Doku dosyasının aydınlatılması hem de benzer kadın kayıpları ve şüpheli ölümler açısından emsal oluşturabileceğine işaret etti.

‘6 yıl sonra gelen adımlar ihmali gösteriyor’

Öte yandan hukuk ve kadın kurumları, İstanbul Adliyesi önünde basın açıklaması düzenledi. “Failler bulunana, adalet sağlanana dek Gülistan için isyandayız!” pankartı açılan eylemde basın açıklaması Zilan Aydın tarafından okudu.

Açıklamada Gülistan Doku’nun kaybettirilmesinin üzerinden geçen yılların ardından soruşturmada bazı adımlar atılmış olsa da bu sürece gelinmesindeki gecikmenin “etkili ve özenli bir soruşturma yürütülmediğini açıkça ortaya koyduğu” vurgulandı. Gülistan Doku’nun akıbeti ısrarla sorulduğu için dosyanın kapatılmasının engellendiği belirtilen açıklamada bunun kadın mücadelesinin bir kazanımı olduğu vurgulandı. Aynı zamanda dosyanın ancak 6 yıl sonra çok sayıda kişiyi gözaltına alacak düzeye gelmesinin, başlangıçtan itibaren etkin bir soruşturma yürütülmediğini gösterdiği kaydedilen açıklamada bunun yalnızca bir ihmal olmadığı, kadınlara yönelik şiddetin yapısal ve sistematik niteliğini ortaya koyduğu vurgulandı.

Sürece dahil olan herkes yargılanmalı

Açıklamada aynı şekilde Gülistan Doku’nun arkadaşı Rojvelat Kızmaz’ın da şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği hatırlatılarak bu dosyada da arama çalışmalarının geciktiği ve etkin bir soruşturma yürütülmediği ifade edildi.

Açıklamada dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen sürece de dikkat çekilerek, bir kadının katledilmesinin “tüm devlet gücüyle örtbas edilmeye çalışıldığı” dile getirildi. Sürece dahil olan tüm kamu görevlilerinin ve sorumluluğu bulunan kişi ve kurumların ortaya çıkarılması gerektiğinin altı çizilen açıklamada soruşturmayı etkin yürütmeyen yargı mensupları ile dönemin ilgili bakanları hakkında da adli ve idari işlemler yürütülmesi gerektiği belirtildi.

‘Adalet sağlanana kadar mücadele edeceğiz’

Açıklamada Rojin Kabaiş dosyası da hatırlatılarak etkin soruşturma yürütülmesi, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların tespit edilmesi talebi yinelendi. Kadınların yaşam hakkını ilgilendiren hiçbir dosyanın ihmal ve cezasızlık politikalarıyla sürüncemede bırakılamayacağı ifade edilen açıklamada “Bizler hukuk kurumları ve kadın kurumları olarak; Gülistan Doku, Rojin Kabaiş, Rojvelat Kızmaz ve akıbeti şüpheli şekilde karanlıkta bırakılan tüm kadınlar için gerçek ortaya çıkana, sorumlular yargılanana ve adalet tesis edilene kadar mücadele etmeye, takipçisi olmaya ve söz kurmaya devam edeceğimizi kamuoyuna bildiririz” ifadelerine yer verildi.