İran’da savaşın gölgesinde eğitim: Bin 507 eğitim merkezi zarar gördü
BM tarafından eğitim kurumlarının saldırılardan korunmasına dikkat çekmek amacıyla ilan edilen 9 Eylül Dünya Eğitim İçin Saldırılara Karşı Koruma Günü’nde, İran’daki eğitim kurumlarının savaş ve güvenlik baskılarıyla karşı karşıya olduğu belirtildi.
Haber Merkezi - Birleşmiş Milletler tarafından eğitimin çatışma ve kriz dönemlerinde de korunması gerektiğine dikkat çekmek amacıyla ilan edilen 9 Eylül Dünya Eğitim İçin Saldırılara Karşı Koruma Günü, savaş bölgelerinde okulların karşı karşıya kaldığı tehditleri yeniden gündeme taşıdı.
BM'nin belirlediği bugün, eğitimin temel bir insan hakkı olduğunu ve okulların savaş ve kriz koşullarında dahi çocuklar, öğretmenler ve eğitim çalışanları için güvenli alanlar olması gerektiğini vurguluyor. Ancak son yıllarda dünyanın farklı çatışma bölgelerinde okulların eğitim mekanlarından saldırı, yıkım, askeri işgal ve güvenlik amaçlı kullanıma açık alanlara dönüştüğü belirtiliyor.
Eğitime Saldırılara Karşı Küresel Koalisyonun 2026 raporuna göre, 2024 ve 2025 yıllarında dünya genelinde eğitime yönelik en az 8 bin 566 saldırı kaydedildi. Bu saldırılar sonucunda 10 bin 600'den fazla öğrenci, öğretmen ve eğitim çalışanının zarar gördüğü bildirildi.
Aynı dönemde okullar ve üniversitelerin askeri amaçlarla kullanıldığı bin 912'den fazla vaka tespit edildi. Bu sayının bir önceki döneme kıyasla yaklaşık iki katına çıktığı kaydedildi.
İran'da bin 507 eğitim merkezi zarar gördü
İran'da devam eden savaş da eğitim alanına yönelik endişeleri artırdı. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) son raporuna göre, savaşın başlamasından 22 Temmuz 2026'ya kadar ülke genelinde en az bin 507 eğitim merkezi zarar gördü. Bu merkezler arasında bin 288 okul bulunuyor.
Söz konusu veriler, milyonlarca öğrencinin yeni eğitim-öğretim yılı için sınıflara dönmeye hazırlandığı bir dönemde daha da önem kazanıyor. Bazı ailelerin savaşın etkileri, okullardaki yıkım, ulaşım güzergahlarındaki güvenlik sorunları ve yeni saldırı ihtimali nedeniyle endişe yaşadığı belirtiliyor.
Minab'daki okul saldırısı savaşın çocuklara etkisini ortaya koydu
İran'daki savaş sırasında eğitime yönelik en ağır saldırılardan biri, 28 Şubat'ta Minab kentindeki Şecere Tayyibe İlkokuluna düzenlenen saldırı oldu. Associated Press'in son haberine göre saldırıda en az 168 kişi hayatını kaybetti. Ölenlerin büyük bölümünün çocuk olduğu, kurbanlar arasında 120 öğrenci ile 26 öğretmen ve okul çalışanının bulunduğu bildirildi.
Associated Press tarafından yapılan incelemede en az bir füzenin doğrudan okul binasına isabet ettiği tespit edildi. Bununla birlikte saldırının sorumluluğuna ilişkin nihai resmi rapor henüz yayımlanmadı ve ABD yönetimi de saldırının doğrudan sorumluluğunu resmi olarak üstlenmedi.
Okulun konumu da saldırının değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. Okul, İran Devrim Muhafızları Ordusuyla bağlantılı bir deniz kuvvetleri tesisinin yakınında bulunuyordu. Aynı zamanda söz konusu askeri tesisteki bazı binaların da mühimmat isabeti aldığına ilişkin bulgular bulunduğu aktarıldı.
Associated Press de mevcut bulguların okul ve bitişiğindeki tesisin saldırıya uğradığına işaret ettiğini, ancak saldırının nasıl gerçekleştiği ve sorumluluğun kime ait olduğu konusunda kapsamlı ve bağımsız bir soruşturmaya ihtiyaç bulunduğunu bildirdi.
Uluslararası insancıl hukuk açısından da okul ile askeri hedef arasındaki ayrım önem taşıyor. Bir okul, askeri bir hedefin yakınında bulunması nedeniyle otomatik olarak askeri hedef niteliği kazanmıyor. Aynı şekilde okulun yakınında askeri bir tesis bulunması da saldırıyı gerçekleştiren tarafın sivilleri koruma, hedefleri ayırt etme, orantılılık ve gerekli önlemleri alma yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor.
Bu nedenle Minab'daki saldırının yalnızca tarafların siyasi anlatıları çerçevesinde değil, çocukların yaşam ve güvenlik hakkı ile savaşan tarafların uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki yükümlülükleri açısından da incelenmesi gerektiği belirtiliyor.
Okulların askeri amaçlarla kullanılması da gündemde
Eğitimin korunması yalnızca okulların füze saldırılarından uzak tutulmasıyla sınırlı değil. Eğitim kurumlarının askeri ve güvenlik amaçlarıyla kullanılması da önemli bir risk olarak değerlendiriliyor.
Eğitimin korunmasına ilişkin uluslararası standartlar, faaliyette olan okulların askeri birliklerin konuşlandırıldığı alanlara, silah depolarına, operasyon merkezlerine veya askeri üslere dönüştürülmemesi gerektiğini öngörüyor.
Güvenli Okullar Bildirgesi de devletlere ve çatışmanın taraflarına okulların askeri amaçlarla kullanılmasından mümkün olduğunca kaçınma çağrısı yapıyor. Böyle bir kullanımın kaçınılmaz olduğu istisnai durumlarda ise bunun son çare olarak ve mümkün olan en kısa süreyle sınırlandırılması gerektiği vurgulanıyor.
İran'da öğrencilerin askeri faaliyetlere dahil edilmesine ilişkin endişeler
İran'da eğitim yapısı ile Besic Öğrenci Örgütü arasındaki ilişki yeni değil. Besic teşkilatının yıllardır okullarda örgütlü faaliyetler yürüttüğü, savunma hazırlığı olarak adlandırılan eğitimlerin de öğrencilerin eğitim ve ders dışı programları içerisinde yer aldığı belirtiliyor.
İran resmi medyasında farklı dönemlerde öğrenciler için savunma kampları, uygulamalı eğitimler ve atış talimleri düzenlendiğine ilişkin haberler yayımlandı. Bazı uygulamalı programlarda öğrencilere silah kullanımı konusunda eğitim verildiği de bildirildi.
Ancak bu durumun “çocuk asker” kavramından ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Bir öğrencinin Besic'e üye olması veya askeri içerikli bir eğitim programına katılması, tek başına onun çocuk asker kategorisine girdiği anlamına gelmiyor.
Buna karşın çocukların gerçek askeri faaliyetlere, nöbet tutmaya, devriyelere veya silahlı operasyonlara dahil edilmesi halinde konunun ideolojik ya da savunma eğitiminin ötesine geçtiği belirtiliyor. İran'da devam eden savaş sırasında bu sınırın endişe verici biçimde aşındığına ilişkin iddialar da gündeme geldi.
Mart 2026'da Devrim Muhafızları, “Vatan Savunucuları” adı altında gönüllü personel alımı için çağrıda bulundu. İlanda belirtilen asgari yaşın 12 olduğu aktarıldı.
Uluslararası Af Örgütü, çağrının Devrim Muhafızları komutanlarından biri tarafından yapıldığını ve gençlerden ülkenin savunmasıyla bağlantılı faaliyetler için kayıt yaptırmalarının istendiğini bildirdi.
Örgüt ayrıca incelediği görüntü ve tanıklıkların, çocukların Devrim Muhafızlarına bağlı kontrol noktaları ve devriyelerde bulunduğunu, bazı durumlarda ise silah taşıdıklarını gösterdiğini açıkladı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü de ayrı bir raporunda Devrim Muhafızlarının 12 yaş ve üzerindeki çocukları örgüte kazandırmaya çalıştığına ilişkin bilgiler yayımlayarak bu uygulamanın çocuk haklarının ciddi şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirtti.

Okullar protestolara yönelik baskının da merkezinde yer aldı
İran'da eğitime yönelik tehditler yalnızca dış savaştan ve askeri faaliyetlerden kaynaklanmıyor. Okullar son yıllarda öğrenciler üzerindeki güvenlik baskısının da önemli merkezlerinden biri haline geldi.
2022'deki “Jin, Jiyan, Azadî” hareketi sırasında İran'ın birçok kentinde kız öğrenciler ve gençler protestolara katıldı. Okullarda slogan atılması, zorunlu başörtüsünün çıkarılması ve ülkenin siyasi ve eğitim sistemine yönelik protestolar bu dönemde kamuoyuna yansıyan gelişmeler arasında yer aldı.
Buna karşılık insan hakları kuruluşları, güvenlik güçlerinin okullara girdiği, öğrencilerin gözaltına alındığı, darp edildiği ve çocuklar üzerinde baskı uygulandığı yönünde raporlar yayımladı.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, öğrencilerin güvenlik güçlerinin müdahalesine maruz kaldığı ve protestoların bastırılması için çeşitli yöntemlerin kullanıldığı çok sayıda vakayı belgeledi.
Bu gelişmeler, İran'da “okul güvenliği” kavramının yalnızca okul binalarının fiziksel güvenliğiyle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor. Öğrencilerin düşüncelerini ifade etmeleri, barışçıl protestolara katılmaları veya toplumsal faaliyetlerde bulunmaları nedeniyle okulda kendilerini tehdit altında hissetmeleri halinde eğitim kurumlarının güvenli öğrenme ve gelişim alanları olma niteliğinin zedeleneceği belirtiliyor.
Kız öğrenciler için bir başka tehdit: Okullardaki zehirlenmeler
Kız öğrenciler açısından eğitim ortamındaki risklere son yıllarda yeni bir başlık daha eklendi.
2022'nin sonlarından itibaren İran genelindeki kız okullarında bir dizi zehirlenme vakası bildirildi. Yüzlerce okulda binlerce öğrenci; nefes darlığı, mide bulantısı, baş dönmesi, öksürük ile göz ve boğazda tahriş gibi belirtiler yaşadı. Bazı öğrenciler tedavi için sağlık merkezlerine sevk edildi.
Birleşmiş Milletler uzmanları Mart 2023'te yaptıkları açıklamada, kız okullarına yönelik bildirilen kimyasal saldırıların 20 eyalette ve en az 91 okulda gerçekleştiğini duyurdu.
BM uzmanları, olayların bağımsız şekilde soruşturulması ve öğrencilerin derhal korunması çağrısında bulundu.