Gazze’de kayıp yakınları: Çocuklarımızın akıbetini öğrenmek istiyoruz

Gazze’de Dünya Kayıplar Günü kapsamında bir araya gelen kayıp yakınları, savaş sırasında kaybolan 11 bin 200’den fazla kişinin akıbetinin açıklanmasını istedi.

RAFIF ESLEEM

Filistin- Dünya Kayıplar Günü’nde Gazze Şeridi’ndeki Filistinli anneler ve aileler, savaş sırasında kaybolan çocuklarının ve yakınlarının akıbetinin açıklanması talebiyle seslerini yükseltti. Aileler, başta Uluslararası Kızılhaç Komitesi olmak üzere uluslararası kurumlara, kayıpların nerede olduğunu ve akıbetlerini belirlemek için çalışmalarını yoğunlaştırma çağrısında bulundu.

Filistin Kayıplar Kurumu, Sivil Toplum Örgütleri Ağı ve Gazze Şeridi Kayıp Anneleri Hareketi tarafından bugün, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin Gazze Şeridi’ndeki merkezi önünde dayanışma eylemi düzenlendi. Çok sayıda kayıp yakını ve annenin katıldığı eylemde, ailelerin desteklenmesi, kayıp dosyalarının takip edilmesi ve aralarında yaklaşık 3 bin 200 kadın ve çocuğun bulunduğu 11 bin 200’den fazla kişinin akıbetinin açıklanması talep edildi.

Eyleme katılanlar, kayıplara ilişkin hukuki ve insani çalışmaların etkinleştirilmesini, konunun yalnızca uluslararası günlerde gündeme gelen dönemsel bir dosya olarak ele alınmamasını istedi. Binlerce aile, yakınlarının akıbetini aylar ve yıllardır bilmeden yaşamını sürdürüyor.

‘Anneler hâlâ bekliyor’

Eylem sırasında konuşan Gazze Kayıp Anneleri Hareketi Koordinatörü Sena Avdullah, özellikle kimlikleri yerine numaralar verilen cenazelerin Gazze’ye ulaştırılması ve bazı cenazelerin kimlikleri belirlenemeden defnedilmesi nedeniyle ailelerin devam eden bir trajediyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Sena Avdullah, yaşamını yitirenlerin kimliklerinin belirlenmesi için gerekli tıbbi ve laboratuvar kapasitesinin yetersiz olduğuna dikkat çekerek, ailelerin çocuklarının hayatta olup olmadığını, yaşamını yitirmişlerse nerede ve nasıl defnedildiklerini öğrenebilmesi için kayıplara ilişkin bilgilerin açıklanmasını istedi.

Uluslararası kurumlarla, özellikle de Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile kayıp dosyalarının takip edilmesi ve kayıpların nerede olduğuna ilişkin bilgiye ulaşılması amacıyla sürekli koordinasyon halinde olduklarını belirten Sena Avdullah, ancak ailelerin hâlâ somut sonuçlar beklediğini ifade etti.

Kadın ve çocukların alıkonulduğuna ilişkin, zorla kaybetme kapsamına girebilecek bazı bilgiler bulunduğunu da belirten Sena Avdullah, uluslararası kurumlardan bu iddiaları doğrulamalarını ve uluslararası hukuk çerçevesinde takip etmelerini istedi. Kayıp Anneleri Hareketi’nin kayıp kişilerin durumuyla ilgili Yemen, Suriye ve Irak’ta düzenlenen etkinliklere de katıldığını belirten Sena Avdullah, ailelerin yakınlarının akıbetini öğrenme hakkını güvence altına alan uluslararası mekanizmaların etkinleştirilmesi çağrısında bulundu.

‘Çocuklarımız nerede?’

Kayıp Kerim Hamad’ın annesi Bisan Ebu Ciyab, eyleme kayıpların akıbetinin açıklanması talebiyle katıldığını belirterek, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin kayıp ve tutuklularla ilgili dosyaları takip etmesi ve bilgi edinilmesi için baskı oluşturması çağrısında bulundu.

Ailelerin, uluslararası kurumların ulaşamadığı gözaltı merkezlerinde insanların tutulduğuna ilişkin endişeler taşıdığını ifade eden Bisan Ebu Ciyab, savaş sırasında gözaltına alındığını belirttiği kadın ve çocukların akıbetinin açıklanmasını, tutuldukları koşulların ve sağlık ve insani durumlarının araştırılmasını istedi.

Bisan Ebu Ciyab, “İsrail güçlerinin Gazze’ye yönelik Ekim 2023 saldırısı sırasında gözaltına aldığı kadın ve çocukları gizlemek amacıyla gizli hapishaneler kurduğunu, burada fiziksel ve psikolojik işkence, tıbbi ihmal ve her gün gıdadan mahrum bırakma gibi çeşitli uygulamalara maruz bıraktığını” ileri sürdü.

Kayıpların sayısının 11 bini aşmasının yalnızca bir istatistik olmadığını belirten Bisan Ebu Ciyab, her kayıp kişinin arkasında, yakınının hayatta olup olmadığını bilmeden bekleyen ve sürekli acı yaşayan bir ailenin bulunduğunu söyledi.

Bisan Ebu Ciyab, Filistin Başbakanı tarafından yakın zamanda kayıpların durumunu takip etmek üzere oluşturulduğunu belirttiği komitenin etkinleştirilmesini ve bu dosyanın ele alınmasında gecikme yaşanmamasını istedi. Kayıplar dosyasının ertelemeye tahammülü olmayan insani bir mesele olduğunu vurguladı.

Oğlunun kaybolmasına ilişkin konuşan Bisan Ebu Ciyab, İsrail güçlerinin oğlunun bulunduğu bölgeyi kuşattığını, ardından erkeklerle kadınların birbirinden ayrıldığını ve oğlunun götürüldüğünü söyledi. Oğlunun kaybolduğunda henüz 17 yaşında olduğunu belirtti.

Hasta oğlunu arayan anne

Aliye Matar da oğlunun kaybolma sürecini anlattı. Oğlunun Ramazan ayının son günlerinde, iftar ezanından yaklaşık bir saat önce yürüyüş yapmak için evden çıktığını ve bir daha dönmediğini söyledi.

Güneşin batmasıyla oğullarının kaybolduğunu fark ettiklerini belirten Aliye Matar, o günden bu yana oğlunun nerede olduğunu öğrenmeye çalıştıklarını ifade etti. Oğlunun psikolojik bir rahatsızlığı bulunduğunu ve şizofreni tanısı aldığını belirten Aliye Matar, yıllardır tedavisini takip ettiğini söyledi.

Oğlunun durumunu bildiğini ve kimse için tehlike oluşturmadığını belirten Aliye Matar, uluslararası ve insan hakları kuruluşlarından oğlunun nerede olduğunu araştırmalarını ve akıbetini açıklamalarını istedi. Aliye Matar, aynı zamanda Gazze Şeridi’ndeki diğer kayıpların akıbetinin de açıklanması çağrısında bulundu.

‘Oğlum yiyecek ve odun aramak için çıktı, dönmedi’

Nidal Hicazi ise oğlunun 31 Ağustos 2024’te kaybolduğunu, o sırada yaklaşık 17 yaşında olduğunu söyledi. Gazze Şeridi halkının gıda ve temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığı ağır insani koşullarda oğlunun, aileye yiyecek ve ısınma imkânı sağlamak amacıyla bazı erzak ve odun almak için Gazze kentinin batısındaki Tel el-Heva Mahallesi’ne gittiğini, ancak geri dönmediğini belirtti.

Ailenin kaybolduğu ilk saatlerden itibaren oğlunu aramaya başladığını söyleyen Nidal Hicazi, özellikle yoğun bombardıman sesleri duyulması ve askeri araçların Tel el-Heva Mahallesi’ni birçok yönden kuşattığına ilişkin bilgilerin ulaşmasının ardından endişelerinin arttığını ifade etti.

Oğlunu aramaktan vazgeçmediğini belirten Nidal Hicazi, 60 gün süren ateşkes sırasında bölgeye yeniden gittiğini ancak yalnızca çürümüş cenazeler bulduğunu söyledi. Bunun oğlunun akıbetine ilişkin belirsizliği daha da artırdığını ifade etti.

Nidal Hicazi, uluslararası kurumlardan oğlunun akıbetinin araştırılmasını, bölgedeki askeri operasyonlar sırasında öldürülüp öldürülmediğinin veya gözaltına alınıp alınmadığının belirlenmesini istedi. Oğlunun ve dayısının aynı dönemde kaybolduğunu belirten Nidal Hicazi, ailenin hâlâ kendilerine ne olduğunu ortaya çıkaracak herhangi bir bilgi beklediğini söyledi.