Gazetecilerden 10 kentte eylem: Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur

Baskı ve sansüre karşı 10 kentte alanlara çıkan basın meslek örgütleri ve gazeteciler, “Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur” mesajı vererek, baskılara son verilmesi çağrısı yaptı.

Haber Merkezi - Aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Disk Basın İş ve Gazeteciler Cemiyeti’nin de olduğu çok sayıda basın meslek örgütü “Sansüre hayır! Habere özgürlük” şiarıyla 10 kentte alanlara çıktı.

Hazırlanan ortak basın metni 10 kentte okundu.

Yapılan yürüyüş ve eylemlerde “Türkiye’de gazetecilik, iktidarların, siyasilerin ya da sermayenin değil halkın yanında olmaktır!” başlıklı ortak metinde şunlara yer verildi: “Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!

Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez.

Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez.

‘Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür’

Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil.

Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal “ilkeleri” elbet bir gün yok olacaktır.

Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor.

Onlar yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin.

‘Gerçeklere ulaşmak hakkınızdır’

Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. ‘Gazetecilik suç değildir’ diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!

‘Yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır’

Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyum atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. JINNEWS, Mezopotamya Ajansı, KAOS GL haber sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Evrensel, Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Ajansa Welat (AW),  Bianet gibi önemli haber sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, birçok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Onlarca gazeteci ile MLSA ve İFÖD gibi derneklerin hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir.

Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz. Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin!

Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız.

Kürt gazeteciler susturulurken, muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir.

Talepler sıralandı

Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Oto sansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir.

Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz.

Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz.

Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur!

Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın. Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Medyada Kayyım uygulamalarına son verin. Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın. Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın. Anayasamız ile güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin.”

Amed 

Amed’de Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Güneydoğu Gazeteciler Derneği (GGC), TGS ve DİSK BASIN İŞ temsilcilikleri Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya geldi. “Sansüre hayır habere özgürlük” pankartının ardından gazeteciler BTK binası önüne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşte “Özgür basın susturulamaz”, “Sansüre hayır”, “Bijî çapemeniya azad”, “Susma sustukça sıra sana gelecek” sloganları atıldı. Yürüyüş sırasında birçok kez kapatılan veya erişime engellenen Mezopotamya Ajansı, Ajansa Welat, JINNEWS, Evrensel, Yeni Yaşam, Kısa Dalga, T24  ile pek çok mecranın ambleminin olduğu tavizler taşındı.

Ortak metnin Türkçesini DFG Eşbaşkanı Selman Çiçek, Kürtçesini ise MKG Başkanı Roza Metina okudu.

Antalya

Antalya'da basın meslek örgütleri, "Sansüre hayır, habere özgürlük" sloganıyla Attalos Heykeli önünden Cumhuriyet Meydanı'na yürüyerek, basına yönelik baskı, sansür ve kayyım uygulamalarına tepki gösterdi. "Gazetecilik suç değildir" ve "Sansüre hayır, habere özgürlük" pankartının açıldığı yürüyüşte sık sık "Özgür basın susturulamaz", "Sansüre hayır, habere özgürlük" ve "Karanlığa teslim olmayacağız" sloganları atıldı. Yürüyüş sonrası yapılan açıklamada basın metnini Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) üyesi Ceren Deniz okudu. Ceren Deniz, "Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz" dedi.

İstanbul

Aralarında Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), DİSK Basın İş ve Gazeteciler Cemiyeti’nin de olduğu çok sayıda basın meslek örgütü, gazetecilere yönelik uygulanan sansür ve baskılara karşı İstanbul Kadıköy’de bulunan Boğa Heykeli’nden iskeleye yürüyüş gerçekleştirdi. Çok sayıda gazeteci ve yurttaşın katıldığı yürüyüşte, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da katıldı. Yürüyüşte “Özgür basın susturulamaz”, “Bijî çapemenîya azad” sloganları atılırken, yürüyüşte “Sansüre hayır habere özgürlük” pankartı taşındı. Yürüyüşte sansüre uğrayan ajansların logolarının olduğu dövizler taşındı. Katledilen gazetecilerin isimleri anılarak “burada” denildi.

Yürüyüşün Kadıköy İskelesi’nde yapılan açıklamada, basın metnini Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş okudu.

Eylem sloganlarla sona erdi.

Wan

Wan'da Basın Örgütleri, "Gazeteciliği kuşatılmasına karşı sokaktayız"  şiarıyla yürüyüş gerçekleştirdi. Kentte bulunan sanat sokağında bir araya gelen basın örgütleri ve gazeteciler "Sansüre Hayır Habere Özgürlük" pankartı ve sansürlenen haber ajanslarının dövizleri eşliğinde yürüdü. Yürüyüşe kentte bulunan siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve çok sayıda yurttaş destekte bulundu. Kent meydanına kadar yapılan yürüyüşte sıklıkla, "Özgür basın susturulamaz", "Bijî çapemeniya azad", “Nazımdan Cihana özgür basın burada" sloganları atıldı.

Kent meydanına kadar yapılan yürüyüş sonrası basın açıklaması yapıldı. Ortak basın açıklamasının DFG üyesi Kürtçesini gazeteci Zeynep Durgut okurken, Türkçesini ise gazeteci Ruşen Takva okudu. 

Semsûr

Adalet Peşinde Aileleri Platformu, son zamanlarda Özgür Basına yapılan saldırılara ilişkin Semsûr Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklama metnini platform üyesi Celal Gezer okudu.