‘Federal Kürdistan medyasının 35 yıllık tarihinde erkek egemen anlayış hakim oldu’

Federal Kürdistan medyasında son 35 yılda kadınların önemli katkılar sunmasına rağmen karar mekanizmalarının hala erkek egemen anlayışla şekillendiğini belirten gazeteci Havin Şiwane, medyada ve toplumda gerçek eşitliğin sağlanmasını istedi.

DÊRÎN RAHİM

Silêmanî- Federal Kürdistan'da gazeteciler; baskı, gözaltı, tehdit ve hakaretlerle karşı karşıya kalırken, haber yapma, bilgiye erişme ve ifade özgürlüğü de giderek daha fazla sınırlandırılıyor. Bu ortak sorunların yanı sıra kadın gazeteciler, yalnızca kadın olmaları nedeniyle cinsiyet temelli ayrımcılık, taciz ve çeşitli hak ihlalleriyle de mücadele ediyor.

Gazeteci Havin Şiwane, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin tarihsel kökenleriyle ele alınması gerektiğini belirterek, "Toplumsal cinsiyeti konuşurken tarihe dönmemiz gerekiyor. Kendi tarihimizi bilmezsek bugün yaşadığımız sorunları da anlayamayız. Bugünkü sistem kadın ve erkeğe belirli kimlikler ve roller dayattı. Oysa yaklaşık 30 bin yıl öncesine baktığımızda, erkek egemenliği ortaya çıkmadan önce kadınların yaşamın kurulmasında, doğanın korunmasında ve toplumsal örgütlenmede öncü bir rol üstlendiğini görüyoruz" ifadelerini kullandı.

‘İlk kırılan şey kadınların öncülüğü oldu’

İlk kırılmanın klan yapılarının dağılmasıyla başladığını söyleyen Havin Şiwane, "O dönemde kadın ve erkek arasında dengeli bir yaşam vardı. Kadınlar üretimde, toprağın işlenmesinde, yaşamın örgütlenmesinde ve toplumun korunmasında öncü rol üstleniyordu. Erkek egemen güçlerin ortaya çıkmasıyla birlikte ilk kırılan şey kadınların öncülüğü oldu. Bilimsel bulgular da yaklaşık 12 bin yıl önce erkek egemen iktidarın temellerinin atıldığını gösteriyor. Göbeklitepe gibi alanlarda ibadet mekanlarında erkek egemenliğinin izlerini görüyoruz. Bu tarihi bilmeden bugün toplumsal cinsiyet eşitliğini tartışmamız mümkün değil" dedi.

‘Sistem kadın ve erkeğe roller dayatıyor’

Erkek egemen sistemin kadın ve erkeğe kalıplaşmış roller dayattığını söyleyen Havin Şiwane, "Kadına itaatkar, korunmaya muhtaç ve erkek otoritesine bağlı bir kimlik biçildi. Erkeğe ise güçlü, karar veren ve gerektiğinde şiddet uygulayan kişi rolü yüklendi. Bugün devletlerin üzerine kurulduğu ataerkil ve kapitalist sistem de bu anlayışın devamıdır. Kadının tarihsel rolünü doğru biçimde kavrayabilirsek, toplumsal cinsiyet meselesini de çok daha sağlıklı değerlendirebiliriz" şeklinde konuştu.

‘Medya kurumları erkek egemen anlayışla yönetiliyor’

Federal Kürdistan'da son 35 yılda kadınların medyanın kuruluşundan savaş haberciliğine kadar birçok alanda öncü rol üstlendiğine dikkat çeken Havin Şiwane, buna rağmen medya kurumlarının büyük ölçüde erkek egemen bir anlayışla yönetildiğini kaydetti. Kadınların ilk radyo spikerlerinden savaş muhabirlerine kadar medya tarihinde önemli sorumluluklar üstlendiğini vurgulayan Havin Şiwane, "Kadınlar medyanın kuruluşundan bugüne kadar her dönemde öncü roller üstlendi. İlk radyo spikerleri arasında kadınlar vardı, savaşlarda ön saflarda görev yapan ve yaşamını yitiren çok sayıda kadın gazeteci oldu. Ancak bütün bu emek ve mücadeleye rağmen medyada erkek egemen anlayış hala baskınlığını koruyor. Federal Kürdistan’da son 35 yılda kurulan medyaya baktığımızda haberlerde, programlarda ve yönetim mekanizmalarında daha çok erkeklerin sesi, bakış açısı ve kararları öne çıkıyor" dedi.

‘Kadınlar sınırlar içinde çalışmak zorunda kalıyor’

Kadın gazetecilere yeterince alan açılmadığının altını çizen Havin Şiwane, "Bugün medyada görev alan birçok kadın, erkek bakış açısının belirlediği sınırlar içinde çalışmak zorunda kalıyor. Kendi kimliğini ve bakış açısını ortaya koyabilen kadınların sayısı oldukça sınırlı. Medya kuruluşlarının büyük bölümü hala erkekler tarafından yönetiliyor. Özgür medya dışında kadın ve erkeğin birlikte karar aldığı eşbaşkanlık sistemi yaygın değil. Bu nedenle kadınların medya politikalarını belirleyen, kurum kuran ve bağımsız karar alan özne olmalarının önü yeterince açılmıyor" diye konuştu.

‘Özgür basın sayesinde kadınların iradesi daha görünür’

Hawîn Şiwane, özgür basında çalışan kadın gazetecilerin ise farklı bir çalışma ortamıyla karşılaştığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

"Özgür basına gelen kadınlara tüm alanlarda öncü roller veriliyor, destekleniyor ve karar mekanizmalarında yer almaları sağlanıyor. Böylece kadınların iradesi siyasi, ekonomik ve toplumsal alanlarda görünür hale geliyor. Ancak diğer medya kurumlarında kadınların emeği üzerinden ekonomik kazanç elde ediliyor ve erkek egemen sistem yeniden üretiliyor. Kadının bütün gücü ve emeği görünmez kılınırken, kadınlar çoğu zaman bunun farkına bile varmıyor. Kapitalist ve erkek egemen sistem özellikle kadın emeği ve düşüncesi üzerinden kendini yeniden inşa ediyor. Ne yazık ki bugün medyada da çoğu zaman kadının iradesi değil, yalnızca görüntüsü öne çıkarılıyor. Biz buna razı değiliz; bu anlayışı yıkmak istiyoruz. Sistem, topluma belirli kadın ve erkek kimlikleri dayatıyor. Simone de Beauvoir'ın da dediği gibi, 'Kadın doğulmaz, kadın olunur.' Toplumun kadın ve erkeğe yüklediği bu cinsiyet rolleri, kadından alınan gücün erkeğe verilmesiyle oluşturuldu."

‘Biz komünal ve eşitlikçi bir yaşam istiyoruz’

Sözlerinin sonunda medyada ve toplumda gerçek eşitliğin sağlanması gerektiğini vurgulayan Hawjîn Şiwane, "Biz komünal ve eşitlikçi bir yaşam istiyoruz. Bir sistem içinde yalnızca belirlenen görevleri yapan kadınlar olmayı değil, kadınların ve erkeklerin düşünsel özgürlüğünün geliştiği gerçek bir özgürlüğü savunuyoruz. Medya da toplumu yalnızca erkek bakış açısıyla yönlendiren bir güç olmamalı; kadın ve erkeğin gerçek iradesini yansıtan bir alan haline gelmeli. Bunun için kadınların sesi, gücü ve iradesi daha görünür olmalı. Kadınlar kendi tarihlerini ve kimliklerini tanımalı. Bugün her alanda, hatta yaşamlarını ortaya koyarak öncülük eden kadınlar var. Buna rağmen daha güçlü kadın örgütlülüğüne ve kadın öncülerine ihtiyaç duyuyoruz. Kadınların sürekli savaşın, şiddetin ve mağduriyetin öznesi olarak gösterildiği bir medya yerine; eşit, demokratik ve özgür bir toplumun kurulmasına katkı sunan bir medya istiyoruz. Çünkü kadınlar özgür olmadıkça toplum da gerçek anlamda özgür olamaz" dedi.