Emîna Osê: Hesekê’deki saldırılar barış ve entegrasyon sürecini hedef alıyor

Kongra Star üyesi Emîna Osê, Hesekê’de Kürt sembollerine ve kadınların kazanımlarına yönelik saldırıların huzuru bozmayı amaçladığını belirterek, kadın haklarının korunması için hukuki ve siyasi mücadelenin önemine dikkat çekti.

NEXEM ÇAÇAN

Qamişlo - Rojava Devrimi boyunca kadınlar, mücadeleleri ve fedakarlıklarıyla birçok kazanım elde ederek siyasi, askeri ve toplumsal alanlarda önemli roller üstlendi. Ancak Hesekê’de gerçekleştirilen saldırılarda Kürt kadınlarının saç örgüleri, yaşamını yitirenlerin fotoğrafları ve toplumsal değerler hedef alınıyor. Bu saldırılar, kadınların yıllar süren mücadeleyle elde ettiği kazanımların hala tehdit altında olduğunu gösteriyor. Saldırılar yalnızca kadınların sembollerini ve değerlerini değil, aynı zamanda Kürt kimliğini, kadın özgürlüğünü ve büyük bedeller ödenerek elde edilen kazanımları da hedef alıyor. Konuyla ilgili ajansımızın sorularını yanıtlayan Kongra Star Diplomatik İlişkiler Komitesi üyesi Emîna Osê, Hesekê’de yaşanan son saldırıların amaçları ve kadınların kazanımlarının hedef alınması üzerine değerlendirmelerde bulundu.

*Hesekê’de gerçekleşen son saldırıların temel amacı nedir ve bu saldırılar kadınların kazanımlarının hedef alınmasıyla nasıl bağlantılıdır?

Entegrasyon sürecinin başlamasının ardından bazı güçler, bu sürecin sağlıklı bir şekilde sonuçlanmaması için çaba gösteriyor. Şüphesiz bazı güçler entegrasyon sürecine karşı çalışıyor ve bir sonuca ulaşılmasının önünü kesmek istiyor. Bu çerçevede Hesekê çevresinde yaşayan bazı Arap kesimler, Baasçı zihniyetle hareket ediyor ve Suriye’yi koruma adı altında güvenlik ve huzura aykırı olaylar gerçekleştiriyor. Bu saldırılar aynı zamanda Suriye halklarının birliğine de karşıdır.

Saldırıların amacı, Suriye toplumunun bileşenlerini karşı karşıya getirmek ve entegrasyon sürecinin ilerletmek istediği huzur ve güvenlik sürecini bozmaktır. Bu nedenle saldırılar karşısında dikkatli bir şekilde durmamız gerekiyor. Aynı zamanda bu tutumun bütün Arap toplumunu temsil etmediğinin de belirtilmesi gerekiyor. Çünkü Arap halkları yıllardır bizimle birlikte mücadele etti ve birlikte yaşamı ve birliği destekleyen tutumlarını açıkça ortaya koydu.

*Kürt kadınlarının saç örgüleri ve yaşamını yitirenlerin fotoğrafları hedef alındığında saldırılar nasıl bir mesaj veriyor ve amaçları nedir?

Saldırılar, Baasçı zihniyet, cihatçı anlayış ve DAİŞ’in düşünce yapısına dayanan bir yaklaşım nedeniyle kadınlara yöneliyor. Bu anlayış kadınları hiçbir şekilde tanımıyor ve haklarını kabul etmiyor. DAİŞ döneminde kadınlara nelerin dayatıldığını ve onlara karşı hangi uygulamaların gerçekleştirildiğini herkes gördü. Bugün de farklı bir yöntemle Hesekê’de kargaşa çıkarmaya ve aynı zihniyeti başka bir biçimde ortaya koymaya çalışıyorlar. Kürt halkı içinde özel bir değere sahip olan kadınların saç örgüleri ve yıllar süren mücadeleyle elde edilen kadın kazanımları, bugün hedef alınan temel değerler arasında yer alıyor.

Bu yılın başındaki süreçte de herkes, kadınlar direnişe katıldığında saç örgülerinin ve bedenlerinin propaganda aracı olarak kullanıldığını gördü. Bu nedenle kadınların saç örgülerine ve sembollerine yönelik saldırılar, aynı zamanda Kürt halkının değerlerine ve kimliğine yönelik saldırılardır. Kadınların değerlerine saldıranlar, kadınların iradesi karşısında yenilgiye uğrayanlardır. Kadın düşmanı DAİŞ zihniyetine karşı duran ve onu yenilgiye uğratan bu direnişçi halktan ve Kürt kadınlarından intikam almak isteyenler, bugün DAİŞ’in yeni nesilleri aracılığıyla aynı amaca ulaşmaya çalışıyor.

*Saldırılar Kürt kadınlarının varlığı, kimliği ve özgürlüğü üzerinde ne ölçüde etkili oluyor?

Saldırıların kadınların kazanımları için bir tehlike oluşturacağı görüşünde değilim. Çünkü bu kişiler çetedir ve entegrasyona karşı olan gündemlere hizmet ediyorlar. Şüphesiz bu kişiler kadınların kazanımlarını tehlikeye atamaz. Kadınların kazanımlarını tehlikeye atabilecek olan, bugün ülkeyi yöneten zihniyettir. Ülkenin yönetiminde kadınların talepleri görmezden gelinir, kadınlar birçok alandan uzaklaştırılır ve yasalar çerçevesinde kadınların hakları ve güvenliği korunmazsa bu, en büyük tehlike olur. Bu nedenle bu zihniyete karşı mücadele etmemiz ve kadın haklarının bütün alanlarda güvence altına alınması için çalışmamız gerekiyor.

*Kadın hareketleri ve örgütleri olarak bu saldırılar karşısında nasıl bir tutum alıyorsunuz? Kadınların kazanımlarını korumak için hangi görev ve sorumluluklarınız bulunuyor?

Kürt kadınları olarak son 15 yıldır saldırılara ve kadın karşıtı zihniyete karşı mücadele ediyoruz. Bugün de kadınların kazanımlarını korumak için hukuki ve siyasi mücadeleyi önemli görüyoruz. Bu kazanımların, ülkenin demokratik yönetimini güvence altına alan, kadınların haklarını ve konumunu koruyan yasalar çerçevesinde güvence altına alınması gerekiyor. Şüphesiz bugün mücadelemiz, sahadaki mücadelenin ötesinde hukuki ve siyasi bir mücadeledir.

Ayrıca Suriye dışındaki taraflarla da ilişkilerimiz bulunuyor. Suriye’nin demokratik bir ülke olmak istemesi durumunda kadınların ülkenin yönetiminde ve geleceğinin inşasında temel ve aktif bir role sahip olması gerektiğine her zaman dikkat çekiyoruz. Bu durum, farklı karar ve düzenlemeler çıkararak kadınları birçok alandan uzaklaştıran mevcut zihniyetin tam tersidir. Bu nedenle kadınların kazanımlarını korumak yalnızca Kürt kadınlarının değil, bütün Suriyeli kadınların da görevidir.

*Kadınların kazanımlarını hedef almak isteyen bu saldırılar karşısında kadınlara ve topluma mesajınız nedir?

Bütün Suriyeli kadınların, huzuru ve güvenliği bozma girişimlerine ve kadınların yönetiminde aktif rol oynadığı özerk sistemi hedef alan saldırılara karşı uyanık olması gerekiyor. Aynı zamanda kadınların karşı karşıya kaldığı sorunlar karşısında açık bir tutum sergilememiz ve kazanımlarımızın ihlal edilmesine asla izin vermememiz gerekiyor. Siyasi ve toplumsal alanda yer alan bütün kadınların birlik içinde hareket etmesi gerekiyor. Güvenli bir gelecek inşa etmek ve kazanımlarımızı korumak için Suriye’nin inşasında ve bütün alanlarda aktif kadınlar olarak yer almalıyız. Bu nedenle hepimizden ortak bir çalışma yürütmemiz ve büyük bir sorumluluk üstlenerek bu kazanımları korumamız bekleniyor.