Dijital şantajda ‘damgalanma’ korkusu: Kadınlar sessizliğe itiliyor
Kadınların dijital şantaj karşısında toplumsal baskı ve damgalanma korkusuyla sessiz kaldığına dikkat çeken Nancy El Acarme, erken ihbarın şantaj döngüsünü kırmada hayati önemde olduğunu vurguladı.
BERAA EKREM
Ürdün – Dijital alan, kadınların mahremiyetinin ihlal edildiği ve kadına yönelik şiddetin yeniden üretildiği alanlardan biri haline geldi. Dijital şantaj, toplumsal yapıdan ve “ayıp” kültüründen yararlanarak çok sayıda kadın ve kız çocuğunun yaşamını tehdit, ekonomik sömürü ve psikolojik baskıyla kuşatan ciddi bir şiddet biçimine dönüşüyor.
Kadın sorunları araştırmacısı Nancy El Acarme, dijital şantajdan en fazla etkilenen ve şantajın hedefi haline gelen kesimin kadınlar ve kız çocukları olduğunu belirtti. Bunun temel nedenlerinden birinin toplumun sert tepkilerinden ve çevrenin yaklaşımından duyulan korku olduğunu ifade eden Nancy El Acarme, muhafazakar toplum yapısının kadınların şantajcıyla yüzleşmekten veya doğrudan ilgili güvenlik birimlerine başvurmaktan çekinmesine yol açtığını söyledi. Kadınların itibarlarının zarar görmesinden, evli olmaları halinde ise ailelerinin dağılmasından korktuklarını belirtti.
Ekonomik ve psikolojik sömürü kadınları tükenmenin eşiğine getiriyor
Nancy El Acarme, şantajcıların kadınların yaşadığı korku ve tereddütten yararlanarak baskıyı en üst düzeye çıkardığını belirterek şöyle konuştu: “Karşılaştığımız birçok vakada kadınlar sessizliğini bozmaya karar verene kadar tamamen tüketilmişti. Şantajcının para taleplerini karşılayabilmek için altınlarını veya arabalarını satmak, borç almak ya da kredi çekmek zorunda kalan kadınlar oldu. Mağdur artık ödeme yapamaz hale geldiğinde ise şantaj, kadının onurunu, bedenini ve ilkelerini hedef alan cinsel baskı ve taleplere dönüşüyor.”
Bu sürekli baskının yıkıcı psikolojik sonuçlara yol açtığına dikkat çeken Nancy El Acarme, kadınların ağır panik ve korku nöbetleri yaşayabildiğini, bazı genç kadınların sakinleştirici ilaçlara yöneldiğini söyledi. Yaşadıklarını kimseyle paylaşamamaları ve ağır psikolojik yük nedeniyle bazı kadınların intiharı düşünme noktasına gelebildiğini belirten Nancy El Acarme şöyle devam etti:
“Güvenlik güçleri ve Siber Suçlarla Mücadele Birimi müdahale ederek şantajda kullanılan materyallere el koyup dosyaları kapatsa da önümüzde daha büyük bir sorun kalıyor. Hayatta kalan kadınların toplumdan, ailelerinden ve çalışma ortamlarından duydukları korku nedeniyle içlerinde taşıdıkları acıyı ve bastırılmış çığlıkları iyileştirmek en büyük mücadelemiz olmaya devam ediyor.”
Dijital şantajın nedenleri ve güvenli olmayan sanal alanlar
Dijital şantaj vakalarının artmasının nedenlerine değinen Nancy El Acarme, ekonomik koşullar ve işsizliğin bazı gençleri hızlı gelir elde etmek amacıyla yasa dışı bir yöntem olarak bilgisayar korsanlığı ve şantaja yönelttiğini söyledi. Nancy El Acarme, yeterince güvenli hale getirilmeyen telefonlara erişimin kolaylığının da bu suçlarda kullanıldığını belirtti.
Kadınların dijital farkındalığının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Nancy El Acarme, dijital medya platformlarının psikolojik baskılardan veya toplumsal sorunlardan kaçmak için “güvenli bir sığınak” olarak görülmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Sanal dünyaya aşırı güven, şantaj tuzağına düşmenin ilk kapısıdır. Dijital alan mutlak bir güvenlik alanı değildir; dikkat ve yüksek düzeyde tedbir gerektirir. Telefonların güvenliğini sağlamaktan bilinmeyen bağlantıları açmamaya, işyerlerinde cihazları açık bırakmamaktan özel bilgileri iyi niyetle dahi olsa başkalarıyla paylaşmamaya kadar dikkatli olmak gerekiyor.”
Kadın sorunları araştırmacısı Nancy El Acarme, korku kültürünün kırılması ve vakaların gecikmeden bildirilmesinin kadınların dijital ve toplumsal alandaki güvenliğini ve onurunu korumanın ilk savunma hattı olduğunu vurguladı.