DEM Parti Komisyon üyelerinden açıklama

DEM Parti Komisyon üyeleri, Meclis Komisyonu’nun altıncı ve yedinci toplantısına dair açıklama yaptı. Komisyon üyeleri, “Unutmayalım ki farklılıklarımız zenginliğimizdir; her birimizin anadili de barışın dili olmalıdır” dedi.

Haber Merkezi - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Komisyon üyeleri, Meral Danış Beştaş, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hakkı Saruhan Oluç, Celal Fırat ve Cengiz Çiçek, komisyon toplantısına dair yazılı açıklama yaptı.

 Açıklamada, baro başkanlarının komisyon çalışmalarına dair tanımlamalarında ve önerilerinde kimi farklılıklar olsa da, Barolar Birliği ve komisyonda dinlenen-dinlenmeyen tüm barolardan sürecin gerektirdiği yasal düzenlemelere dair katkılarını bekledikleri kaydedildi.

 ‘İnancımızı koruyoruz’

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Böylesine tarihsel bir sorunun demokratik çözümü doğrultusunda atılacak adımların sadece komisyon üyeleriyle sınırlı olamayacağının farkındayız. Beklediğimiz katkıların, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir sistem inşasını güçlendireceğine dair inancımızı ve kararlılığımızı koruyoruz.

 

Önceki dönem TBMM başkanlarının kimi sunumlarında öne çıkan geçiş dönemi adaletinin sağlanması, İnfaz Kanunu’nun değiştirilmesi, ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi, kayyım uygulamalarına cevaz veren yasal düzenlemelerin kaldırılması, AİHM kararlarının ve umut hakkının da bu kararlar gereği uygulanması, AYM kararlarına riayet edilmesi, vatandaşlık tanımının kapsayıcı ve eşit yurttaşlık temelinde düzenlenmesi gibi önerileri oldukça kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isteriz. Bu yaklaşımlar ve bakış açısı; Kürt sorununu bir güvenlik sorunu olarak gören anlayışlardan uzaklaşılması, sorunu yaratan kök nedenlerin ortadan kaldırılması ve bir demokratik çözüm ikliminin yaratılması bağlamlarında tarihsel değerdedir.

 ‘Farklılıklarımız zenginliğimizdir’

Komisyon faaliyetleri boyunca hamaset dilinden ve farklı toplumsal kesimlerin sinir uçlarına dokunacak davranışlardan uzaklaşılması, sürecin iç siyasal hesapların aracı haline getirilmemesi ve odak kaymasının yaşanmaması uyarılarını da son derece önemli bulduğumuzu ifade etmek isteriz. İki günlük dinlemelerin bizim açımızdan bir kez daha ispatlanan çıktısı; birbirini dinleme ve anlama duygusunun ve çözüm aklının bir gereği olarak ülke halklarının hak ettiği demokratik, özgür, adil ve eşitlikçi ortak geleceğe hizmet edecek bir çabayı ve dili geliştirmektir. Unutmayalım ki farklılıklarımız zenginliğimizdir; her birimizin anadili de barışın dili olmalıdır.”