Cezayirli Hukukçu Aisha Zamit: Ceza Kanunu'ndaki bazı maddeler gözden geçirilmeli

Kadına yönelik şiddete karşı gerek hukuki olarak gerekse de sahada mücadele edilmesi gerektiğini belirten Avukat Aisha Zamit, kadınları hukuki olarak desteklemek için adli yardımın etkinleştirilmesi gerektiğini kaydetti.

RABAA KHURAİS

Cezayir- Cezayir halkı Fransa sömürgeciliğine karşı 1954 ve 1962 yılları arasında yürüttüğü bağımsızlık mücadelesiyle tarih sayfalarında önemli bir yer aldı. Bağımsızlık savaşına katılan kadınlar sömürgecilikten, kültürel kodlara, yoksulluktan erkek zihniyetin baskılarına kadar, birçok alanda sorun yaşadı ve evlere hapsedilmek istenildi. Cezayir sömürgeciliğe karşı bir zafer elde etse de Cezayirli kadınlar onları ötekileştiren, yok sayan, katleden erkek zihniyetine ve devlet politikalarına karşı mücadelesine devam ediyor.

‘Değişiklikler sahada karşılığını bulmadı’

Cezayir’deki örgütlü kadınlar eşitsizlikle mücadeleyi günümüze kadar sürdürüyor. Cezayirli kadınların mücadelesi sonucu Ceza Kanunu'nda bazı değişiklikler oldu. Avukat Aisha Zamit, Ceza Kanunu'nda yapıla değişikliğin kadınların kazanımı olduğunu vurgulayarak, “Ceza Kanunu'nda yapılan değişiklikler ile kadına yönelik her türlü şiddet suç sayıldı. Ancak yasal kazanımlara rağmen şiddetin önlenmesi için yapılan değişiklikler sahada karşılığını bulmadı. Şiddet uygulayan failler hakkında caydırıcı cezalar verilmedi” dedi.

‘Miras hakkından mahrum bırakılıyorlar’

Ceza Kanunu’nun 266’ncı maddesine değinen Aisha Zamit, 226’ncı maddeye göre; darp ve yaralama sonucu oluşan sakatlıklar nedeniyle iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ön görüldüğünü kaydetti. Ancak şiddetin kasıtlı olarak ölüme yol açması halinde failler hakkında 10 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası verildiğini ifade eden Aisha Zamit, “Öte yandan Cezayir'in bazı ayrı bölgelerinde kadınlar miras hakkından mahrum bırakılıyor. Şimdilerde de özellikle sosyal hayatın gelişmesiyle birlikte tanık olduğumuz şey, kadınlar çalışıyorsa maddi kaynakları baba, erkek kardeş ve eş tarafından kontrol altına alınıyor” diye belirtti. 

‘Ceza Kanunu’ndaki bazı maddeler gözden geçirilmeli’

Ülkedeki cinsel şiddet suçlarına da dikkat çeken Aisha Zamit, sözlerine şöyle devam etti: “Cinsel şiddet toplumsal baskı nedeniyle gizli tutuluyor. Cinsel şiddete maruz kalan kadınlar adli şikayetlerde bulunmuyor. Cinsel şiddet kadına yönelik şiddetin en tehlikeli biçimidir. Bizler Ceza Kanunu'ndaki bazı maddelerin yeniden gözden geçirilmesini istiyoruz. Bunlardan biri şiddete maruz kalan kadının affetmesi durumunda failin cezasız kalmasıdır. Çünkü kadın, ailesini korumak gerekçesiyle çevresinden faili affetmesi yönünde büyük bir baskıya maruz kalıyor. Bu durumda şikâyet geri çekiliyor ve eğer kadın adli kovuşturma sürecini tamamlamakta ısrar ederse, bu baskılar tehdit sınırına ulaşabilir" ifadelerinde bulundu.

‘Şiddeti önlemek için sadece hukuk yeterli değil’

Aisha Zamit, sözlerinin sonunda, şiddete karşı kadınları hukuki olarak desteklemek amacıyla adli yardımın etkinleştirilmesini isteyerek, “Günümüzde kadına yönelik şiddet olgusunu sadece hukuki çözümlerle sınırlandırmak mümkün değil. Daha ziyade kadınların rolü desteklenmeli, katkıları takdir edilmeli, kadınların önlerindeki engeller kaldırılmalı, genç kadınlar eğitimlerle yetiştirilmelidir” önerilerinde bulundu.