Cezayir’de kadın temsili geriledi: Sorun yetersizlik değil, engeller

Cezayir’de kadınların parlamentodaki temsili tarihi bir gerilemeyle yüzde 5,6’ya düşerken, Nur El-Hüda Züveybi bu durumu toplumsal baskılar, kota sisteminin mirası ve kadınların siyasi süreçlerden dışlanmasıyla açıkladı.

RABİA HURAYS

Cezayir - Cezayir’de, yasal vaatlerin yarattığı siyasi ivme ile sandıklardan çıkan gerçek sonuçlar arasındaki büyük fark dikkat çekiyor.

2 Temmuz’da gerçekleştirilen parlamento seçimlerinde Cezayirli kadınlar eşi görülmemiş tarihi bir gerileme yaşadı. Siyasi partiler ve bağımsızların listelerinde seçim kampanyasına katılan 2 binden fazla kadın adaydan yalnızca 23’ü yeni parlamentoda sandalye kazanabildi. Ülkedeki güvenlik birimlerinin yürüttüğü kapsamlı soruşturmalar nedeniyle bu sayının bir miktar daha düşebileceği belirtiliyor.

Kadın temsilinde düşüş

Bu sonuçlarla birlikte yeni parlamentoda kadın milletvekili sayısı 407 sandalye içerisinde yalnızca 23 oldu. Kadınların temsili yüzde 5,6’ya geriledi. Bu oran, 2021’deki önceki parlamentoyla kıyaslandığında önemli bir düşüş anlamına geliyor. Önceki dönemde kadın milletvekili sayısı 34’tü ve kadınların temsil oranı yüzde 8 seviyesindeydi. Bu gerileme, kadınların seçmen kitlesindeki ağırlığına rağmen yaşandı. Kadınlar, ülkedeki kayıtlı seçmenlerin yüzde 57’sini oluşturuyor. Bağımsız Seçim Otoritesi verilerine göre yaklaşık 24 milyon seçmenin bulunduğu ülkede kadın seçmen sayısı yaklaşık 13 milyona ulaşıyor.

Parlamentoda gerileme: Kota sisteminin yansıması

Bu gerilemenin arka planını değerlendiren siyasetçi ve eski Ulusal Halk Meclisi üyeliği adayı Nur El-Hüda Züveybi, sorunun kadınların yetersizliğinden kaynaklanmadığını belirtti. Nur El-Hüda Züveybi, Cezayirli kadınların bugün birçok alanda daha güçlü bir varlık gösterdiğine dikkat çekerek, üniversite mezunları, çalışanlar, öğretmenler ve akademisyenler başta olmak üzere farklı sektörlerde kadınların önemli ilerlemeler kaydettiğini ifade etti. Toplumdaki bu genişlemeye rağmen parlamentodaki kadın temsilinde ciddi bir gerileme yaşandığını vurgulayan Nur El-Hüda Züveybi, “Kadınların temsili birçok alanda belirgin şekilde arttı, ancak bu gelişme parlamentoda ciddi bir gerilemeyle karşılandı” dedi.

Kadınların toplumsal alandaki yükselişi ile parlamentodaki gerilemesi arasındaki çelişkiye değinen Nur El-Hüda Züveybi, bu durumun başlıca nedenlerinden birinin “kota sistemi”nin olumsuz mirası olduğunu söyledi. Nur El-Hüda Züveybi, “Bu sistem, kadınların Zighoud Youcef binasındaki (Cezayir Parlamentosu) varlığını artırmış olsa da, toplumsal kabulün niceliksel ve niteliksel olgunluğunu yansıtmayan ayrıcalıklı bir temsili zorunlu kıldı. Bu durum, seçmende olumsuz bir algı oluşturdu ve bazı çevrelerin o dönemdeki parlamentoları ‘berberler parlamentosu’ olarak nitelendirmesine neden oldu” diye belirtti.

Bu mirasın kadın adayların önünde psikolojik ve kalıplaşmış bir engel oluşturduğunu belirten Nur El-Hüda Züveybi, “Bu ağır miras, tüm kadın adayların kaybedilen güveni yeniden kazanmak gibi zorlu bir görevle karşı karşıya kalmasına neden oldu” ifadelerini kullandı. Kendi adaylık deneyimini de anlatan Nur El-Hüda Züveybi, 2 Temmuz’da yapılan parlamento seçimlerinde aday olma kararını açıkladığında farklı tepkilerle karşılaştığını belirterek, “Aday olma fikrimi açıkladığım anda aldığım tepkiler ikiye ayrıldı. İlki tamamen geleneksel bir yaklaşımdı; bana aileme odaklanmam ve geri çekilmem tavsiye edildi. Buna karşılık çevremdeki kadınlardan oluşan güçlü bir destek cephesi oluştu. Bu kadınlar kendilerini temsil etmemi ve seslerini karar alma merkezlerine taşımamı içtenlikle istediklerini ifade ettiler” şeklinde konuştu.

Aşiretçilik anlayışı da bir engel

Nur El-Hüda Züveybi, kadınların siyasette karşılaştığı engellerin yalnızca toplumdaki kalıplaşmış düşüncelerle sınırlı olmadığını, birçok bölgede hala etkisini sürdüren “aşiretçilik” anlayışının da kadın adayların önünde önemli bir engel oluşturduğuna dikkat çekti. Önceki seçimlerde Nahda Hareketi listelerinde yaşanan bir örneği aktaran Nur El-Hüda Züveybi, aynı soyadını taşıyan bir yakınının da aday olması nedeniyle bir kadın adayın ailesinden yoğun baskı ve sert tepki gördüğünü söyledi.

Nur El-Hüda Züveybi, “Aşiretin bölünmesi ve oyların dağılması” gerekçesiyle kadın adayların siyasi hedeflerinden vazgeçmeye zorlandığını belirterek, bu durumun kadınlara yönelik görünmez bir dışlama biçimi olduğunu söyledi. Kadınların, “oy toplama konusunda daha güçlü olduğu” gerekçesiyle erkek adayların lehine geri çekilmeye yönlendirildiğini vurgulayan Nur El-Hüda Züveybi, bunun erkek adayların aynı ölçüde karşılaşmadığı açık bir ayrımcılık ve baskı biçimi olduğunu kaydetti.

Nur El-Hüda Züveybi, kadınların parlamentodaki varlığının yalnızca sayısal bir temsilden ibaret olmadığını vurgulayarak, “Biz yalnızca seçilmiş meclisleri süslemek için rakamlar aramıyoruz. Gelenekler, görenekler ve kalıplaşmış imgelerle kuşatılmış bir gerçeklik içinde kendini kabul ettiren gerçek bir varlık istiyoruz. Bu, toplumun değişmesi ve olgunlaşması için yeterli zamana ihtiyaç duyan derin bir dönüşümdür. Gerçek yasa, gerçeklikten kopuk üstten dayatılan düzenlemeler değil, herkes için adil ve eşit bir sistem oluşturan yasadır” dedi.

Cezayirli kadınların sağlık, çalışma hayatı ve sosyal haklar gibi hayati alanlarda karşılaştığı sorunlara dikkat çeken Nur El-Hüda Züveybi, bu durumun kadınların yaşadığı sorunları karar alma merkezlerine taşıyabilecek güçlü bir kadın temsilinin gerekliliğini ortaya koyduğunu belirtti. Kadın temsilinin yalnızca siyasi bir slogan olmadığını vurgulayan Nur El-Hüda Züveybi, bunun Cezayirli kadınların karşı karşıya kaldığı mesleki ve toplumsal krizleri çözmek için gerekli bir yasal ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Sorunların yalnızca hastaneler ve sağlık kurumlarıyla sınırlı kalmadığını aktaran Nur El-Hüda Züveybi, bunların hem çalışan hem de ev içinde emek veren kadınların temel haklarını da kapsadığını dile getirdi. Bu noktada işsizlik ödeneği konusuna değinen Nur El-Hüda Züveybi, bu alanda da ekonomik ve toplumsal bakış açısından bir dengesizlik bulunduğunu kaydetti. Yaşamları evle sınırlı olan annelere de desteğin artırılması gerektiğini belirten Nur El-Hüda Züveybi, “Çünkü anneler toplumun ilk ve temel öğretmenidir” dedi.

‘Erkek adaylar kadın seçmenlere ulaşmasının önünde engeller oluşturuyor’

Bu ve benzeri karmaşık konuların Cezayirli kadınların parlamentoda yer almasının zorunluluğunu ortaya koyduğuna dikkat çeken Nur El-Hüda Züveybi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Adil bir temsile ulaşmak için bu seçim döneminde ortaya çıkan güçlü seçim boykotunu derinlemesine ve samimi biçimde incelemek, sahadaki nedenlerini analiz ederek sorunu kökünden ele almak gerekiyor. Çünkü kadınların sandıktan uzak durması, erkek seçmenlerin tutumundan önemli ölçüde farklılık gösteriyor. Kadınlar birçok durumda bilinçli bir kararla seçimleri boykot etmedi; aksine siyasi iletişim denkleminden en başından itibaren dışlandılar. Geleneksel iletişim kanalları erkekler tarafından ve erkekler için tasarlandı. Kahvehaneler, halk toplantıları ve kadınların kolayca bulunmadığı sokak ortamları gibi alanlar, erkek adayların kadın seçmenlere ulaşmasının önünde ciddi toplumsal engeller oluşturuyor.”