Gulîxan Sofi: 15 Şubat Komplosu ulusal birlik ruhuyla boşa çıkacak

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan şahsından başlayan komplonun bugün Rojava’da devam ettiğini belirten Gulîxan Sofî, “Bir parça ekmeği paylaşarak bu toprakları koruduk” diyerek, komplonun ulusal birlik ruhuyla boşa çıkacağını söyledi.

SORGUL ŞÊXO

Til Temir - Kuzey ve Doğu Suriye’de 19 Temmuz 2012’de kadınlar öncülüğünde başlayan Rojava Devrimi, 13 yılda dünyanın dikkatini çeken tarihi kazanımlar elde etti.

Devrime tanıklık eden öncü kadınlardan Gulîxan Sofî, ajansımıza yaptığı değerlendirmede Demokratik Ulus sisteminin, ulus-devlet modeline alternatif bir yönetim anlayışı sunduğunu belirtti.

‘Coğrafya olarak küçük ama direnişi büyüktü’

Rojava Devrimi’nin halklar için bir model olduğunu söyleyen Gulîxan Sofî, Til Temir’in direnişteki yerine dikkat çekerek, “Til Temir coğrafi olarak küçük olabilir ancak direnişi büyüktür. Til Temir, Cizîr Kantonu’na geçiş kapısıdır ve stratejik bir noktadır. 13 yıllık süreç boyunca sürekli savaş ve saldırılarla karşı karşıya kaldı. Til Temir halkı tüm bileşenleriyle özgür yaşamak için seferber oldu. Her kesimden insanlar kentin savunmasında yer aldı. Halk, savaşçılarını hiçbir zaman yalnız bırakmadı ve her zaman onların yanında durdu” dedi.

Gulîxan Sofî, Til Temir’in halkların kardeşliği projesinin başarısına örnek olduğunu belirtti. Baas rejiminin çekilme sürecini hatırlatan Gulîxan Sofî, o dönemde hayata geçirilmek istenen planlara dikkat çekerek, “Baas rejiminin çekilmesinin ardından Kürt, Arap ve Süryaniler arasında iç ve mezhepsel bir savaş çıkarmak istediler. Saldırılar oldu ve halk kuşatma altına alındı. Ancak o dönemde Til Temir halkı bir araya gelerek üç bileşenin katılımıyla Toplumsal Barış Meclisi’ni kurdu” ifadelerinde bulundu.

‘Çan ve ezan sesinin birlikte yükseldiği kentimiz saldırıların hedefi oldu’

Gulîxan Sofî, Toplumsal Barış Meclisi’nin kuruluş amacını anlatarak, “Amacımız kenti savunmak ve toplumsal değerleri halkların birliğiyle güvence altına almaktı. Bu toprakları savunurken Kürt savaşçılar Arap ve Süryanilerle birlikte şehit düştü, aynı mezarlıkta yan yana defnedildiler. Til Temir’i savunmak tüm Rojava’yı savunmaktır. Bir parça ekmeği paylaşarak bu toprakları koruduk. Devrimin başından bu yana Til Temir’e yönelik saldırılar hiç durmadı. Önce Özgür Suriye Ordusu, ardından El Nusra ve 2015’te DAİŞ ağır ve kapsamlı saldırılar başlattı. 23’ten fazla Süryani köyü yıkıldı, kadınlar kaçırıldı, kiliseler bombalandı. Burası kilise çanları ile ezan sesinin birlikte yükseldiği bir kenttir. Buna rağmen saldırılar sürdü. Til Temir ve köyleri daha sonra Türkiye’nin askeri operasyonları ile SİHA ve İHA saldırılarının hedefi oldu” diye belirtti.

‘Toplumun barış, özgürlük ve eşitlik içinde yaşamasını istemiyorlar’

15 Şubat 1999 komplosunun bugün de sürdüğüne dikkat çeken Gulîxan Sofî, “Rêber Apo’nun yakalanmasıyla başlayan komplo süreci, bugün Rojava’yı hedef alarak devam ediyor. Dün Rojava’da garantör olan güçler, aynı zamanda Önderimize yönelik komplonun içinde yer alan güçlerdi. Amaç, halkların kendi topraklarında özgür iradeyle yaşamasını kırmaktı. Bu nedenle saldırılar, hegemon güçlerin çıkarlarına tehdit oluşturan demokratik ulus sistemine yöneldi. Onlar toplumun barış, özgürlük ve eşitlik içinde yaşamasını istemiyor. Devam eden komplo süreci, bizim ulusal birliğimizle boşa çıkarılacaktır” şeklinde konuştu.

‘Halkımızı QSD ve YPJ korudu’

Kuzey ve Doğu Suriye’de ağır bedeller ödediklerini kaydeden Gulîxan Sofî, 2026 yılında yaşanan gelişmelere de değindi:

“Rakka ve Dêrazor, QSD ve YPJ’ye çağrıda bulundu. Güçlerimiz bu çağrıya yanıt verdi; kadınları ve halkı DAİŞ çetelerinden kurtardı. QSD görevini yerine getirdi ancak Uluslararası Koalisyon sahadaki siyasetini değiştirerek mevcut dengeleri de değiştirdi. Biz en başından bu yana Rojava devrimine öncülük ettik, bugün de Rojava’yı savunuyoruz. Güçlerimiz Rojavayı savunacak yeterliliğe sahiptir. Komplocu güçlerin planı yalnızca Rakka ve Dêrazor’dan çekilmekle sınırlı değildi, asıl hedef tüm Rojava ve Özerk Yönetim sistemini tasfiye etmekti.”

Gulîxan Sofî, QSD ile Suriye geçici yönetim arasındaki anlaşmaya da değinerek, “Güçlerimiz entegrasyon sürecinde hangi kararı alırsa alsın biz buna katılırız. Haklarımızın yasalarla güvence altına alınmasını istiyoruz. 14 yıllık mücadele yok sayılamaz ve tasfiye edilemez. Mücadelenin öncüleri kadınlardı. Eğer anayasa kadın haklarını güvence altına almazsa kabul edilemez. YPJ güçlerinin tasfiye edilmesi söz konusu olamaz, kadın gücü olarak statülerinin anayasal güvenceye kavuşması gerekir. Devrimde bedel ödeyenlerin bölgenin geleceğinde söz sahibi olma hakkı vardır. Biz kadınlar olarak haklarımızın Suriye anayasasında yer almasını ve yasalarla güvence altına alınmasını istiyoruz. Kadın haklarımız ve irademiz anayasada tanınmalıdır" sözleriyle konuşmasını tamamladı.