Bağdat’ta Caferi Medeni Kanunu protestosu: Çocuğun üstün yararı esas alınmalı
Bağdat'ta Yüksek Yargı Konseyi önünde bir araya gelen Iraklı Şii anneler, Caferi Medeni Kanunu'nun geçmişe dönük uygulanmasına ve evlilik sözleşmelerinin tek taraflı değiştirilmesine tepki gösterdi.
RAJA HAMİD RAŞİD
Bağdat – Iraklı Şii anneler, bugün Bağdat'taki Yüksek Yargı Konseyi önünde düzenledikleri protestoda, velayet kararlarında çocuğun üstün yararının gözetilmesini ve evlilik sözleşmelerinin tek taraflı iradeyle Caferi Medeni Kanunu'na dönüştürülmesine son verilmesini talep etti. Anneler, kanunun geriye dönük uygulanmasının hem çocukların hem de annelerin yaşamını olumsuz etkilediğini belirtti.
‘Öncelik çocuğun üstün yararı olmalı’
Gösteriye katılan Ümmü Abdullah (R.W.), eylemin, velayet kararlarında çocuğun üstün yararını esas alan 86'ncı maddenin uygulanması talebiyle düzenlendiğini söyledi. Velayetin yalnızca şekli işlemlerle babaya verilmesinin çocuğun yararını gözetmediğini belirten Ümmü Abdullah, birçok babanın çalışma koşulları nedeniyle çocukların bakımını üstlenemediğini ifade etti.
Ümmü Abdullah, eski eşinin kendisini hamileyken terk ettiğini ve kızının adını dahi bilmediğini, ancak Caferi Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesinin ardından çocukların velayetini talep ettiğini söyledi. Çocuklarının huzuru için yeniden evlenmediğini belirten Ümmü Abdullah, velayet yaşını düzenleyen 93 sayılı kararın da yeniden gözden geçirilmesini istedi.
‘Kanuna değil, geriye dönük uygulanmasına karşıyız’
Mühendis ve yüksek lisans mezunu olduğunu belirten mağdur annelerden K.A., 2019 yılında hamileliğinin yedinci ayında eşinden ayrıldığını anlattı. Eski eşinin yıllarca kızını ne aradığını ne de görmek istediğini söyleyen K.A., Caferi Medeni Kanunu'nun kabul edilmesinden sonra görüş hakkını kullanmaya başladığını ifade etti.
Altı yaşındaki kızının babasını ilk kez gördüğünde korkarak “Bu babam değil, hırsız” dediğini aktaran anne, kızını bugüne kadar ailesinin evinde tek başına büyüttüğünü söyledi.
‘Çocuklarım bu sürecin mağduru oldu’
Üç çocuk annesi Ümmü Muhammed (H.M.) ise eşinin yıllar önce kendilerini terk ederek başka biriyle evlendiğini, ardından kendi bilgisi ve onayı olmadan evlilik sözleşmesini Caferi Medeni Kanunu kapsamına aldığını söyledi.
Çocuklarını tek başına büyüttüğünü, özel bakıma ihtiyaç duyan hasta bir çocuğunun bulunduğunu belirten Ümmü Muhammed, “18 yıllık evlilik sözleşmesi nasıl geriye dönük olarak bu kanuna tabi tutulabilir?” diye sordu. Çocuklarının babalarını tanımadığını ve onunla yaşamak istemediklerini ifade eden anne, tüm kararlarda çocuğun üstün yararının esas alınmasını istedi.
‘Annelerin talepleri meşrudur’
Aysen İnsan Hakları ve Sürdürülebilir Kalkınma Örgütü Başkanı ve kadın hakları savunucusu Ensam Selman, protestoya annelerin meşru taleplerine destek vermek amacıyla katıldığını belirtti.
Ensam Selman, annelerin 2025 tarihli Kişisel Statü Kanunu değişikliğinin uygulanmasına ilişkin 93 sayılı kararın yeniden değerlendirilmesini, evlilik sözleşmelerinin tek taraflı iradeyle değiştirilmemesini ve sona ermiş evliliklere Caferi Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanmamasını talep ettiklerini söyledi.
‘Kadın ve çocuk hakları korunmalı’
Kadın ve çocuk hakları savunucusu gazeteci Lina Ali de protestonun annelere destek amacıyla düzenlendiğini belirterek, evlilik sözleşmelerinin ancak iki tarafın ortak rızasıyla değiştirilebileceğini söyledi.
Lina Ali, yedi yaşına gelen çocukların anne ve babaları arasında seçim yapma hakkına sahip olması gerektiğini ifade ederek, Caferi Medeni Kanunu'nun geriye dönük değil, yalnızca yürürlüğe girdiği tarihten sonraki süreç için uygulanması gerektiğini savundu. Kanunun geçmişe dönük uygulanmasının aile içindeki sorunları daha da derinleştireceğini dile getirdi.
“Çocuğun üstün yararı her şeyden önce gelir”
Protesto sırasında Iraklı Şii anneler adına okunan ortak bildiride, adalet ve hukukun üstünlüğünün Irak ailesinin korunmasının temelini oluşturduğu belirtildi.
Bildiride, 2025 tarihli Kişisel Statü Kanunu değişikliği kapsamında uygulanan bazı velayet hükümlerinin çok sayıda anne ve çocuğu olumsuz etkilediği, birçok annenin çocuklarının velayetini ya da bakım hakkını, çocuğun üstün yararı gözetilmeden kaybettiği ifade edildi.
Annelerin rızası olmadan, yalnızca diğer tarafın talebi doğrultusunda bu hükümlerin uygulanmasının hukuki ve insani sorunlara yol açtığı belirtilen bildiride, özellikle çocukların sosyal ve psikolojik durumları değerlendirilmeden annelerinden ayrılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Bildiride ayrıca, velayet kararlarında çocuğun üstün yararının temel ölçüt haline getirilmesi, 2025 tarihli Kişisel Statü Kanunu değişikliğinin uygulanış biçiminin yeniden gözden geçirilmesi ve hiçbir annenin kendi açık rızası olmadan bu hükümlere tabi tutulmaması talep edildi.
Anneler, Yüksek Yargı Konseyi'nden 93 sayılı kararın geri çekilmesini, çocukların aile içi anlaşmazlıklarda baskı ve intikam aracı olarak kullanılmasının önlenmesini ve hukukçular, din insanları, psikologlar, sosyologlar ile insan hakları örgütlerinin katılımıyla kapsamlı bir diyalog süreci başlatılmasını istedi.
Bildirinin sonunda ise taleplerin herhangi bir kesimi hedef almadığı, tek amaçlarının Irak ailesini korumak, adalet ve merhamet ilkelerini güçlendirmek ve çocukların üstün yararını her kararın merkezine yerleştirmek olduğu vurgulandı.