‘Kız çocuklarının hakları din adına ihlal ediliyor’
Rojava’lı araştırmacı ve avukatlar, Suriye’deki kız çocuklarının radikal İslam tehlikeleri ve insan haklarına karşı ağır insanlık dışı uygulamalarla karşı karşıya kaldığını vurguluyor.
SORGUL ŞÊXO
Qamişlo- Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 19 Aralık 2011’de aldığı 66/170 sayılı kararla 11 Ekim’i Dünya Kız Çocukları Günü ilan etti. Aradan geçen yıllara rağmen çocuk yaşta evlilik, eğitim hakkından mahrum bırakılma ve çalışma yaşamındaki eşitsizlikler, kız çocuklarının karşı karşıya olduğu temel sorunlar arasında yer alıyor. Suriye’de ise savaşın yarattığı yıkımın yanı sıra yasal korumadaki eksiklikler ve toplumsal uygulamalar, kız çocuklarının ve kadınların yaşamını doğrudan etkiliyor.
BM ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) verilerine göre, dünya genelinde her yıl 12 milyondan fazla kız çocuğu 18 yaşına gelmeden evlendiriliyor. Bu, yaklaşık her üç saniyede bir kız çocuğunun çocuk yaşta evlendirilmesi anlamına geliyor. Dünya genelinde yaklaşık 650 milyon kadın ve kız çocuğunun çocuk yaşta evlilik yaptığı tahmin ediliyor.
Eğitim ve istihdam alanındaki eşitsizlikler de sürüyor. 15-19 yaş arasındaki kız çocuklarının eğitim ve istihdam dışında kalma olasılığı, aynı yaş grubundaki erkek çocuklarına kıyasla iki kat daha yüksek. Öte yandan uluslararası çabalar, eğitim çalışmaları ve yasal reformlar sayesinde son 25 yılda yaklaşık 68 milyon çocuk yaşta evliliğin önüne geçildiği belirtiliyor.
Suriye’de çocukların yüzde 15,8’i eğitim dışında
Suriye’de eğitim alanındaki tablo da kaygı veriyor. Planlama ve İstatistik Komisyonu tarafından 2026-2027 eğitim-öğretim yılının başında yayımlanan Suriye Hanehalkı Genel İhtiyaçları Araştırması’na göre, 18 yaşın altında çocuğu bulunan ve çocukları eğitim kurumlarına kayıtlı olmayan ailelerin oranı yüzde 15,8’e ulaştı.
UNICEF, yaklaşık 6,9 milyon Suriyeli çocuğun hala insani yardıma ve sağlık, eğitim, su ve koruma gibi temel hizmetlerin yeniden sağlanmasına ihtiyaç duyduğunu tahmin ediyor. 2026 İnsani Müdahale Planları’nda kız çocukları ve kadınlar, yardım programlarında hedeflenen kırılgan grupların önemli bir bölümünü oluşturuyor. Koruma programlarından yararlananların yüzde 58’ini kadınlar ve kız çocukları oluşturuyor.
Demokratik İslam Kongresi Araştırma Merkezi araştırmacısı Kînda Kenan ve avukat Şukriya Yûsif, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi ve kadınların haklarının güvence altına alınması için yapılması gerekenleri ajansımıza değerlendirdi.
‘Evlilik yaşı konusunda yeni araştırmalar farklı sonuçlara işaret ediyor’
Kînda Kenan, “İslam’da kız çocuklarının evlendirilmesi tartışmalarında Hz. Ayşe’nin evlilik yaşı sıkça gündeme getirilir” diyerek, bu konuda farklı tarihsel yorumların bulunduğunu ifade etti. Kînda Kenan devamında şunları söyledi:
“İslam’da hangi küçük kız çocuğunun evlendirildiği konuşulduğunda akla Hz. Ayşe geliyor. Hz. Muhammed ile evlendiğinde Ayşe’nin kaç yaşında olduğunu bugüne kadar kesin olarak ortaya koyan bir araştırma bulunmuyor. Ancak günümüz araştırmacılarının çalışmalarında, Ayşe’nin yaşının biyolojik gelişiminin tamamlandığı dönemden itibaren hesaplanmış olabileceği belirtiliyor. Bu yorumlara göre Ayşe, Hz. Muhammed ile evlendiğinde 9 değil, 19 yaşındaydı.”
‘Kutsal kitaplarda kadınların hakları korunuyor’
Kutsal metinlerin kadınların haklarının korunması açısından yeniden ele alınması gerektiğini belirten Kînda Kenan, Kur’an’ın Tekvîr suresinde yer alan, “Diri diri gömülen kız çocuğuna hangi suçtan dolayı öldürüldüğü sorulduğunda” ifadesini hatırlattı. Eski ve yeni yorumlar arasında fark bulunduğunu dile getiren Kînda Kenan, şöyle konuştu:
“Eski yorumlarda kadınların hakları ihlal edildi. Ancak yeni okumalar ve araştırmalar, kutsal kitapta kadınların korunmasına ilişkin yaklaşımı daha açık biçimde ortaya koyuyor. Buna rağmen bazı ülkeler kutsal kitapları kendi anlayışlarına göre yorumluyor ve kadınların korunmamasını meşrulaştırıyor.”
Kadınların tarihinin araştırılması ve kadınların kendi deneyimlerini yazması gereken bir dönemde, kız çocuklarının erkek çocuklarla eşit haklara sahip olduğunun hala kabul ettirilmeye çalışıldığını söyleyen Kînda Kenan, kadınların haklarının ihlal edilmesinin İslam’a ve kutsal kitaba bağlanmasının yanlış olduğunu ifade etti.
Kînda Kenan, Irak, Türkiye, Suriye ve İran gibi ülkelerin de İslam’a atıfta bulunduğunu belirterek, kadın haklarının korunması için yasal güvencelerin oluşturulması gerektiğini vurguladı.
‘Çocuk yaşta evlilik İslam’ın gölgesine sığdırılamaz’
Demokratik İslam Kongresi’nin çocuk yaşta evlilikleri desteklemediğini, bu uygulamayı suç olarak değerlendirdiğini belirten Kînda Kenan, tarihsel bilgilerin yeniden araştırılması gerektiğini söyledi. Kînda Kenan, “Biz bu evlilikleri reddediyoruz; bunlar İslam’ın gölgesine sığdırılamaz. Geçmişi araştırmaya, doğru ve yeni bilgileri açığa çıkarmaya çalışıyoruz. Kız çocuklarına yönelik suçlar ve kadın cinayetleri, suç olarak görülmelidir” diye konuştu.
Suriye’de kız çocuklarının ağır koşullarda yaşadığına dikkat çeken Kînda Kenan, bazı uygulamaların din adına meşrulaştırıldığını ifade etti. Bir erkeğin dört kadınla evlenebilmesi, kız çocuklarının eğitimden uzak tutulması ve kadınların örtünmeye zorlanması gibi uygulamaların dinin arkasına saklanılarak savunulduğunu belirten Kînda Kenan, şöyle devam etti:
“İslam’ı kendilerine bir örtü yaptılar ve onun arkasında savaş yürütüyorlar. Çünkü bu uygulamalar yalnızca yasalarla ilgili değil; bunlara karşı çıkanlar, kutsal sözlere karşı gelmekle suçlanıyor. Kadınlara yönelik uygulamaları Tanrı’nın şeriatına bağlıyorlar ve dini tersyüz ediyorlar. Oysa Tanrı kız ve erkek çocuklarının haklarını eşit kılmıştır.”
Kız çocuklarının korunması için özel yasalar çıkarılmalı

Kadınların ve kız çocuklarının haklarının korunmasının anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Kînda Kenan, din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını önerdi.
Kînda Kenan, “Öncelikle din ile devlet birbirinden ayrılmalı ki din, kadınlara yönelik saldırıların aracı haline gelmesin. Devlet insan haklarını düzenlerken kadınların ve kız çocuklarının haklarına da önemli bir yer ayırmalı. Özellikle cinsel saldırıya, öldürülmeye ve çocuk yaşta evliliğe maruz kalan kız çocuklarının korunması gerekiyor. Kız çocuklarının haklarını koruyacak özel bir yasa çıkarılmalı; failler ve suçlular cezalandırılmalı ki aynı suçları yeniden işlemesinler. Kadın haklarının anayasalarda ve yasalarda güvence altına alınması çok önemli” dedi.
Aşiret sistemindeki bazı uygulamaların kız çocuklarını şiddet ve sömürüye açık hale getirdiğini belirten Kînda Kenan, kız çocuklarının erkekler arasındaki kan davaları ve borçlar nedeniyle bir araç gibi kullanılabildiğini söyledi.
Kînda Kenan, “Aşiret sisteminde bir erkeğin kanı karşılığında bir kız çocuğunun verildiği durumlar yaşanıyor. İki erkek kavga ediyor, biri diğerini öldürüyor; olayla hiçbir ilgisi olmayan bir kız çocuğu, bir erkeğin öfkesinin kurbanı oluyor. Bazı kız çocukları kan davaları ve borçlar karşılığında veriliyor, alınıp satılan bir araca dönüştürülüyor. Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik suçları işleyenlere hapis cezasının yanı sıra para cezaları da uygulanmalı. Böylece kız çocuklarına yönelik saldırılar sınırlandırılabilir. Çünkü bugün kız çocuklarının eğitim görmesinin ve kadınların kendi tarihlerini yazmasının zamanıdır. Geçmişte din, mitoloji ve toplum adına kadınların varlığı ve hakları ihlal edildi, kadınlar baskı altında tutuldu” ifadelerini kullandı.
Suriye’de çocuk yaşta evlilik için 18 yaş sınırı tartışması

Avukat Şukriya Yûsif, Suriye’deki yasal düzenlemelerin çocuk yaşta evliliğe kapı aralayabildiğini belirterek, evlilik yaşı konusunda değişiklik yapılması gerektiğini söyledi. Şukriya Yûsif, Suriye yasalarında evlilik için 18 yaşını doldurma şartının bulunduğunu, ancak düzenlemelerin 15 yaşındaki kız çocuklarının da şer’i hakimin kararıyla evlenmesine izin verebildiğini ifade etti. Şukriya Yûsif’e göre, bu süreçte hakimin kız çocuğunun fiziksel gelişimini değerlendirmesi öngörülüyor. Bu yaklaşımın yeterli olmadığını savunan Şukriya Yûsif, şunları söyledi:
“Suriye yasalarında kızların evlenebilmesi için 18 yaşını doldurmuş olması gerektiği belirtiliyor. Ancak yasalar, şer’i hakimin kızın bedenini kontrol etmesi şartıyla 15 yaşında evlenmesine de izin veriyor. Bana göre bu yaşta bir kız hala çocuktur; kendi sözünü söyleyecek ve tutumunu belirleyecek olgunluğa erişmemiştir. Yasalar değiştirilmeli ve 18 yaşından önce evliliğin mümkün olmadığı kesin biçimde düzenlenmelidir. Bu yaştan önce yapılan evlilikler iptal edilmeli; böyle bir evliliği gerçekleştiren hakim ve buna onay veren baba cezalandırılmalıdır.”
Kimliksiz kadınlar haklarını talep edemiyor
Suriye’de kimlik ve nüfus kaydı sorunlarının kadınların ve çocukların haklarına erişimini engellediğini belirten Şukriya Yûsif, kayıt dışı kadınların evlilik sonrasında da ciddi sorunlarla karşılaştığını söyledi.
Şukriya Yûsif, “Suriye’de hala kimliksiz, kayıt dışı kişiler bulunuyor. Kimliği olmayan bir kadın evlendiğinde eşinin kimliğini alamıyor; ancak çocukları babalarının kimliğini alabiliyor. Bu durumda kadın, nafaka, velayet ve çocuklarının bakımına ilişkin haklarını talep edemiyor. Çünkü kimliği ve belgesi olmayan bir kadın olarak kalıyor” dedi.
‘Anayasanın iki maddesi kadın ve erkeğin eşitliğini açıkça güvence altına almalı’
Suriye yasalarının İslam fıkhından etkilendiğini belirten Şukriya Yûsif, yeni anayasadaki eşitlik hükümlerinin daha açık biçimde düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Şukriya Yûsif, “İslam fıkhında bir erkeğin iki kadınla evlenebilmesinden söz ediliyor; kadınların miras hakkından mahrum bırakılması da büyük bir sorun. Bugün hala bu sorunlarla yaşıyoruz. Yeni anayasada Suriye halkının yasa önünde eşit olduğunu belirten iki madde yer alıyor, ancak bu eşitliğin hangi alanları kapsadığı açık değil. Kadınların ve erkeklerin bu yasal düzenlemeler karşısında eşit olduğu açıkça yazılmalıydı” diye konuştu.
Yasalardaki belirsizliğin kadınların parlamentoda, siyasi karar alma merkezlerinde ve diğer kurumlarda temsil edilmesini de etkilediğini belirten Şukriya Yûsif, kadınların karar mekanizmalarına katılımını sağlayacak düzenlemelerin yapılması gerektiğini kaydetti.
Tüm toplulukları kapsayan medeni yasalar gerekli
Suriye’de farklı dini ve toplumsal topluluklar için ayrı hukuki uygulamaların bulunmasının kadınların haklarına erişiminde eşitsizlikler yarattığını ifade eden Şukriya Yûsif, bütün topluluklar için geçerli medeni yasalara ihtiyaç olduğunu dile getirdi.
Şukriya Yûsif, “Bir ülkede Hristiyanların, Êzidîlerin ya da başka bir topluluğun birbirinden farklı yasalarla hareket etmesi yerine, herkes için geçerli bir yasa olmalı. Hristiyanlar miras haklarını kadınlara da tanıyor; çünkü onların yasaları ruhani nitelikte. Bütün topluluklara uygulanacak bir yasa bulunmalı ki bir kadın hakkını aramak istediğinde başvurabileceği hukuki yolu bilsin. Tüm toplulukları kapsayan medeni yasalara ihtiyaç var” dedi.
Yurt dışında yaşayan Suriyeli kadınların ülkeye döndüklerinde çocuklarına kendi kimliklerini aktarabilmelerini sağlayacak bir düzenlemenin de yapılması gerektiğini belirten Şukriya Yûsif, kadınların kimlik ve vatandaşlık haklarının güvence altına alınmasını istedi.
‘Suriye’de kadın bakanlığı acil bir ihtiyaç’
Kadın haklarının korunması ve yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi için Suriye’de bir kadın bakanlığı ya da kadınlara yönelik özel bir kurum kurulması gerektiğini belirten Şukriya Yûsif, kadınların çalışma yaşamında ve siyasi karar alma süreçlerinde daha fazla yer alması çağrısında bulundu. Şukriya Yûsif, “Kadınların yasal hakları üzerinde çalışabilmemiz için bir bakanlık ya da kadınlara yönelik bir kurum kurulmalı. Çünkü bu ülkede kadınların hakları korunmuyor. Kız çocuklarının evlilik yaşı 18 ya da 15 değil, 20 olmalı. Kadınların çalışma yaşamındaki hakları korunmalı, kota uygulanmalı ve kadınlar söz ve karar sahibi olmalı. Bakanlıklarda kadın bakanlar da bulunmalı. Kız çocuklarına cinsel saldırıda bulunan failler en ağır şekilde cezalandırılmalı. Bu tür yasaların uygulanması çok önemli” ifadelerini kullandı.
‘Yasal adımlar atılmazsa Suriye, Irak ve Afganistan örnekleriyle karşı karşıya kalabilir’
Suriye’de kız çocuklarının yasal korumadan yoksun kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Şukriya Yûsif, bazı bölgelerde 10 yaşındaki kız çocuklarının evliliklerinin kayda geçirildiğini ve hakimler tarafından onaylandığını söyledi.
Şukriya Yûsif, “Suriye’nin vilayet ve kentlerinde 10 yaşındaki kız çocuklarının evlendirildiği ve bu evliliklerin hakimler tarafından onaylandığı belgelendi. Suriye’nin Irak ve Afganistan’daki duruma benzer bir noktaya sürüklenmesi yönünde büyük bir tehlike var. Böyle bir durumda geriye gideriz. Çözüm, sözünü ettiğim konuların ve burada değinemediğim diğer kadın ve kız çocukları haklarının yasalara madde olarak eklenmesi, yazılı hale getirilmesi ve güvence altına alınmasıdır” dedi.