Şiyar Be Aktivisti Ruken Kılıç: Uyuşturucu güvenlikçi politikaların bir aygıtı

Kürdistan’da uyuşturucu kullanımının arttığını söyleyen Şiyar Be Platformu Aktivisti Ruken Kılıç, “Uyuşturucu güvenlikçi politikaların bir aygıtı” diyerek, uyuşturucu maddenin özel savaş politikalarının bir yansıması olduğunu söyledi.

MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN

Wan - Dünya Uyuşturucu ile Mücadele Federasyonu verilerine göre; 2024'te 10 milyonu aşan bağımlı sayısı 2025 itibarıyla 15 milyona yaklaştı.

2025 Uyuşturucu Raporu’na göre ise, Türkiye’de uyuşturucuya başlama yaşı 22. Raporda, 18 yaşının altında uyuşturucu kullanan veya satan çocuklara ilişkin herhangi bir veri paylaşılmadı.

Tüm dünyanın bir sorunu olarak görülen uyuşturucu madde kullanımı ve satışı Kürdistan’da aynı zamanda bir “özel savaş” politikası olarak hayata geçirildi.

Kürdistan’da uyuşturucu bir sağlık meselesi olmanın ötesinde bir “savaş aracı” olarak kullanıldı. Bilinçli bir politikanın ürünü olarak yaygınlaştırılan uyuşturucu, özellikle genç kadın ve erkekleri hedef alarak, onları öz kimliğinden uzaklaştırmayı amaçladı.

Şiyar Be! Platformu

Kürdistan’da başta gençler olmak üzere tüm toplumu hedef alan uyuşturucu kullanımına ve satışına karşı Amed’de 2025 yılında demokratik kurumlar öncülüğünde “Şiyar Be! Platforma Tekoşîna Li Dijî Tiryakê/Farkına Var! Uyuşturucuyla Mücadele Platformu” adıyla bir oluşum kuruldu.

Yaklaşık beş aylık bir hazırlık sürecinin ardından hayata geçirilen platform, uyuşturucu bağımlılığına karşı toplumsal farkındalığı artırmayı ve bu sorunun nedenleriyle mücadele etmeyi amaçlıyor.

Uyuşturucuya karşı mücadeleyi iki başlıkta yürüten platform, koruyucu önleyici çalışmalar ve mahalle çalışmalarına yoğunlaşarak, gençleri ve çocukları madde bağımlılığından uzaklaştırmaya çalışıyor. Kentin dinamikleriyle, sivil toplum örgütlerinin birleşenleriyle kurulan platform, gönüllülük temelinde çalışıyor. Platformun içinde sendikacılar, siyasetçiler, eğitimciler, esnaflar, siyasi parti temsilcileri ve sağlıkçılar yer alıyor. Platform bugüne kadar Mêrdîn (Mardin), Amed (Diyarbakır), Wan (Van) ve Şirnex (Şırnak) kentlerinde kuruldu.

Şiyar Be! Platformu eş zamanlı olarak birçok kentte örgütlenirken, son olarak 6 Haziran’da Amed’te yaptıkları açıklama ile “Rabin” kampanyasını başlattıklarını duyurdu.

Şiyar Be! Platformu Wan Eşsözcüsü ve aynı zamanda Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Üyesi Ruken Kılıç, Kürdistan’da uyuşturucu bağımlılığı/satışıyla ilgili ve platformun çalışmalarına dair değerlendirmelerde bulundu.

Çalışma kapsamı başta uyuşturucu olmak üzere tüm bağımlılıklara yönelik

Bağımlılığın yaşamın tüm alanlarını etkileyen kapsamlı ve “toplumsal bir kriz” olduğunu ifade eden Ruken Kılıç, platformun kuruluş amacının da buradan doğduğunu ifade etti.

Bağımlılığın sadece “madde bağımlılığı” olarak ele alınmasının eksik kalacağını söyleyen Ruken Kılıç, “dijital bağımlılık, sanal kumar bağımlılığı, alkol bağımlılığı” gibi birçok örnek verdi.

Ruken Kılıç, platformun amacının farkındalık yaratmak olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Bağımlılık bir rehabilitasyon merkeziyle ya da ilaçla çözülecek bir sorun değil. Net sonuç alınacak bir sorun da değil. Bunun farkındalığının oluşması gerekiyor. Bağımlılık bir halk sağlığı sorunudur. Halk sağlığı sorunu olunca da koruyucu önlemler gerektiriyor. Koruyucu önlemlerin çözümü noktasında da kamu sisteminin, sivil toplum örgütlerin, siyasi partilerin, toplumun bütün dinamiklerinin birleşip bu krizi çözme ya da azaltma hali olmalı.”

Toplumsal sorunlar ve uyuşturucu bağımlılığı

Ruken Kılıç, kimi zaman toplumsal sorunların uyuşturucu bağımlılığına yol açtığını ve bağımlılığın da yeni sorunlar doğurduğunu kaydetti ve şöyle dedi: “Bağımlılık bireysel değildir. Bu krizin sebebi sistemseldir. Sonuçta bunu dayatan yoksunluk ve yoksulluk, ekonomik sorunlar, göç, savaş, depremler, salgınlar gibi sorunlar var ve bireyin bir kaçış olarak sığındığı bir alan oluyor. Yoksunluk ve yoksulluğun sonucunda maddeyi bir çözüm görme hali var. Çocukluktan itibaren yoğun bir şekilde dijitalleşmeye maruz kalmak, sosyal medyaya bağımlılık, zamanında sinir sistemini ciddi anlamda boğmaya başlar. Bunun sonucunda kendine, o sıkışmış sinir sistemine yetemeyen bir dünya ortaya çıkıyor. Bu dünya da kendini ifade edebileceği alanların olmaması, ekonomik, sosyal ve toplumsal yeterliliğin olmadığı yerlerde çocuk yaşta maddeye yönelim artıyor. Çocuk okulda, sokakta o maddeyle tanışıyor ve o maddenin etkisi altında artık kendisini, toplumu, aileyi büyük bir krizin içine sokuyor.

Bu durum artık bir endüstriye dönüştü. Önce Latin Amerika ülkeleri, Avrupa ve en son Türkiye bunun çok açık bir karteli, pazarı haline geldi. Endüstriye dönüşürken de kadınları, gençleri ve çocukları etkisi altına almaya başladı.”

Kürdistan’da madde kullanım yaşı düşüyor

Ruken Kılıç, özellikle Kürdistan’da uyuşturucu madde kullanım yaşının giderek düştüğünü kaydetti. Kullanım yaşının 9’a kadar düştüğünü ifade eden Ruken Kılıç, “Dijital teknolojiler ve sosyal medya, bebeklikten itibaren çocukları yoğun uyarıcı bombardımanına maruz bırakarak dikkat, duygusal gelişim ve sinir sistemlerini olumsuz etkilemekte, onları bağımlılığa daha yatkın hale getirmektedir. Sistemin politikalarından doğrudan etkilenen çocuklar güvensiz bir ortamda büyümekte ve ileride bağımlılık riski yüksek gençler olarak hayata adım atmaktadır. Bu süreçten en ağır etkilenen gruplardan biri de kadınlardır. Patriyarkal sistem, yoksulluk, ev içi şiddet, bakım emeği yükü, toplumsal baskı ve utanç kültürüyle kadınları hem bağımlılığa daha açık hale getirmekte hem de yardım arayışından uzaklaştırmaktadır.”

Wan’da 20 bini aşkın madde kullanıcısı var

Sadece Wan'da 20 bini aşkın madde kullanıcısının olduğunu vurgulayan Ruken Kılıç, bölge illerinde ve kırsal yerlerde kullanım yaşının 9’a düştüğünü belirtti.

Ruken Kılıç, “Bu kent sahili ve sınırı olan bir kenttir. Doğal coğrafyası, güzellikleri olan bir kenttir. Ve en önemlisi politik tavrı olan bir kenttir. Bu kentin bu kadar madde ile temasının olması beraberinde bize özel savaş politikalarının çok etkili olduğunu gösteriyor. Sonuçta bu kentte toplumsal duyarlılık çok fazla. Ve şu an baktığımızda sorunun ne kadar ciddi bir boyutta olduğunu bize gösteriyor” vurgusunda bulundu.

Özel savaş politikalarının etkisi

Platformun kuruluşunu ilan edip, deklarasyonu yayınladıkları gün alınan güvenlik önlemlerine işaret eden Ruken Kılıç, “Deklarasyonumuzu yayınladığımızda çok ciddi güvenlik önlemleri alınmıştı. Neden orada güvenlik şube amirleri bizimle 5-6 saat konuşmadı, bizi beklettiler. Oysa biz onlardan farklı bir şey yapmıyorduk. Biz uyuşturucunun yayılmasına karşıyız ve buraya gelen bütün kent, kentin bütün esnafları, esnaf odaları, siyasi parti temsilcileri, kentin bütün dinamikleri de karşıydı. Neden bu kadar çok güvenlik önlemi alındı. Bu durum ‘güvenlik’ ile açıklanamaz, bize samimi gelmiyor” dedi.

Politik olan ve Kürt hareketinin etkili olduğu kentlerde madde kullanılmasının “özel savaş politikalarının” sonucu olarak değerlendiren Ruken Kılıç, “Sistemin kendisi maddeyi gidip dağıtıyor demiyoruz ama sistemin kendisi ekonomik, toplumsal krizleri, savaşları, zorunlu göçleri yaratıyor ve beraberinde insanların o yoksunluk ve yoksulluğa sürüklüyor.  Kişi bu defa çareyi yanlış bir yerde buluyor ve bu yanlışa da çok çabuk ulaşıyor. İşte bu çok çabuk ulaşmada bir sorun var. Nasıl ulaşıyorlar? Sonuçta bu kentte iki adımda bir MOBESE kameraları var. Her tarafta zırhlı araçlar varken, bu kentte torbacılar çok rahat bir şekilde kafelerde, mahallede, okul önlerinde bunu satışını sağlayabiliyor. Bu o zaman bir kamusal krizi de ortaya çıkarıyor. Madde bağımlılığının artması da bir güvenlikçi politikadır. Uyuşturucu madde özel savaş politikalarının, güvenlikçi politikaların bir yansıması ve bir ayağıdır” diye belirtti.

Belediyelerin ve esnafın başvurularıyla sokaklarda bağımlılığa yönelik paneller düzenlediklerine işaret eden Ruken Kılıç, “Belediyelerde bağımlılıkla mücadele kapsamlı eğitimler verdik. Daha sonra Artemêt (Edremit) Belediyesi ile bir mutabakat imzaladık. Birkaç belediyenin daha bizden bu yönde bir talebi var” dedi.

Ruken Kılıç, konuşmasını şöyle tamamladı: “Biz sokağımızı, kentimizi, çocuğumuzu, gencimizi ve kadınlarımızı bu uyuşturucu endüstrisine kaptırmayacağız. Herkesi, kentin bütün dinamiklerini, aydınlarını, entelektüelini, yazarlarını, bütün vicdanlı kesimleri bu platform etrafında bütünleşmeye çağırıyoruz.”