İran’da kadınlara yönelik baskılar derinleşiyor

İran’da 2026 yılının ilk alt aylık hak ihlali raporu, kadınlara yönelik baskının giderek ağırlaştığını ortaya koydu. Rapora göre 5 binden fazla kadın gözaltına alındı ve Ocak ayındaki protestolarda ise en az 250 kadın öldürüldü.

Haber Merkezi- İran'da kadınların haklarına ilişkin yayımlanan 2026 yılının ilk altı aylık raporu, kadınlara yönelik sistematik baskının arttığını ortaya koydu. Rapora göre yılın ilk altı ayında 9 kadın idam edilirken, 5 binden fazla kadın gözaltına alındı. Aynı dönemde 45 kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirirken, Ocak ayındaki protestolarda en az 250 kadın da katledildi. Hak örgütleri, uluslararası toplumun yetersiz tepkisi nedeniyle baskı politikalarının giderek ağırlaştığına dikkat çekti.

Altı ayda ağır hak ihlalleri

İnsan hakları raporlarına göre kadınlar, İran'ın güvenlik ve yargı mekanizmalarının temel hedeflerinden biri olmayı sürdürüyor. İlk altı ayda kadınlara yönelik idamlar, gözaltılar, hapis cezaları, art arda yapılan mahkeme çağrıları, tedavi hakkının engellenmesi, yüksek kefalet bedelleri ve insanlık dışı cezaevi koşulları dikkat çekti.

Raporda, bu uygulamaların kadın hakları savunucularını, gazetecileri, avukatları, sivil toplum aktivistlerini ve adalet talep eden aileleri susturmaya yönelik sistematik bir politika olduğu vurgulandı.

Bahailere yönelik baskılar sürüyor

Rapora göre Şiraz'da 16'sı kadın olmak üzere 26 Bahai yurttaşı, beraat kararlarının bozulmasının ardından yeniden mahkemeye çağrıldı.

Yezd kentinde yaşayan Bahai yurttaşı Mitra Bandi Emirabadi ise 5 yıl hapis ve 10 yıl sosyal haklardan mahrum bırakılma cezasına çarptırıldı.

Hak örgütleri, Bahailerin yalnızca gözaltı ve mal varlığına el koyma uygulamalarıyla değil; eğitim, kamu istihdamı, ekonomik faaliyetler, defin işlemleri ve temel kamu hizmetlerine erişim alanlarında da sistematik ayrımcılığa maruz kaldığını belirtti.

Kürdistan'da adalet ailelerine baskı

Kamyaran'da gözaltında bulunan Kejal Rahmani, eşi ve bir aile üyesinin tutukluluk süreleri bir ay daha uzatıldı.

Hak örgütlerine göre aile üyeleri avukat ve aile görüşü haklarından mahrum bırakılırken, zorla itiraf alınması amacıyla yoğun baskıya maruz kalıyor.

Benzer şekilde, Gonabad'da Ocak protestolarında gözaltına alınan bir kişiye işkence yapıldığı, ailesinin tehdit edildiği ve zorla itiraf alınmaya çalışıldığı bildirildi.

Zahedan'da ise 480 günü aşkın süredir tutuklu bulunan Beluc siyasi tutsağın, iş birliği yapmaması halinde idamla tehdit edildiği aktarıldı.

Avukatlar ve gazeteciler hedefte

Şiraz Barosu üyesi avukat Astare (Meryem) Ensari, tutukluluk kararının sona ermesine rağmen Adilabad Cezaevi'nde tutulmaya devam ediyor. Astare Ensari'nin tedavi hakkından mahrum bırakıldığı ve hukuki sürecin şeffaf yürütülmediği ifade edildi.

Uluslararası insan hakları örgütü Front Line Defenders ise Nazenin Salari ile iki avukat hakkında verilen hapis cezalarının durdurulması çağrısında bulundu.

Sinema oyuncusu Elnaz Şakerdust da Tahran Devrim Mahkemesi'ne çağrıldı.

Çevre aktivistleri ve sivil toplum temsilcileri gözaltında

Gorgan kentinde çevre aktivisti ve dağcı Fatıma Cami, dijital medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Siber Polis tarafından evine düzenlenen baskınla gözaltına alındı.

Tahran'da ise Ocak protestolarında gözaltına alınan Sima Mezlegani hakkında verilen hapis cezası onandı. Dosyasında protestolara katılması, mezarlıklarda görüntü çekmesi ve cep telefonu şifresini paylaşmayı reddetmesi suçlama konusu yapıldı.

Kadın tutukluların sağlık hakkı engelleniyor

Evin Cezaevi'nde tutulan Şiva İsmaili, Merziye Farsi, Furuğ Takipur ve Zehra Safayi aileleriyle telefon görüşmesi yapamıyor.

İlam Cezaevi'ndeki Zehra Muhammedveli ise tutukluluğunun sürmesi, yargı sürecindeki belirsizlik ve avukat hakkının engellenmesini protesto etmek amacıyla açlık grevine başladı.

Kanser hastası, Kürt ve aile geçimini sağlayan bir kadın ise 91 günlük tutukluluk ve işkencenin ardından ancak 15 milyar tümen kefalet karşılığında geçici olarak serbest bırakıldı.

Ülke genelinde gözaltılar sürüyor

Şiraz, Yezd, Kamyaran, Sine, Mahabad, Serdeşt, Urmiye, Kirmanşan, Merivan, Gorgan, Meşhed, İslamşehr, Gonabad, Bocnurd, Dehloran, İlam, Zahedan, Seravan, Ahvaz, Hürremabad, Brocen, Tahran, Kerec, Reşt ve İsfahan başta olmak üzere birçok kentte çok sayıda kişi gözaltına alındı, ifadeye çağrıldı ya da ağır hapis cezalarına çarptırıldı.

Hak örgütleri, çok sayıda tutuklunun ailelerine haber verilmeden bilinmeyen yerlere sevk edildiğini, avukat ve aile görüş haklarının engellendiğini bildirdi.

Açlık grevleri yaygınlaşıyor

İlam Cezaevi'nde açlık grevini sürdüren Zehra Muhammedveli'nin sağlık durumunun kötüleştiği belirtildi.

Meşhed'deki Vekilabad Cezaevi'nde ise Ocak protestolarında tutuklanan çok sayıda kişi, belirsiz tutukluluk koşullarını protesto etmek amacıyla açlık grevine başladı. Grevin ardından tutukluların ailelerine bilgi verilmeden başka yerlere sevk edildiği bildirildi.

Yüksek kefaletler baskı aracına dönüştü

İnsan hakları raporuna göre milyarlarca tümenlik kefaletler, tutukluların aileleri üzerinde ekonomik baskı kurmanın bir aracı haline geldi.

Şelir Mam Kadiri, 91 günlük gözaltı ve işkencenin ardından 15 milyar tümen kefaletle serbest bırakılırken, Amene Kasımzade ise 3 milyar tümen kefalet karşılığında tahliye edildi.

Brocen'de bir sivil toplum aktivisti de 3,5 milyar tümen kefaletle geçici olarak serbest bırakıldıktan iki gün sonra yeniden cezaevine gönderildi. Daha önce de tahliye olabilmek için 18 milyar tümen kefalet yatırmak zorunda kalmıştı.

Mal varlıklarına el konuluyor

Raporda, Bahai yurttaşların evlerine, tarım arazilerine, iş yerlerine ve diğer mal varlıklarına el konulmasının da sistematik baskının bir parçası olduğu belirtildi.

İnsan hakları savunucuları, bu uygulamanın yalnızca ekonomik bir yaptırım olmadığını, Bahai toplumunu yaşadıkları bölgeleri terk etmeye zorlamayı amaçlayan kolektif bir cezalandırma yöntemi olduğunu ifade etti.

İdam tehdidi sürüyor

Raporda ayrıca, Ocak protestolarına katılan 12 kişi hakkında İsfahan'da verilen idam cezalarının Yüksek Mahkeme tarafından onanmasının ciddi endişe yarattığı belirtildi.

Beluc siyasi tutukluların da güvenlik kurumlarıyla iş birliği yapmamaları halinde idam edilmekle tehdit edildiği aktarılırken, insan hakları örgütleri idam cezasının siyasi baskı aracı olarak kullanılmaya devam ettiğini vurguladı.

Hak savunucuları, uluslararası kamuoyunun etkili adımlar atmaması nedeniyle İran'da baskı, keyfi gözaltılar, idamlar ve hak ihlallerinin hız kesmeden sürdüğünü belirtti.