İran'da Haziran ayında en az 109 kişi idam edildi

İran'da Haziran ayında en az 109 kişi idam edilirken, kolber ve yakıt taşıyıcılarının öldürülmesi, cenazelerin ailelere teslim edilmemesi ve hakikat arayan ailelere yönelik baskılar, insan hakları ihlallerinin giderek ağırlaştığını ortaya koydu.

Haber Merkezi - İran'da Haziran ayında en az 109 kişinin idam edilmesiyle birlikte ülkedeki insan hakları ihlallerine ilişkin endişeler yeniden arttı. İnsan hakları raporları; idamların artmasının yanı sıra idam edilenlerin ailelerine haber verilmeden infaz edilmesi, kolber ve yakıt taşıyıcılarının öldürülmesi, cenazelerin ailelere teslim edilmemesi ve hakikat arayan ailelere yönelik baskıların sistematik şekilde sürdüğünü ortaya koyuyor.

Haziran ayında en az 109 idam

İnsan hakları kuruluşlarının verilerine göre, Haziran 2026'da İran cezaevlerinde en az 109 kişi idam edildi. İdam edilenler arasında beş siyasi tutuklu da yer aldı. Bu sayı, geçen yılın aynı döneminde kaydedilen en az 99 idama kıyasla yaklaşık yüzde 10'luk artışa işaret ediyor.

İdamlar yalnızca birkaç cezaeviyle sınırlı kalmadı. Şiraz'daki Adilabad, Kirmanşan'daki Dizelabad, Kaşan, Semnan ve Sebzevar cezaevlerinde de infazlar gerçekleştirildi. Son günlerde Adilabad, Kaşan ve Dizelabad cezaevlerinde birer, Kaşan, Semnan ve Sebzevar cezaevlerinde ise dört kişi hakkında verilen idam cezası infaz edildi.

Ailelerine haber verilmeden idam ediliyorlar

İdamların artmasıyla birlikte, idam hükümlülerinin ailelerine ve kimi zaman kendilerine önceden bilgi verilmeden infaz için başka cezaevlerine sevk edildiğine ilişkin raporlar da çoğaldı.

İnsan hakları savunucuları, bu uygulamanın hükümlülerin son görüşme hakkını ortadan kaldırdığını, aileleri ise sürekli belirsizlik ve ağır psikolojik baskı altında bıraktığını belirtiyor. Birçok ailenin yakınlarının idam edildiğini ancak infazdan sonra ya da gayriresmi kaynaklardan öğrendiği ifade ediliyor.

Kürdistan sınırlarında kolber ölümleri sürüyor

İdamlarla eş zamanlı olarak Rojhilat Kürdistanı'nın sınır bölgelerinde kolberlere yönelik ölümcül müdahaleler de devam etti.

Merîwan'da 18 yaşındaki bir kolber, sınır hattında sınır birliklerinin açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi. Genç kolber, dört gün içinde aynı bölgede öldürülen ikinci kolber oldu.

Bir başka olayda yine sınır hattında bir kolber daha açılan ateş sonucu hayatını kaybetti.

Sine'nin Serdeşt (Servabad) ilçesine bağlı Derkî köyünde ise sınır birlikleri, uyarıda bulunmadan Kürt bir ailenin aracına ateş açtı. Saldırıda 15 yaşındaki bir çocuk yaşamını yitirirken, babası ağır yaralandı.

Cenazeler ailelere teslim edilmiyor

Belucistan'ın Seravan kentinde ise güvenlik güçlerinin operasyonunda öldürülen dört Beluç yurttaştan yalnızca birinin cenazesi, olaydan 30 gün sonra ailesine teslim edildi.

Diğer üç kişinin cenazesi ise halen güvenlik kurumlarının elinde tutuluyor. Ailelerin ve bölgenin ileri gelenlerinin yaptığı tüm başvurulara rağmen cenazelerin ne zaman teslim edileceğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

İnsan hakları uzmanları, cenazelerin teslim edilmemesinin insan onurunun ihlalinin yanı sıra aileleri cezalandırmaya ve taziye ile adalet arayışını engellemeye yönelik bir yöntem olarak kullanıldığına dikkat çekiyor.

Hakikat arayan ailelere baskılar sürüyor

Hakikat arayan aileler de güvenlik baskılarının hedefi olmaya devam ediyor.

Yakınlarının akıbetini öğrenmek, cenazelerini teslim almak ya da cenaze töreni düzenlemek isteyen ailelerin tehdit, gözaltı, ifade çağrısı ve çeşitli güvenlik baskılarıyla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.

Cenazelerin teslim edilmemesi, defin törenlerinin sınırlandırılması ve ailelere yönelik baskılar, insan hakları örgütlerine göre adalet talebini bastırmaya yönelik sistematik bir politika haline gelmiş durumda.

Belucistan'da şiddet devam ediyor

Belucistan'da da güvenlik güçlerinin yakıt taşıyıcılarına yönelik müdahaleleri sürdü.

Rask kentinde sivil giyimli güvenlik görevlilerinin yakıt taşıyıcılarının araçlarına önceden uyarıda bulunmadan ateş açtığı bildirildi. Yerel kaynaklar ayrıca el konulan araçların serbest bırakılması için ailelerden yüksek miktarlarda para talep edildiğini aktardı.

Öte yandan 8-9 Temmuz'da ABD'nin düzenlediği askeri saldırılarda da en az üç Beluç yurttaş yaşamını yitirdi, onlarca kişi yaralandı. Sirik'te iki Beluç balıkçı hayatını kaybederken, İranşehr'de havaalanında çalışan bir kişi yaşamını yitirdi. Çabahar'da ise patlama sonucu Beluç kadın Pervin Sepahi yaşamını yitirirken, ailesinden çok sayıda kişi yaralandı.

Hak ihlalleri birçok kente yayıldı

Son dönemde yaşanan olaylar, insan hakları ihlallerinin ülkenin birçok bölgesine yayıldığını gösteriyor. Şiraz, Kirmanşan, Merîwan, Kaşan, Semnan, Sebzevar, Seravan, Taftan, Zahedan, Rask, İranşehr, Sirik, Cask, Kenarek ve Çabahar'da idamlar, sınır cinayetleri, güvenlik güçlerinin silahlı müdahaleleri ve mağdur ailelere yönelik hak ihlalleri rapor edildi.

‘Uluslararası sessizlik ihlalleri artırıyor’

İnsan hakları savunucuları, artan idamlar, kolber ve yakıt taşıyıcılarının öldürülmesi, idam mahkumlarının gizlice infaz edilmesi, cenazelerin ailelere teslim edilmemesi ve hakikat arayan ailelere yönelik baskıların, uluslararası toplumun yetersiz tepkisi nedeniyle devam ettiğini belirtiyor.

Hak savunucularına göre, etkili uluslararası baskının bulunmaması, İran yönetiminin bu uygulamaların siyasi maliyetinin düşük olduğu yönünde hareket etmesine yol açıyor. Bu durumun ise idamlar, cezasızlık politikaları ve insan hakları ihlallerinin sürmesine zemin hazırladığı ifade ediliyor.