Avan Kerim: Kürtlerin kazanımlarını korumanın yolu birlik ve barıştan geçiyor

Ortadoğu’nun büyük bir dönüşümden geçtiğini belirten Gazeteci Avan Kerim, Kürtlerin bu süreçte birlik içinde hareket etmesi, kazanımlarını yasal güvenceye kavuşturması ve barış sürecini güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

HELİN EHMED

Silêmanî -  Ortadoğu’da savaşlar, siyasi krizler ve değişen güç dengeleri bölgenin geleceğine ilişkin yeni tartışmaları beraberinde getirirken, Kürtlerin bu dönüşüm sürecindeki konumu da önemini koruyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci, yalnızca Türkiye’de Kürt sorununun çözümü açısından değil, Kürtlerin yaşadığı diğer bölgelerde süren siyasi süreçler bakımından da tartışılıyor.

Türkiye devletinin sürece taktiksel yaklaştığı yönündeki eleştiriler sürerken, Kürt tarafı sürecin kalıcı bir barışa dönüşmesi için çabalarını sürdürüyor. Rojava’da Şam yönetimiyle yürütülen görüşmeler, Güney Kürdistan’daki siyasi bölünmüşlük ve Peşmerge güçlerinin statüsüne ilişkin tartışmalar ile bölgede yaşanan gelişmeler, Kürtlerin yeni dönemde ortak ve güçlü bir siyasi tutum geliştirmesinin önemini yeniden gündeme getiriyor.

Ajansımıza konuşan Gazeteci Avan Kerim de Ortadoğu’nun büyük bir değişimden geçtiğine dikkat çekerek, Kürtlerin bu süreçte kendi konumunu güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Barış sürecinin yalnızca Kuzey Kürdistan’la sınırlı değerlendirilemeyeceğini ifade eden Avan Kerim, Rojava, Güney ve Rojhilat Kürdistan’daki gelişmelerin de bu süreçten doğrudan etkilendiğini söyledi.

‘Kürt halkının bugün konumunu sağlamlaştırması çok önemli’

Kürtlerin kazanımlarını ve haklarını güvence altına alabilmesi için birlik içinde siyasi ve barışçıl süreçlerde yer almasının önemine dikkat çeken Avan Kerim, “Şu anda Ortadoğu’da büyük bir değişim yaşanıyor. Bölgedeki koşullar, Ortadoğu ülkelerinde değişimin devam etmesini zorunlu kılıyor. Neden? Çünkü mevcut kapitalist güçler ile siyasal İslam kutbu da aynı şekilde bu değişimin içerisinde yer alıyor. Her biri kendi hegemonyasını bir biçimde bölgeye dayatmak istiyor. Bu nedenle yaşanan değişim bütün bölgeyi ve Kürt halkının bölündüğü ülkeleri kapsıyor. Kürt halkının bugün bu ülkelerde kendi yerini ve konumunu sağlamlaştırması ve kendisini işgal eden devletlerle barış sürecine girmesi çok önemlidir. Çünkü bu barış sürecine girilmezse, bölgedeki birçok siyasi yorumcuya göre Kürtler gelecekte bir yok etme ve imha dalgasıyla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle Kürtlerin bu siyasi sürecin ya da barış sürecinin içerisinde yer alması gerekiyor. Önder Öcalan daha önce de halkı bu konuda uyarmış, siyasi liderlerin dikkatini buna çekmişti. Ortadoğu’nun çok büyük bir değişimden geçtiğini ve Kürtlerin bu sürece birlik içerisinde katılmayı başarabilmeleri halinde bu değişimden yararlanabileceklerini belirtmişti” dedi.

‘Şimdi barış süreciyle çok büyük bir kazanım elde edildi’

Avan Kerim, barış sürecinin çok önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Barış süreci aracılığıyla bu ülkelerde ve Ortadoğu’da kendi yerimizi ve konumumuzu geçmişe göre daha da güçlendirebiliriz. Bazıları, ‘Barış sürecinin bizim konumumuzu güçlendirmemizle ne ilgisi var?’ diyebilir. Bunun örneğini Bakur ve Rojava’daki barış sürecinde görebiliriz. Şimdi Rojhilat da savaşın içerisine girmiş durumda ve burası da Kürdistan’ın parçalarından biridir. Başûr için de aynı durum söz konusudur. Çünkü barış sürecinden yalnızca Bakur yararlanmayacak.

Şimdi Rojava’da General Mazlum ve İlham Ahmed de kendi devletleriyle bu sürece dahil oldular. Kürtlerin de söz ve yetki sahibi olması gereken bu devlet içerisinde, bölgedeki diğer halklarla birlikte barış sürecine girdiler. Müzakere ediyor ve kendi konumlarını belirliyorlar. Bu önemlidir. Kürt halkı Rojava’da yüzyıllardır yalnızca kendi varlığını kabul ettirememekle kalmadı, aynı zamanda varlığı inkar edildi. Şimdi ise barış süreci aracılığıyla çok büyük bir kazanım elde edildi.

Aynı durum Bakur için de geçerlidir. Bakur, barış sürecinin kaynağıdır ve genel olarak Kürt halkı açısından son derece önemli bir merkezdir. Diğer üç parçada da Kürt halkının özgürlüğünü ve meşru haklarını elde etmesi açısından bir kaynaktır. Bu, barış sürecinin bir sonucudur.

Halkımız şunu anlamalı: Mücadele, barış içindir; hakların kazanılması ve Kürt halkının varlığının güvence altına alınması içindir. Bizi baskı altında tutan egemen devletler haklarımızı tanır, bizimle anlaşmaya varır ve barış sürecine girerse biz neden bu süreci kabul etmeyelim? Bu büyük bir adımdır. Gelecekte bizi hedeflerimize ulaştırabilecek bir adımdır. Bugün barış, Kürtlerin Ortadoğu’daki konumunun güvence altına alınması açısından son derece önemlidir.”

‘Irak hükümeti Peşmerge güçlerini lağvetmeye çalışıyor’

Avan Kerim, Güney Kürdistan’ın diğer parçalara destek sunmak açısından önemli bir konuma sahip olduğunu belirterek değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Başûrê Kürdistan bugüne kadar diğer parçalara destek açısından önemli bir kaynak ve iyi bir konumdaydı. 35 yıldır yönetim Kürtlerin elinde. Ancak bugün kötü bir durumda. Ne parlamento işler durumda ne de hükümet kurulmuş durumda. İktidardaki iki parti bir araya gelmeye hazır değil. Biri hazır olduğunda diğeri süreci bozuyor.

Birkaç gün önce Önder Öcalan, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin lider ve yöneticilerine bir mesaj gönderdi. Onlara, ‘Birleşmeniz, güçlü ve etkili bir güç olarak barış sürecine katılmanız önemlidir’ dedi.

Şimdi Irak hükümeti Peşmerge güçlerini lağvetmeye çalışıyor. Çünkü bu güçlerin yasa dışında olduğunu, hukuk devleti içerisinde yasal bir statüye kavuşturulmadığını söylüyorlar. Başûr’daki halkımız ise Rojava konusunda yeterli bilgiye sahip olmadan ‘QSD dağıtıldı, etkisizleştirildi’ diyor. Bu kesinlikle doğru değil. Eğer gerekli adımlar atılmazsa aynı durum Başûr’da da yaşanabilir ve o zaman güçler etkisiz hale gelebilir. Çünkü Peşmerge güçleri bugüne kadar sarı ve yeşil güçler olarak iki ayrı bölgeye bağlı ve ne yazık ki birleşmiş değiller. Her birinin kendisine ait gücü bulunuyor. Irak devleti de bu durumu kabul etmiyor.

Bu güçlerin belirli bir isim altında Irak devletinin güçleri içerisinde bir statüye kavuşturulması ve yasal hale getirilmesi gerekiyor. Dolayısıyla bugün Başûrê Kurdistan, diğer üç parçaya kıyasla daha fazla risk altında ve tehlikeli bir durumla karşı karşıyadır.”

‘Kürdistan Bölgesi de Irak’la barış sürecini hayata geçirmeli’

Avan Kerim, değerlendirmesinin sonunda şunları söyledi:

“Başûrê Kurdistan hükümetini kurmaz, parlamentosunu yeniden işler hale getirmez, birleşik bir güç olarak Irak Parlamentosu’nda yer almaz, Peşmerge güçlerini birleştirip Irak güçleri içerisinde bir çerçeveye kavuşturmazsa, Kürdistan Bölgesi’nin güçleri açısından çok büyük bir tehlike ortaya çıkacaktır. Bu da Peşmerge güçlerinin lağvedilmesi tehlikesidir.

Şimdiye kadar bu konuda herhangi bir çaba gösterilmedi. İki taraflı bir çalışma yürütülmedi. Belki tek taraflı bazı girişimler olmuş olabilir ancak iki taraflı bir çalışma yapılmadı. Çünkü iktidardaki bu iki güç uzlaşamıyor. Bütün dünya Kürdistan Bölgesi üzerindeki bu tehlikenin farkına varmışken, onlar bu tehlikeyi görmüyor.

Irak devletiyle anlaşmaları, barış sürecine girmeleri ve güçlerini birleştirmeleri gerekiyor. Güçlerini birleştirmezlerse lağvedilme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar. Irak yasaları ve Irak Anayasası çerçevesinde federal bir yönetim olarak kendi kendimizi yönetmemize olanak tanıyan bir statümüz olduğu doğrudur. Ancak Peşmerge güçleri lağvedilirse Kürtlerin Irak’taki mevcut gücü ve etkisi devam eder mi? Hayır, etmez.

Gümrük, gelirler ve petrolü nasıl Kürtlerin denetiminden çıkardılarsa, diğer bütün kazanımları da Kürtlerin elinden alabilirler.

Ben barış sürecinin Bakur ve Rojava’da ilerleyeceği konusunda oldukça umutluyum. Önder Apo temel müzakerecidir ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne öncülük ediyor. Önderliğin fiziki özgürlüğü sağlanmadan ve tutsaklar serbest bırakılmadan barış süreci kalıcı bir başarıya ulaşamaz. Kadınların da milliyetçi ve cinsiyetçi zihniyet karşısında daha güçlü olmaları gerekiyor.”