Tunuslu gazetecilerden medya eleştirisi: Kadına şiddet meşrulaştırılıyor

Tunuslu gazeteciler Manal Biltayea ve Alfa Khashkhousi, bazı medya söylemlerinin kadınlara yönelik klişeleri pekiştirdiğini ve şiddeti dolaylı biçimde meşrulaştırabildiğini belirtti.

İHLAS HAMRUNİ

Tunus — Medyanın kamuoyu bilincini şekillendirmedeki rolünün giderek artmasıyla birlikte, medya söyleminin niteliği ve kadın meseleleri üzerindeki etkisi hakkında tartışmalar da yoğunlaşıyor. Bir yanda şiddeti meşrulaştırabilecek ya da kadınların imajını zedeleyebilecek söylemler, diğer yanda ise kadınların haklarını ve karşılaştıkları zorlukları görünür kılmayı amaçlayan bir yaklaşım bulunuyor.

Tunuslu iki gazeteci Manal Biltayea ve Alfa Khashkhousi, medyanın kamuoyu bilincini şekillendirmedeki rolünü iki farklı açıdan ele alıyor. Menal Biltayea, medyanın kadın meselelerini ele alış biçimini ve kadınlara yönelik klişe imgeleri tartışırken, Alfa Khashkhousi ise Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşananlara ilişkin kışkırtıcı medya söyleminin tehlikesine dikkat çekiyor.

Kadın meseleleri ve klişe imgelerde medyanın rolü

Tunuslu gazeteci Manal Biltayea, medyanın kadın meselelerine ilişkin toplumsal bilinci şekillendirmedeki geniş rolüne değindi. Menal Biltayea, “Medya, ister çalışan ister ev kadını olsun kadınların karşılaşabileceği sorunları görünür kılmada önemli bir rol oynar; çünkü her iki durum da farklı zorluklar barındırır” dedi.

Menal Biltayea, çalışan kadınların zaman zaman faaliyet gösterdikleri mesleki alanlarda birçok zorlukla karşılaştığını belirterek, kadınların günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunların görünür kılınmasında medyanın rolünün hayati olduğunu ifade etti. Ona göre medya, kadınların toplum içindeki varlığını güçlendirmesine ve kamusal yaşama aktif katılımını artırmasına yardımcı olabilir.

“Medya ayrıca toplumun kadınların yaşamlarında karşılaşabileceği eksiklikler ya da sorunlar konusunda uyarılması görevini de üstlenmelidir” diyen Menal Biltayea, kadınların yaşadığı sorunların uzmanlarla tartışılmasının çözüm yolları bulmaya katkı sağlayabileceğini belirtti.

Menal Biltayea, medyanın kadınların farklı alanlarda karşılaştığı sorunlarla çoğu zaman bu sorunların farkında olmayan toplum arasında bir köprü işlevi gördüğünü ifade etti.  Ancak medyanın bazen ters bir rol oynayabileceğine de dikkat çeken Menal Biltayea, “Bazı medya kuruluşları dikkat çekmek ya da sansasyon yaratmak amacıyla kadınlara yönelik klişe imgeleri bilinçli ya da bilinçsiz biçimde yeniden üretebiliyor” dedi. Bu klişelerin toplumdan topluma değiştiğini, her toplumun kadınlara ilişkin farklı algılar geliştirdiğini ve bunun kadınların konumu üzerinde olumsuz etkiler yaratabildiğini söyledi.

Sosyal baskı ve geri çekilme

Menal Biltayea’ya göre medya, kadınların başarı hikâyelerine de yer vermeli. Kadınların yalnızca eğitim veya sağlık gibi belirli alanlarla sınırlı gösterilmemesi gerektiğini vurgulayan Menal Biltayea, kadınların farklı alanlarda da başarı elde ettiğini ve medyanın bu örnekleri öne çıkarması gerektiğini belirtti.

Kadın gazetecilerin kadın meseleleri üzerine çalışırken karşılaştıkları zorluklara da değinen Menal Biltayea, bu zorlukların bazen kadınların kendisinden kaynaklanabildiğini söyledi. Bunun nedeninin çoğu zaman toplumun dayattığı düşünce biçimi olduğunu ifade eden Menal Biltayea, özellikle şiddet ya da ayrımcılık gibi hassas konularda birçok kadının sorunlarını açıkça dile getirmekte zorlandığını belirtti.

Menal Biltayea, “Bazı kadınlar toplumun tepkisinden ya da özel hayatlarının ifşa edilmesinden korktukları için yaşadıkları sorunları dile getirmekten çekiniyor. Bu nedenle onları medya karşısında konuşmaya ikna etmek bazen zor olabiliyor” dedi. Menal Biltayea, mesleklerinde başarılı olan kadınların bile bazen sosyal baskılar nedeniyle başarı hikâyelerini paylaşmaktan çekinebildiğini, oysa bu deneyimlerin diğer kadınlar için ilham kaynağı olabileceğini söyledi.

Medyanın kadınların imajını desteklemek için atabileceği adımlara ilişkin ise Menal Biltayea şu değerlendirmede bulundu: “Kadın meselelerinin ele alınması yalnızca Dünya Kadınlar Günü gibi sembolik günlerle sınırlı kalmamalı. Kadınlar toplumun aktif bir parçası olarak, erkeklerle aynı şekilde medya görünürlüğüne sahip olmalıdır.”

Menal Biltayea sözlerini şöyle tamamladı: “Medya kadın meselelerini dengeli bir şekilde ele aldığında klişe imgelerin azalmasına katkı sağlar ve kadınların medya ve toplum içindeki yerini hak ettiği şekilde güçlendirir.”

Kışkırtıcı medya söylemi ve şiddetin meşrulaştırılması

Tunuslu gazeteci Alfa Khashkhousi, Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşananlara ilişkin Arap medya söylemini özellikle kadınlar açısından değerlendirdi. Alfa Khashkhousi, bu söylemin medya kuruluşlarına ve siyasi arka planlarına göre farklılık gösterdiğini, ancak genel olarak seçici ve indirgemeci bir yaklaşım içerdiğini söyledi.

Alfa Khashkhousi’ye göre birçok medya kuruluşu kadın meselesini, karmaşık bir toplumsal deneyim olarak değil daha çok siyasi ya da askeri çerçevede ele alıyor. Bazı Arap medya kuruluşlarının Rojava’daki kadın deneyimini sadece siyasi bir deneyim olarak sunduğunu belirten Alfa Khashkhousi, bunun çoğu zaman bölgedeki derin toplumsal dönüşümlerin göz ardı edilmesine yol açtığını ifade etti. Bu durumun kadınların günlük yaşamda üstlendiği sivil yönetim, eğitim, çalışma ve toplumsal örgütlenme gibi rollerin görünmez kalmasına neden olduğunu söyledi.

Kadınlara yönelik şiddeti meşrulaştıran medya söylemi konusunda ise Alfa Khashkhousi bazı tekrar eden özelliklere dikkat çekti. Bunlardan en önemlisinin mağdurun insanî yönünün silinmesi olduğunu belirten Alfa Khashkhousi, şiddetin insan hakları ihlali olarak değil, siyasi ya da askeri tercihlerinin doğal bir sonucu gibi sunulabildiğini söyledi.

‘Rojava’daki kadınların yaşadıklarını bir çatışmanın doğal bedeli gibi sunuluyor’

Alfa Khashkhousi ayrıca “mağdurun şeytanlaştırılması” ve cinsiyetin siyasallaştırılması gibi yaklaşımların da bu söylemin önemli unsurları arasında yer aldığını belirtti. Bu tür söylemlerde kadınların ideolojik bir çerçevede yeniden tanımlandığını, onlara yabancı değerleri temsil ettikleri yönünde suçlamalar yöneltildiğini ifade etti.

“Bazı medya yayınlarında kışkırtıcı ya da ima yüklü bir dil kullanılıyor. Bu dil, Rojava’daki kadınların yaşadıklarını bir çatışmanın doğal bedeli gibi gösteriyor. Bu söylem açıkça şiddeti savunmasa da onu meşrulaştıran bir atmosfer yaratıyor ve ahlaki sorumluluğu azaltıyor” dedi.

Alfa Khashkhousi, bazı medya yayınlarında kadınların hedef alınmasının Kuzey ve Doğu Suriye’deki siyasi ve toplumsal deneyimde kadınların oynadığı rol ile bağlantılı olduğunu belirtti. Ona göre özerk yönetim modelinin oluşumundan bu yana kadınların katılımı bu projenin temel unsurlarından biri oldu.

Kadın haklarına saygılı bir gazetecilik

“Bu açıdan bakıldığında kadınlara karşı işlenen suçların medya tarafından meşrulaştırılması, bu suçlara dolaylı bir ortaklık anlamına gelir” diyen Alfa Khashkhousi, kadınların hak ve onuruna saygı gösteren alternatif bir medya söylemine acil ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Alfa Khashkhousi’ye göre bu söylem, siyasi eleştiriyi kadınların hak ve onuruna saygıdan ayıran dengeli bir gazetecilik yaklaşımına dayanmalıdır.