DAKB’li Meryem Cagli: Aleviler barışın tam kalbinde yer alıyor
DAKB’li Meryem Cagli, Alevilerin Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin dışında kaldığı yönündeki söylemlere tepki göstererek, inanç ve kimlik özgürlüğü, eşitlik ve toplumsal rızalığa dayalı bir barışın tüm halkları kapsaması gerektiğini vurguladı.
EKİN STÊRK
Amed – Kürdistan ve Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin tartışmalar sürerken Alevilere yönelik nefret söylemleri ve saldırılar da gündemde. DAKB’li Meryem Cagli, Alevilerin barış sürecinin dışında bırakıldığı yönündeki söylemlere tepki göstererek, “Aleviler bu barışın tam kalbinde yer alıyor” dedi ve eşitlik, inanç özgürlüğü ile toplumsal rızalığa dayalı bir yaşam çağrısı yaptı.
Kürdistan ve Türkiye’de Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin tartışmalar sürerken, Alevilere yönelik nefret söylemi ve saldırılar da gündemdeki yerini koruyor. Son dönemde farklı kişi ve çevreler tarafından Alevi kimliğini ve inancını hedef alan söylemler kamuoyuna yansırken, Alevi kurumları bu saldırıların toplumsal barış ve birlikte yaşam iradesini zedelediğine dikkat çekiyor.
Demokratik Alevi Kadınlar Birliği’nden (DAKB) Meryem Cagli, Alevilere yönelik saldırılar ile Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Aleviler toplumsal barıştan yana’
Türkiye’de yürütülen barış tartışmalarında Alevilerin taleplerinin görmezden gelindiğine yönelik değerlendirmelere tepki gösteren Meryem Cagli, Alevilerin toplumsal barıştan yana olduğunu belirtti. Alevilerin inanç ve kimlik özgürlüğü, adalet ve eşitlik taleplerinin barış sürecinin temel başlıklarıyla örtüştüğünü belirten Meryem Cagli, “Alevilerin inancı ve kimliği çok önemlidir. Son süreçte görüyoruz ki en çok barışı isteyenlerden yanayız. Kendimize değil, aslında toplumsal bir barıştan yanayız. Bugün Türkiye'de sadece Aleviler ezilmiyor. Son süreçte büyük tartışmalar var. Büyük bir komplo için çalışıyorlar. Bu rantçılar özellikle anti-propaganda yapıyor. Bu da bizi çok üzüyor. Biz Kürt mücadelesiyle, Kürt mücadelesinin emeğiyle var olduk. Ben daha önce kendimi Alevi olduğumu, Kürt olduğumu bilmiyordum. Kürt mücadelesiyle biz bütünleştik. Türkiye'de öyle bir kargaşa var” dedi.
’Aleviler barışın dışında’ söylemlerine tepki
Alevilerin tarih boyunca hem kimlikleri hem de inançları nedeniyle baskılara maruz kaldığını ifade eden Meryem Cagli, buna rağmen barıştan yana olduklarını belirtti. Meryem Cagli, “Herkes kendine pay çıkartmak istiyor. Özellikle rantçılar, ‘Aleviler bu barışın hiçbir yanında yer almıyor’ şeklinde anti-propaganda yapıyor. Aksine ben öyle düşünmüyorum. Alevilerin istediği şeylerin hepsi bu barışı kapsıyor. Özellikle Sayın Öcalan'ın anlaşmasında da bizler bu barışa sahip çıkıyoruz. Çünkü tüm istekleri bizlere hitap ediyor. Kim ne derse desin” şeklinde konuştu.
‘Aleviler ve Kürtler çift baskı gördü’
Meryem Cagli, Alevilerin ve Kürtlerin hem kimlik hem de inançları nedeniyle baskıya maruz kaldığını söyledi. Alevi toplumunun geçmişteki gibi olmadığını belirten Meryem Cagli, Altan Tan’ın Alevilerin barış sürecinin dışında kaldığı yönündeki sözlerini eleştirerek, “Özellikle Altan Tan'ın ismini alırken gerçekten insan üzülüyor. Kendisi de Kürt'tür. Kendisi ‘Alevilik bu barışı kapsamıyor’ diyor. Ben de kendisine soruyorum: Acaba kendisi var mı? Kendisinin ne kadar emeği olmuştur? Bu demektir ki kendi rantını yürütmek istiyor Altan Tan. Çok mücadeleciler ve neye hizmet ettiğini çok iyi biliyorlar. Yıllardır biliyorsunuz, zaten her zaman denmiştir; Aleviler ve Kürtler özellikle çift baskı görüyor. Hem kimlik yönünde hem de inanç boyutuyla. Ben şunu soruyorum kendisine: Altan Tan, Suriye'de Aleviler katledilirken bu kadar sahip çıkmış mıydı? Şu an istediği nedir? Tüm Alevi kurumlarını bölmeye yönelik bir çaba var. Ama bunu başaramayacaklar. Çünkü donanımlı bir Alevi kitlesi var. Kendisini bilen, ne istediğini bilen, istekleriyle beraber bütünleşen bir kitle var. Bu sefer başaramayacaklarına inanıyorum” diye konuştu.
‘Barışın tam kalbinde olduğumuzu düşünüyoruz’
Alevilerin barış sürecinden ne kazandığı yönündeki tartışmalara da değinen Meryem Cagli, inanç ve adalet özgürlüğünün temel talepleri olduğunu vurgulayarak, şöyle sürdürdü: “Türkiye'de olan barış adımına ‘Ne kazandık?’ diyorlar. Özellikle ‘Bu barış konusunda Alevilik, Alevileri hiçbir şey kapsamıyor’ diyorlar. Ben buna şöyle bakıyorum: Neyi kapsamıyor? İnançsa inanç istiyoruz. Adaletse adalet istiyoruz. Haksızlığa karşı her zaman dik durmuşuz. Hiçbir zaman savaş istemedik, hiçbir zaman kan akıtılmasından yana değildik. Bugün barış için konuşulan her şey bize hitap ediyor. Daha ne isteyebiliriz? Biz aslında bu son sürece baktığımızda tam kalbinde olduğumuzu düşünüyoruz. Türkiye'nin özellikle özgür bir Cumhuriyet olmasını istiyoruz. Özgür Cumhuriyet derken ne istiyoruz? Herkes kendini özgürce belirtebilmeli. Herkes kendi dilini, inancını dile getirebilmeli. Biz bu yasaklarla büyüdük. Biz bu yasakları aşmak için birbirimize kenetlenmişiz. Açıkça bu sürece çok olumlu bakıyorum. Aleviler için çok güzel yanıtlar olacak. Sadece Aleviler değil, Türkiye'de yaşayan azınlıkların; Ermenilerin, Lazların, Çerkezlerin hepsini kapsayacak bir anayasa istiyorlar. Onun için ben bu konuda hiç olumsuz değilim. Barışın tohumu atılmıştır diyorum. Bunu filizlendirmek bizlere düşer. Bu görev bize düşüyor. Bizler sahip çıkmalıyız” diye vurguladı.
‘Bu barışın çiçeklerini renklendirelim’
Alevilerin yalnızca kendileri için değil, Türkiye’de yaşayan tüm halkları kapsayan bir anayasa istediğini ifade eden Meryem Cagli, “Bu barışın çiçeklerini renklendirelim” dedi. Meryem Cagli devamında şunları belirtti: “Alevilerin istedikleri şartlar, barışlar, her şey var. Bu barışın çiçeklerini renklendirelim. Sadece bir Alevi için de demiyoruz. Biz Türkiye halkının hepsini kapsayan, herkesi dinleyen bir anayasa istiyoruz.”
Maraş, Sivas ve Dersim hafızası
Alevilerin geçmişte yaşadığı katliam ve baskıların unutulmadığını belirten Meryem Cagli, Maraş, Sivas ve Dersim’de yaşananlara dikkat çekerek, “Tabii ki bizler de yıllarca ezildiğimiz ve katledildiğimiz için bunları unutmadık. Maraş'ta Alevilerin kapılarına çarpı işaretleri atıldı, Aleviler yok sayıldı. Sivas'ta şiirlerimiz, kültürlerimiz, kitap tanıtımı olacaktı; onlar o canlarımızı yaktılar. Dersim Tertelesi çok büyük bir terteleydi. Aslında bu sadece Alevilerle ilgili değildi. Orada bir Kürt halkının yok olması için çaba sarf edilmişti. Biz yıllardır sustuk, yıllardır kendimizi çaresiz gibi gördük ama şu an çaresiz değiliz. Kendi özgüveni olan bir kitlemiz var. Bilinçli bir kitlemiz var. Bizler her tarafta bu barış için elimizden geleni yapacağız. Barış süreci yavaş gidiyor. Bu bizi tatmin etmiyor ama burada ısrarcı olmamız gerekiyor. Görüyoruz Ortadoğu'da neler oluyor. Bunun çözümü bizlerle olmalıdır; Kürt halkı, Alevi halkıyla” dedi.
‘Yaşlılarımız hâlâ korkuyla yaşıyor’
Meryem Cagli, toplumun kendisini ve inancını özgürce ifade edebilmesi gerektiğini belirterek, özellikle yaşlı kuşaklarda geçmişten gelen korkunun sürdüğünü söyleyerek, “Eğer biz buna hizmet etmezsek sadece Türkiye'deki Kürtler ve Aleviler yok olmayacak, tüm Türkiye yok olacak. Bizim öncelikle rahat bir şekilde kendimizi tanıtabilmemiz, kendimizi gizlemememiz gerekiyor. Bizim özellikle yaşlılarımızda hâlâ bu korku var. Ben geçenlerde Dersim'e gittim. Dersim'de yaşlıların yanına yaklaşınca ‘Nasılsın teyze?’ dedik. ‘İyiyim’ diyor. Ve şundan etkilendim. Diyor ki: ‘Biz neler yaşadık, neler gördük.’ Tek bunu söyleyip geçiyor. Korkusundan ‘Kızım, boş ver’ diyor. Ben çok etkilendim. Neden hâlâ yaşlılar, 90 yaşındaki bir insan, barışın bir çiçeğini görmesin? Bu bizi çok yıpratıyor. Bunun için kendi insanlarımıza bunu artık verelim” diye ifade etti.
‘Barış yavaş ilerliyor ama umutsuz değiliz’
Barış sürecinin yavaş ilerlemesinin kendilerini rahatsız ettiğini ancak umutsuz olmadığını dile getiren Meryem Cagli, Alevilerin kendi inançlarını özgürce yaşayabilmesi gerektiğini söyledi. Meryem Cagli, son olarak şunları söyledi: “Hep beraber çaba sarf edip rahat bir şekilde kendi inancımızı yaşayalım, kendi cemlerimize dönelim. Hâlen barıştan çok canlı bir şekilde konuşmalar var. Ama tek taraflı bir mücadele var. Devlet tarafından biraz yavaş ilerliyor. Bu da bizi gerçekten rahatsız ediyor. Ama umutsuz da bakmıyorum. Biz ısrar edeceğiz. Biz her zaman bunlar için çaba sarf edeceğiz. Bizim için önemli olan halkımızın rızalığı, toplumsal rızalık. Bunun için fedakârlık yapacağız. Hiçbir zaman savaşın gelmesinden yana değiliz. Hiçbir zaman kanın akmasından yana değiliz. Tek taraflı bir özgürlük de istemiyoruz. Eğer sadece Türkiye'de ‘Alevilere özgürlük vereceğiz, bu barışı kabul ediyor musunuz?’ deseler, biz bunu da kabul etmiyoruz. Biz bu gemide eğer batacaksak ya da özgür olacaksak beraber özgür olmamız gerekiyor. Yeterince Türkiye'de acılar yaşandı, çileler çekildi ama bunun son bulması gerekiyor. Toplumsal bir rızalıkla bütünleşelim. Toplumun rızalığı olmadan hiçbir şey var olamaz. Bizim zaten inancımız da rızalığa dayanan bir şeydir. Gelin hep beraber birbirimize ikrar verelim diyorum. Birbirimizden rızalık alalım. Birbirimize sahip çıkalım. Rantçı kesime izin vermeyelim.”