Kobanê’den Kürtçe kararına tepki: Bu adım başlangıç ama yeterli değil

Kobanê Eğitim ve Öğretim Kurulu, Kürtçeyi haftada 3 ders saatiyle sınırlandıran karara tepki göstererek, ana dilde eğitimin anayasal, yasal ve kurumsal güvenceye alınmasını istedi.

Kobanê - Suriye geçici yönetiminin 27 Ağustos’ta Kürtçenin eğitimdeki statüsüne ilişkin yayımladığı kararname, Rojava Kürdistanı’nda tepkilere yol açtı. Kürtçe eğitimin haftada 3 ders saatiyle sınırlandırılmasını yetersiz bulan Kobanê Eğitim ve Öğretim Kurulu, ana dilde eğitim hakkının daha kapsamlı ve güvenceli bir statüye kavuşturulması talebiyle açıklama yaptı.

Şehit Seydo Okulu’nda onlarca öğretmen ve okul yöneticisinin katılımıyla yapılan açıklamayı öğretmen Îlham Misko okudu.

‘Bu adımı bir başlangıç olarak görüyoruz ancak kesinlikle yeterli değil’

Ana dilde eğitim ve Kürtçe eğitim hakkına ilişkin hazırlanan açıklamada Îlham Misko, “Kürtçenin eğitim alanında daha kapsamlı ve kurumsal bir biçimde yer almasına ilişkin alınan son kararı, yıllardır bu alanda emek veren herkes açısından önemli bir gelişme olarak görüyoruz. Bu karar, hem Kürt çocuklarının kendi dilleriyle daha güçlü bir bağ kurabilmeleri hem de dilimizin eğitim kurumlarında daha fazla yer edinmesi açısından kuşkusuz olumlu bir adımdır. Biz bu adımı bir son olarak değil, daha kapsamlı bir dil ve eğitim politikasının başlangıcı olarak görüyoruz” dedi.

‘Kürtçe yabancı ya da seçmeli bir dil değildir’

Açıklamada birçok kritik noktaya dikkat çekilerek şöyle denildi:

“Kürtçe, yabancı ya da seçmeli bir dil olarak öğretilmesi gereken bir dil değildir. Kürtçe; Kürtlerin tarihini, kültürünü, toplumsal hafızasını ve kimliğini taşıyan yaşayan bir dildir. Bu nedenle Kürtçenin eğitimdeki varlığının birkaç saatle ve birkaç seçmeli dersle sınırlandırılması, Kürt toplumunun meşru beklenti ve taleplerini bütünüyle karşılamıyor.

Uluslararası insan hakları ve eğitim standartları da ana dilin kullanılmasının önemini açıkça ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler sözleşmeleri ve UNESCO’nun yaklaşımlarında, ana dilde eğitimin eşitlik ve öğrenme açısından temel önemde olduğu vurgulanıyor. Özellikle Cizîrê, Kobanê, Efrîn ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu diğer bölgelerde çocukların kendi ana dillerinde eğitim görebilecekleri bir sistem oluşturulmalıdır.”

‘Ana dilde eğitim karşıtlık değil, ortak yaşamdır’

Açıklamanın devamında Suriye’nin çok dilli ve çok kültürlü yapısının bir gerçeklik olduğu hatırlatılarak, “Kürt çocuklarının Kürtçe eğitim görmesi, Arap çocuklarının Arapça eğitim görmesine karşıt değildir. Aksine farklı dillerin ve kimliklerin eşit biçimde tanındığı bir eğitim modeli, Suriye’de ortak bir toplumun inşasını daha da güçlendirecektir. Mesele yalnızca haftada kaç saat Kürtçe ders verileceği değildir. Mesele, çocukların eğitim yaşamına hangi dille başlayacağı, bilgiyi hangi dilde edineceği ve kendi kimliğiyle eğitim sistemi arasında nasıl bir bağ kuracağıdır” denildi.

‘Doğal bir ihtiyaç ve insan hakkıdır’

Açıklamada, ana dilde eğitimin bir ayrıcalık değil; eşitlik, adalet, insan onuru ve dil hakları açısından doğal bir ihtiyaç olarak görüldüğü belirtilerek, “Bu nedenle Kürtçenin eğitimdeki statüsünün anayasal, yasal ve kurumsal güvencelerle korunmasını istiyoruz. Kürtçe, Arapça, Süryanice ve diğer dillerin özgürce yaşayabildiği ve varlığını sürdürebildiği bir Suriye daha demokratik, daha adil ve daha güçlü olacaktır” ifadelerine yer verildi.

Açıklama, “Bê ziman jiyan nabe” sloganıyla sona erdi.