Amal Amin’in çocukların evlendirilmesine karşı mücadelesi arkadaşının hikayesiyle başladı

Fas’ta çocuk yaşta evlilikle mücadele eden Amal Amin, erken evliliğin kız çocuklarını eğitimden ve ekonomik bağımsızlıktan mahrum bıraktığını belirterek, yasal reformun yanı sıra eğitim, koruma ve sosyal destek politikalarının güçlendirilmesini istedi.

HANAN HARITE

Fas – Amal Amin, kız çocuklarını erken evlilikten korumak için mücadele eden bir hak savunucusu olmadan önce, ortaokul yıllarında derslerinde başarılı bir arkadaşa sahipti. Arkadaşı bir gün, erkek kardeşinin kendisini kendisinden yaşça büyük bir erkekle evlendirmek istediğini söyledi. O sırada bunun ne anlama geldiğinin boyutunu kavrayamadı. Ancak birkaç hafta sonra arkadaşının evine gittiğinde onun evlendirildiğini öğrendi ve bir kız çocuğunun hayatının bir anda değişebileceğini fark etti. O günden sonra iki arkadaşın iletişimi koptu. Ancak yaşananlar Amal Amin’in hafızasından silinmedi. Amal Amin, bu deneyimin kendisinde birçok soru bıraktığını söylüyor: Aynı hayallere ve aynı geleceğe sahip bir kızın hayatı nasıl bir gecede değişebilirdi?

Kız çocuklarının kendi hayatını özgürce şekillendirmesi

Amal Amin’in hafızasında yer eden ve kendisinde “yürekte bir sızı” bıraktığını söylediği bu hikaye, kız çocuklarının haklarını savunmaya yönelmesinin nedenlerinden biri oldu. Bugün, çocuk yaşta evlilik başta olmak üzere kadına yönelik şiddet, eşitlik ve çocuk hakları alanında yaklaşık 11 yıldır çalışan Amal Amin, mücadelenin yalnızca bir çocuğun evlendirilmesini engellemekten ibaret olmadığını düşünüyor. Ona göre mesele, kız çocuğunun kendi hayatını özgürce şekillendirme hakkını savunmak. Kız çocuklarının önceliklerini ise üç kelimeyle özetliyor: eğitim, korunma ve özgür seçim.

26 dernek çocukların evlendirilmesine karşı birleşti

Amal Amin, eğitimin kız çocuklarına kendi yaşamlarını ve geleceklerini şekillendirme imkanı verdiğini belirterek, özgür seçimin ise kız çocukların vesayet ve baskıdan uzak bir gelecek kurabilmeleri için temel bir koşul olduğunu söyledi. Amal Amin, “2020 yılında kurulan ve Fas’ın yaklaşık 12 bölgesinde kadın ve çocuk hakları alanında çalışan 26 derneği bir araya getiren çocuk yaşta evlilikle mücadele koalisyonunda yaptığımız çalışmalar, Fas’ta kız çocuklarının evlendirilmesinin ardında farklı nedenler olduğunu gösteriyor. Bu nedenler bölgeden bölgeye, aileden aileye değişiyor. Sonuç aynı, yani çocuğun evlendirilmesi, ancak hikayeler farklı” dedi.

‘Evlilik kırılganlığı ortadan kaldırmıyor’

Saha çalışmalarındaki gözlemlerini aktaran Amal Amin, sözlerine şöyle devam etti:

“Bazı kız çocukları evliliğin yalnızca kendi gelecekleri için değil, ailelerinin ekonomik durumunu iyileştirmek veya onların yükünü hafifletmek için de bir çözüm olduğuna inanabiliyor. Bu düşünce, kadının değerinin evli olması üzerinden toplumsal konumuyla ilişkilendirildiği durumlarda ya da kız çocukları erken yaşta toplumsal baskıyla karşılaştığında daha da güçleniyor. Bazı bölgelerde 16 veya 17 yaşındaki ve henüz evlenmemiş bir kız çocuğuna ‘baire’ (evde kalmış) denilebiliyor. Bu da evliliğin kız çocuğu açısından sürekli devam eden toplumsal baskıdan bir çıkış yolu gibi görünmesine neden oluyor. Bazı kız çocukları da evliliği istikrar sağlama veya yoksulluktan kurtulma aracı olarak görüyor. Saha çalışmaları bunun tam tersini gösteriyor. Evlilik kırılganlığı ortadan kaldırmıyor, aksine derinleştiriyor. Çünkü kız çocuğunu eğitim, çalışma ve ekonomik bağımsızlık fırsatlarından mahrum bırakıyor ve yaşamı boyunca kırılganlığın devam etmesine daha açık hale getiriyor.”

Çocuk yaşta evlilik eğitimden koparıyor

Amal Amin, çocuk yaşta evlilik ile eğitimden kopuş arasında doğrudan bir bağlantı olduğunu belirtti. Bu kapsamda Hak ve Adalet Derneği tarafından 2019 yılında yapılan bir araştırmaya dikkat çeken Amal Amin, araştırmaya katılan ve evlenen kadınların yüzde 90’ının evlilik sonrasında eğitimine devam etmediğini, hatta aralarında eğitimine devam eden tek bir kişinin bile bulunmadığını ifade etti. Sorunun yalnızca eğitimden kopmakla sınırlı olmadığını kaydeden Amal Amin, evliliğin kız çocuğunu yaşının ve taşıyabileceği yükün üzerinde ailevi ve psikolojik sorumluluklarla karşı karşıya bıraktığına dikkat çekti. Yetişkinlerin dahi çalışma, eğitim ve aile hayatını bir arada yürütmekte zorlandığını belirten Amal Amin, “Bir çocuk için bunu düşünün” dedi. Kız çocuğunun bu yaşlarda henüz kendi imkanlarını keşfetmediğini, kişiliğini geliştirmediğini veya yaşam projesini belirlemediğini ifade eden Amal Amin, buna rağmen bir anda kendisini evlilik ve aile sorumluluklarıyla karşı karşıya bulduğunu dile getirdi.

‘Erkeğin sorumluluğu yeterince sorgulanmıyor’

Amal Amin, tartışmalarda yeterince ele alınmayan bir başka noktaya, çocukla evlenmek isteyen erkeğin sorumluluğuna dikkat çekti. Tartışmaların büyük bölümünün aile ve kız çocuğu üzerinde yoğunlaştığını belirten Amal Amin, toplumun çocukla evlenmeyi tercih eden yetişkin erkeğin sorumluluğunu yeterince sorgulamadığını ifade etti. Amal Amin, bu konuda toplumsal ve hukuki bir tartışma yürütülmesi, erkeklerin kız çocuklarıyla evlenmeye yönelmesinin nedenlerinin anlaşılması için psikolojik ve sosyolojik araştırmalar yapılması çağrısında bulundu. Bunun her zaman 60 veya 50 yaşındaki bir erkeğin çocukla evlenmesi anlamına gelmediğine dikkat çeken Amal Amin, erkeğin 20, 30 veya 40 yaşında, kız çocuğunun ise 15, 16 ya da 17 yaşında olabileceğini belirtti. Amal Amin, “Bu vakaların devam etmesi, yasal değişikliğin zihniyet değişikliğiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini gösteriyor” diye kaydetti.

Fas’ta yasal istisna kurala dönüştü

Fas yasalarının 19. maddesinin evlilik yaşını 18 olarak belirlediğini belirten Amal Amin, ancak 20. maddenin aile hakimine, yasada belirtilen şart ve prosedürler doğrultusunda reşit olmayan kız veya erkeğin evlenmesine izin verme yetkisi tanıdığını, 21. maddenin ise yasal temsilcinin onayıyla ilgili olduğunu ifade etti. Amal Amin, Aile Yasası’nın gözden geçirilmesinin bu istisnanın yeniden ele alınması açısından önemli bir fırsat olduğunu söyleyerek, “Bu istisna, ne yazık ki kurala dönüştü. Başlangıçta sınırlı ve nadir durumlarda uygulanması öngörülen bu istisna zamanla genişledi ve yaygın biçimde kullanılmaya başlandı. Bu da çocuklara sağlanması gereken korumaya zarar veriyor. Yasanın değiştirilmesi önemli, ancak yalnızca yasal reform sorunu çözmez. Yasal düzenlemeye özellikle kırsal ve kırılgan bölgelerde okul terkleriyle mücadele, okul ulaşımının sağlanması, yatılı okulların ve ailelere yönelik sosyal desteğin artırılması, kız çocuklarının şiddet ve istismardan korunmasını kapsayan kamusal politikalar eşlik etmeli” dedi.

Yasal reform tek başına yeterli değil

Ayrıca ailelere yönelik, farklı dil ve lehçelerde bilinçlendirme programları düzenlenmesi gerektiğini belirten Amal Amin, bu progrAmaların erkek ve kız çocuklarını, eğitim kurumlarını, dini aktörleri ve medya çalışanlarını kapsaması gerektiğini ifade etti. Amal Amin, verilmesi gereken mesajın açık olduğunu belirterek, “Evlilik çocuğu korumanın bir yolu değildir. Gerçek koruma; eğitim, sağlık, güvenlik, bağımsızlık ve kız çocuğunun kendi yaşam projesini oluşturabilmesini sağlamaktır. Evlilik tehdidiyle karşı karşıya olan kız çocuklarına sosyal, psikolojik ve hukuki destek sağlanmalı, 18 yaşından küçüklerle evlilik yoluyla istismarın önlenmesi için ihbar ve müdahale mekanizmaları oluşturulmalıdır. Çocuğun üstün yararı her türlü toplumsal, ekonomik veya ailevi kaygının üzerinde tutulmalıdır” taleplerinde bulundu.

Kız çocukları için sosyal ve hukuki destek çağrısı

Sorunun yalnızca hukuki olmadığını belirten Amal Amin, toplumun bir bölümünün çocuk yaşta evlendirilmeler konusunda yürütülen her türlü tartışmaya direnmesinin en büyük engellerden biri olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

“Özellikle kadın hakları savunucuları, bu uygulamaya karşı çıktıklarında ‘helali yasaklamak’ veya ‘ahlaksızlığı yasallaştırmak’ gibi dini ve toplumsal söylemlerle karşı karşıya kalıyor. Çocuk yaşta evlilik konusu artık eskisi gibi sessiz kalınan bir mesele değil, ancak buna karşı direnç de arttı. Bazı toplumsal etkisi olan kişilerin erken evliliği sorunlara ‘doğal bir çözüm’ olarak sunan söylemleri tehlikeli. Çünkü bu söylemler meseleyi basitleştiriyor ve sonuçlarından söz etmiyor. Oysa eğitimden kopma, ekonomik kırılganlık, şiddet ve istismar gibi ciddi sonuçlar var. Kabul merkezlerindeki çalışmalarımızda, çocuk yaşta evlenen kadınların farklı şiddet biçimlerine maruz kaldıklarını ve uzun süre devam eden derin psikolojik etkiler yaşadıklarını görüyoruz.”

Mesleki açıdan en büyük zorluğun, derneklere ulaşan bireysel tanıklıklar ve hikayelerden etkili yasal düzenlemelere ve kamu politikalarına geçebilmek olduğunu dile getiren Amal Amin, “Savunuculuk çalışmalarının uzun soluklu olması gerekiyor. Çünkü aynı anda kurumlarla, ailelerle, medyayla, okullarla ve sivil toplumla çalışmayı gerektiriyor. Değişimin yavaş ilerlemesi mücadeleden geri çekilmek için bir neden değil. Beni devam etmeye iten şey, her çocuk yaşta evliliğin ardında bir yaşamın, geleceğin ve hayallerin kaybolabileceğine inanmam. Her kız çocuğunun kendi hayatını ve hayallerini yaşama, yaşamında mümkün olan en ileri noktaya ulaşma hakkı var. Değişim gecikebilir ama mümkün. Her ailenin kızının yerinin okul olduğuna inanması ve her kız çocuğunun eğitimine devam ederek geleceğini seçebilmesi, mücadeleyi sürdürmek için birer neden” ifadelerinde bulundu.

Ailelere ve karar alıcılara çağrı

Ailelere ve karar alıcılara da mesaj veren Amal Amin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir çocuğun evlendirilmesi yalnızca aile içi bir karar veya düğün töreni değildir; toplumu ve bir neslin geleceğini etkileyen bir meseledir. Eğitim, gelişim ve kişiliğini oluşturma hakkından mahrum bırakılmış bir çocuktan evlilik ve aile sorumluluğunu, özellikle de yeni bir neslin yetiştirilmesini üstlenmesini bekleyemeyiz. Karar alıcıların ise, açık bir siyasi irade ortaya koyması, istisnasız bir yasa çıkarması ve eğitim, koruma ile sağlığı güvence altına alan, kız çocuklarına ve ailelere gerçek alternatifler sunan kamu politikaları üretmesi gerekiyor.”

Erkek ve kız çocuklarının yetiştirilmesi arasında ayrım yapılmaması gerektiğini söyleyen Amal Amin, “Her ikisinin de güvenliğe, kişiliklerini geliştirmelerine ve geleceklerini bilinçli ve özgür biçimde seçmelerine yardımcı olacak bir aileye, hükümete ve kurumlara ihtiyacı var. Çocukların eğitimine ve güçlendirilmesine yapılan yatırım, gelecekte aileye ve topluma yapılan yatırımdır. Çocuk yaşta evlilikle mücadele hepimizin sorumluluğudur. Çünkü bugün bir kız ve erkek çocuğunu korumak, yarının toplumunu korumak ve yetiştirmektir” diyerek sözlerini noktaladı.