Federal Kürdistan’da ‘yaz kursları’: Çocukların eğitimi hangi yöne evriliyor?

Federal Kürdistan’da okulların tatil olmasıyla başlayan yaz kursları, yeni neslin yetiştirilmesinde dini ve ideolojik etkilerin öne çıktığı bir eğitim alanına dönüşüyor.

HÊVÎ SELAH

Silêmanî- Federal Kürdistan'da dini eğitim, son yıllarda aile ve gelenek eksenli bir yapıdan çıkarak, resmi kurumlarla siyasal İslam ve Selefi akımlar arasında ideolojik rekabetin yaşandığı bir alana dönüştü. Eğitim Bakanlığı okullarda İslami eğitim müfredatını uygulamayı sürdürürken, yaz aylarında camiler ve özel dini merkezler çocuklara yönelik kamp ve yaz kurslarıyla eğitim alanında daha görünür hale geliyor. Bu durum, yalnızca eğitimin verildiği mekanın değil, eğitim anlayışının da ulusal bir modelden ideolojik bir zemine kaydığı yönündeki tartışmaları beraberinde getiriyor.

Din özünde manevi ve ahlaki bir değerler sistemi olsa da, Federal Kürdistan'ın siyasi ve toplumsal ortamında yaz kurslarının önemli bir bölümü bu yönünü davranış ve düşünceyi kontrol etmeye dayalı bir modele dönüştürüyor. Utanç, haram, ceza ve ahiret mükafatı gibi kavramların sert ve korkutucu bir dille aktarılması, çocuklarda derin psikolojik kaygılar yaratıyor. Bu süreç, eğitim psikolojisinde çocuğun duygusal dünyasına müdahale olarak tanımlanıyor. Henüz soyut ve felsefi kavramları ayırt etme yetisi gelişmemiş çocuklar, dünyayı “inanan-inanmayan”, “temiz-kirli” ve “cennet-cehennem” gibi kesin karşıtlıklar üzerinden algılamaya yönlendiriliyor.

Bilimsel eğitimden uzak bir nesil yetiştiriliyor

Korku temeline dayanan bu eğitim anlayışı, çocukların eleştirel düşünme becerisini zayıflatırken, ilerleyen dönemde ideolojik yönlendirmelere daha açık hale gelmelerine neden oluyor. Çocukların denetim altına alınma süreci de bu noktada başlıyor. Bilimsel sorgulamanın günah, sorgusuz itaatin ise gerçek inanç ve ahlakın tek ölçüsü olarak sunulduğu bu anlayış, çocukları daha geniş toplumsal çevreden uzaklaştırarak dar bir düşünce çerçevesine hapsediyor. Bu durum ise uzun vadede içe kapanık ya da düşünsel açıdan katı kişiliklerin gelişmesine zemin hazırlıyor.

İktidar ve İslami akım arasındaki uzlaşı

Federal Kürdistan'da ikili yönetim ve iktidar paylaşımı, bölgedeki fikri ve siyasi kutuplaşmayı da derinleştiriyor. Bir yanda devlet kurumları ve ekonomik kaynakları kontrol eden siyasi iktidar bulunurken, diğer yanda iktidarla İslami akımlar arasında sessiz bir uzlaşının oluştuğu görülüyor. Siyasi iktidar, konumunu korumak ve toplumsal tepkilerin ya da güçlü bir muhalefetin önüne geçmek amacıyla siyasal İslam ve Selefi akımlara toplumsal ve eğitim alanında geniş bir hareket alanı tanıyor. Bu tablo, devlet yönetiminin siyasi iktidarın elinde kalırken, sokak ve kültürel alanın büyük ölçüde siyasal İslam'ın etkisine bırakıldığı bir dengeyi ortaya koyuyor.

Aileler için stratejik yatırım

Parti çizgisindeki ya da iktidara yakın Selefi çevreler, çocukların eğitimini geleceğe yönelik en önemli stratejik yatırım olarak görüyor. Bu anlayışa göre hükümetler silah ve ekonomiyle geçici bir iktidar kurabilir; ancak kalıcı hakimiyet, yeni neslin kültürünü ve düşünce yapısını şekillendirmekten geçiyor. Bu nedenle yaz kursları, görünürde Kur'an ve ahlak eğitimi vermeyi amaçlasa da, aynı zamanda gelecekte oluşacak toplumsal tabanı şekillendirmeyi ve olası medeni ya da laik değişimlere karşı bir kitle oluşturmayı hedefliyor. Son yıllarda Federal Kürdistan'da öne çıkan tartışmalardan biri de çocukların eğitimindeki yönlendirici rolün ailelerden dini liderlere ve yaz kursu eğitmenlerine kayması oldu. Bu değişimde, anne ve babaların çocuklarını ahlaki ve dini açıdan yetiştirme konusundaki yeterliliklerinin sorgulanmasının etkili olduğu belirtiliyor. Dijital medya üzerinden yayılan dini söylemlerde, ebeveynlerin çocuklarını kültürel değişim, internet ve küreselleşmenin etkilerinden koruyamayacağı yönündeki mesajlar öne çıkarken, çocukların bu tehlikelerden korunmasının yolunun camilerde düzenlenen kurslara katılmaktan geçtiği düşüncesi yaygınlaştırılıyor.

Anne ve babanın rolü zayıflıyor

Bir diğer neden ise çocuğun otorite algısının değişmesi olarak gösteriliyor. Yaz kurslarına katılan çocuklar için doğru ile yanlışı belirleyen temel otorite zamanla anne ve babadan camideki din öğretmenine kayıyor. Bu durum ise birçok ailede anlaşmazlıklara neden oluyor. Çocuklar eve döndüklerinde ailelerinin yaşam tarzını eleştirmeye başlıyor ya da anne ve babalarının benimsedikleri dini anlayışa tam olarak uymadığını düşünerek ailelerine yabancılaşıyor. Böylece dini ve ahlaki değerleri koruma söylemiyle birlikte anne ve babanın eğitimdeki belirleyici rolü giderek zayıflarken, aileler de dini söylemi şekillendiren çevrelerin etkisi altına giriyor.

Üzerinde durulması gereken temel soru da bu: Federal Kürdistan Bölgesi Hükümeti Eğitim Bakanlığı'nın İslami eğitim için özel ders kitapları hazırladığı, okullarda uzman öğretmenler görevlendirdiği ve her çocuğun haftalık din dersi aldığı bir ortamda, okul dışındaki bu yaz kurslarının amacı nedir? Burada görülen, bu kursların amacının yalnızca temel dini eğitim vermek olmadığı, aynı zamanda siyasi ve ideolojik bir hedef taşıdığıdır. Eğitim Bakanlığı'nın programı, dini vatandaşlık kültürünün ve ahlaki yapının bir parçası olarak sunmayı amaçlayan ulusal ve dengeli bir müfredat niteliği taşırken, çocukları diğer kültürlere veya farklı toplumsal kesimlere karşı kışkırtmıyor.

Resmi eğitim denetimi yok

Ancak bu dengeli model, siyasal İslam ve radikal akımlar açısından yeterli görülmüyor. Bu çevrelerin yaz kurslarındaki amacı, devletin bilimsel eğitim süzgecini aşmaktır. Çünkü bu kurslarda anlatılan içerik üzerinde resmi bir eğitim denetimi bulunmuyor. Kurs öğretmenleri, “gerçek inanç” adı altında çocuklara sert siyasi görüşleri, insan ve kadın haklarına karşı söylemleri, demokrasiye ve düşünce çeşitliliğine yönelik reddiyeleri aktarabiliyor.

Bir diğer hedef ise resmi eğitime alternatif bir bilinç oluşturmak. Böylece çocuk, okul eğitimini ve sosyal bilimleri yetersiz ya da güvenilmez görmeye, camiyi ise mutlak hakikatin tek kaynağı olarak kabul etmeye yönlendiriliyor. Bunun da bağlılığını devlete, ulusa ve yasalara değil; dini gruba ya da dini partiye yönelten yeni bir kuşağın yetişmesine zemin hazırlıyor.

Neslin yeniden şekillendirilmesi

Federal Kürdistan'daki yaz kursları, Kur'an eğitimi adı altında yeni neslin psikolojik ve düşünsel yapısını yeniden şekillendiren bir sürece dönüşüyor. Bu durum, bir yandan halkın ideolojik çatışmalarla meşgul edilmesi üzerinden mevcut siyasi sistemin iktidarını sürdürmesine hizmet ederken, diğer yandan siyasal İslam'ın toplumsal etkisini genişletiyor.

Ailenin eğitim sürecindeki rolünün geri plana itilmesi ve hükümetin bu konudaki sessizliği ya da etkisiz kalması, eğitimin farklı çevrelerin etkisine girmesiyle birlikte Federal Kürdistan’da toplumsal barış ve birlikte yaşam kültürü açısından uzun vadeli riskler yaratıyor. Bu süreç, açık ve bilimsel düşünce yerine ayrıştırıcı ve dışlayıcı anlayışların güçlenmesine zemin hazırlıyor. Bu durum, bölgedeki sivil toplum açısından da önemli bir gerilemeye yol açarken, eğitim sürecinin yalnızca resmi kurumların denetiminde yürütülmesi ve geleceğe yönelik sağlıklı bir neslin yetiştirilmesi önem taşıyor.