İran’daki idam cezaları Fransa Ulusal Meclisi’nde gündeme geldi

Fransa Ulusal Meclisi’nde düzenlenen "İran’da İdam Cezasına Hayır" konferansında, İran’daki idam cezaları ve insan hakları ihlalleri ele alındı.

Haber Merkezi- Fransa'nın başkenti Paris'te, Fransa Ulusal Meclisi'ndeki Colbert Salonu, "İran'da İdam Cezasına Hayır" başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı. Fransa-İran Dostluk Grubu ile İran Özgürlük Kongresi'nin ortaklaşa düzenlediği etkinliğe Fransız siyasetçiler, insan hakları savunucuları, kültür sanat temsilcileri ve İran İslam Cumhuriyeti muhalifi siyasi grupların temsilcileri katıldı.

Toplantının açılışında konuşan İran Özgürlük Kongresi İcra Direktörü, yaşam hakkının korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğunu belirterek, her idam kararının yalnızca bir insanın yaşamına son vermekle kalmadığını, aynı zamanda insanlığın ortak vicdanına ve evrensel insan hakları değerlerine de zarar verdiğini ifade etti.

 

200 Fransız milletvekilinden 200 tutsağa siyasi himaye

Konferansın en dikkat çeken gelişmesi, Fransa Parlamentosu'ndan 200 milletvekilinin, İran'da idam cezasına mahkûm edilen veya idam tehdidi altında bulunan 200 tutsak için siyasi himaye üstlendiklerini duyurması oldu. Organizatörler, bu girişimin siyasi tutsaklara dayanışmanın sembolü olduğunu ve uluslararası kamuoyunun İran'daki insan hakları ihlallerine dikkatini çekmeyi amaçladığını belirtti.

Muhalefetin birlik çağrısı

Fransa Ulusal Meclisi Fransa-İran Dostluk Grubu Başkanı Aida Hadizadeh, konuşmasında İran muhalefetinin ortak hareket etmesinin önemine vurgu yaparak, uluslararası platformların İranlı protestocuların sesini dünyaya duyurmak açısından etkin şekilde kullanılması gerektiğini söyledi. İran'da sivil toplum ve siyasi aktivistlere yönelik geniş çaplı gözaltılara dikkat çeken Aida Hadizadeh, bölgesel gelişmeler ve diplomatik müzakerelerin siyasi tutukluların durumunun gölgede kalmasına neden olmaması gerektiğini ifade etti. Uluslararası toplumun, tutukluların yaşamını korumak için tüm diplomatik araçları kullanması çağrısında bulundu.

Aida Hadizadeh ayrıca son dönemde bölgede yaşanan savaşların, bazı beklentilerin aksine İran yönetimini zayıflatmadığını, aksine konumunu güçlendirdiğini savundu. Fransa'nın ise İranlı muhaliflerin uluslararası kamuoyuna seslenebilmesi için bir platform oluşturmaya çalıştığını söyledi.

İdamlar ve Belucistan'daki durum eleştirildi

Konferansta konuşan Feriba Borhanzehi, İran yönetimini idam cezasını protestoları ve sivil faaliyetleri bastırmak amacıyla kullandığını belirterek eleştirdi.

Borhanzehi, Sistan ve Belucistan eyaletinde yaşayan Belucların, nüfus içindeki oranlarına kıyasla idam istatistiklerinde çok daha yüksek bir paya sahip olduğunu ifade ederek bunu yapısal ayrımcılığın göstergesi olarak değerlendirdi.

Uluslararası toplumun sessizliğinin bu sürecin devam etmesine katkı sağladığını belirten Feriba Borhanzehi, uluslararası kuruluşları daha etkili adımlar atmaya çağırdı.

"İdam, otoriter yönetimin temel araçlarından biri"

İran Kürdistanı Komala temsilcisi Nahid Behmeni ise son kırk yıldaki idamlar ve baskı politikalarına değinerek, idam cezasının İran İslam Cumhuriyeti'nin iktidarını sürdürmesinde temel araçlardan biri olduğunu savundu.

1979 Devrimi sonrasında başlayan infazların yıllar boyunca sürdüğünü belirten Feriba Borhanzehi, özellikle İran Kürdistanı'nda idamların toplum üzerinde korku oluşturmak ve muhalefeti kontrol altında tutmak amacıyla kullanıldığını anlattı. Feriba Borhanzehi, İran yönetiminin asıl endişesinin dış askeri baskılar değil, halkın protestoları olduğunu ifade etti.

‘İran'ın özgürlüğe giden yolu savaş değil’

Konferansta konuşan Fransa'nın eski cumhurbaşkanı da İran halkının özgürlüğüne savaş yoluyla ulaşılamayacağını söyledi. Geçmiş deneyimlerin askeri çatışmaların demokratik değişim yerine İran yönetiminin güçlenmesine zemin hazırladığını belirten eski cumhurbaşkanı, uluslararası toplumun insan hakları ve idamlar konusunu gündemden düşürmemesi gerektiğini ifade etti. Görevde olması halinde İran'a yönelik yaptırımların hafifletilmesini veya kaldırılmasını desteklemeyeceğini söyleyen eski cumhurbaşkanı, siyasi ve ekonomik baskının İran yönetiminin politikalarında değişiklik oluncaya kadar sürdürülmesi gerektiğini dile getirdi.

‘Özgürlük savaşın yıkıntıları üzerinde kurulamaz’

Film yönetmeni ve kültür aktivisti Sepideh Farsi de dış askeri müdahaleye karşı çıkarak, özgürlük ve demokrasinin savaş ve yıkımla sağlanamayacağını söyledi.

Sepideh Farsi, İran halkının en çok uluslararası toplumun siyasi ve ahlaki desteğine ihtiyaç duyduğunu belirterek önceliğin idamların durdurulması, insan hakları ihlallerinde cezasızlığın sona erdirilmesi ve sivil toplum hareketlerinin desteklenmesi olması gerektiğini ifade etti.

Mağdur ailelerin adalet çağrısı

Konferansın son bölümünde idam edilenlerin aileleri ve hak arayışını sürdüren yakınları söz aldı. Katılımcılar, idamların aileler üzerinde yarattığı kalıcı etkileri ve adalet taleplerini dile getirdi.

Bu kapsamda, idam edilen Ramin Hüseyin Penahi'nin annesi Daye Şerife'nin Kürtçe ve İngilizce hazırlanan video mesajı katılımcılara izletildi. Şerife, oğlunun infaz edilmesinin ardından yıllar geçmesine rağmen cenazesinin aileye teslim edilmediğini belirterek bunun acılarını daha da derinleştirdiğini söyledi.

Ahvaz Demokratik Dayanışma Partisi temsilcisi ise Huzistan'da gizli infazlar yapıldığını dile getirerek uluslararası toplumu İran yönetimiyle diyalog ve uzlaşma politikalarını gözden geçirmeye çağırdı. Yakınlarından 18 kişinin idamlarda yaşamını yitirdiğini söyleyen temsilci, birçok infazın resmi kayıtlara geçirilmeden gerçekleştirildiğini ifade etti.

Kasım 2019 protestolarında yaşamını yitirenlerin ailelerini temsil eden bir dernek üyesi de İran yönetiminin dış krizleri iç baskıyı artırmak için kullandığını aktararak, kalıcı barışın yalnızca savaşın sona ermesiyle değil, insan hakları ihlallerinin son bulmasıyla mümkün olacağını ifade etti.

Ortak çağrı: İdama hayır

Konferansın sonunda katılımcılar, idam cezasına çarptırılan tutsaklara yönelik uluslararası desteğin sürdürülmesi, İran üzerindeki insan hakları baskısının artırılması ve insan hakları konusunun uluslararası gündemde öncelikli yerini koruması çağrısında bulundu.

Katılımcılar ayrıca, siyasi gelişmeler ve diplomatik müzakerelerin tutsaklar ile hak arayan ailelerin durumunu gölgede bırakmaması gerektiğini vurguladı.

Etkinlik boyunca öne çıkan ortak mesaj ise "İdama hayır, devlet eliyle öldürmeye hayır" sloganı oldu. Konuşmacılar, yaşam hakkının korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğunu belirterek, İran'da idam cezalarının durdurulması için uluslararası toplumun daha kararlı adımlar atması gerektiğini ifade etti.