Tahran’da savaştan zarar gören aileler otellerden çıkarılıyor
Son savaşta evleri yıkılan veya yaşanamaz hale gelen çok sayıda aile, geçici olarak yerleştirildikleri Tahran’daki otellerden çıkarılmalarıyla yeni bir belirsizlikle karşı karşıya kaldı.
Haber Merkezi - Savaşın ardından evlerine dönemeyen veya güvenlik gerekçesiyle konutlarını kullanamayan ailelerin otellerdeki geçici konaklamalarının aniden sona erdirildiği bildirildi. İddialara göre, birçok aileye alternatif bir barınma imkanı sunulmadan otelleri terk etmeleri yönünde bildirim yapıldı.
Söz konusu aileler için otellerdeki konaklama, evsiz kalmalarını önleyen geçici bir çözüm niteliği taşıyordu. Ancak bu uygulamanın sona ermesiyle birlikte, geri dönebilecekleri bir evi olmayan yüzlerce kişinin nerede yaşayacağı ve temel ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı sorusu gündeme geldi.
Belirsizlik ortasında tahliye kararı
Mağdur ailelerin aktardığı bilgilere göre, otel yönetimleri veya ilgili kurumlar tarafından odaların boşaltılması için yalnızca 12 ila 24 saatlik süre verildi.
Evlerin bir kısmının tamamen yıkıldığı, bir kısmının ise yapısal hasarlar, çökme riski veya teknik güvenlik onaylarının bulunmaması nedeniyle oturulamaz durumda olduğu belirtiliyor. Buna rağmen, bazı ailelere yeni bir konaklama yeri sağlanmadan otellerdeki kalış sürelerinin sona erdiği bildirildi.
Özellikle küçük çocukları, yaşlı bireyleri, kronik hastaları veya kadınların geçimini sağladığı aileler için bu kararın ciddi mağduriyetlere yol açtığı ifade ediliyor. Barınacak yeri ve düzenli geliri bulunmayan aileler, yeni bir insani krizle karşı karşıya olduklarını dile getiriyor.
Ev kaybı, geçim krizine dönüştü
Savaşın yol açtığı zarar yalnızca konutların yıkılmasıyla sınırlı kalmadı. Çok sayıda aile ev eşyalarını, kişisel belgelerini, çalışma araçlarını, birikimlerini ve yıllar içinde edindikleri mal varlıklarını da kaybetti.
Bazı aileler, saldırılar sırasında temel eşyalarını dahi yanlarına alma fırsatı bulamadıklarını ve hayatlarını neredeyse sıfırdan kurmak zorunda kaldıklarını söylüyor.
Bu süreçte kira giderleri, temel ev eşyalarının yeniden temini, gıda, sağlık ve ulaşım masrafları mağdur aileler üzerinde ağır bir ekonomik yük oluşturuyor. Savaş öncesinde de yüksek enflasyon ve hayat pahalılığıyla mücadele eden birçok aile için barınma hakkını kaybetmek, daha derin bir yoksulluk döngüsüne sürüklenmek anlamına geliyor.
Uzmanlar, evsizliğin yalnızca bir çatının eksikliği olmadığını; çocukların eğitimine erişimden sağlık hizmetlerine kadar yaşamın birçok alanını etkileyen kapsamlı bir sosyal sorun olduğunu vurguluyor.
Vaat edilen destekler hala ulaşmadı
Savaş mağdurlarının önemli bir bölümünün, kendilerine vaat edilen kira yardımlarını, geçici barınma ödeneklerini veya konut hasarlarına ilişkin tazminatları henüz alamadığı bildiriliyor.
Bazı durumlarda hasar tespit süreçlerinin ve yardım başvurularının geciktiği, desteklerin kapsamı ve ödeme takvimi konusunda da belirsizliklerin sürdüğü belirtiliyor.
Otellerdeki konaklamaların sona ermesiyle birlikte, birçok aile için yemek ve diğer temel hizmetlerin de kesildiği ifade ediliyor. Bazı mağdurlar, kalacak yer bulamadıkları için saatlerce otel çevrelerinde, araçlarında veya kamusal alanlarda beklemek zorunda kaldıklarını aktarıyor.
Yardımların ne zaman ödeneceği ve alternatif konutların nasıl sağlanacağı konusunda net bilgi verilmemesi, ailelerin kaygılarını daha da artırıyor.
Çocuklar, yaşlılar ve hastalar daha büyük risk altında
Geçici barınma alanlarından çıkarılmanın etkileri tüm aileler için aynı değil. Çocuklar, yaşlılar, engelliler, kronik hastalar ve kadınların geçimini sağladığı haneler bu durumdan daha fazla etkileniyor.
Savaşın yarattığı travma, zorunlu yer değiştirme ve ev kaybı gibi süreçleri yaşayan çocuklar, şimdi de yaşam koşullarındaki belirsizlik nedeniyle yeni psikolojik baskılarla karşı karşıya bulunuyor.
Yaşlılar ve hastalar açısından ise sürekli yer değiştirmek, ilaçlara erişim, tıbbi bakım ve uygun yaşam koşullarının sağlanmasını daha da güçleştiriyor.
Sosyal haklar alanında çalışan aktivistler, yeterli destek sağlanmaması halinde evsizlik, yoksulluk, çocukların eğitimden uzaklaşması, borçlanma ve ruhsal sorunlar gibi yeni krizlerin ortaya çıkabileceği uyarısında bulunuyor.
Kriz dönemlerinde kamu kurumlarının sorumluluğu
Savaş ve benzeri krizlerde evlerini ve yaşam imkânlarını kaybeden vatandaşların korunması, kamu kurumlarının temel yükümlülükleri arasında yer alıyor.
Geçici barınma sağlanması, maddi destek verilmesi, zararların karşılanması ve güvenli konutlara erişimin temin edilmesi gibi uygulamaların kısa vadeli ve belirsiz vaatlerle sınırlı kalmaması gerektiği belirtiliyor.
İran Anayasası'nın 29. maddesi sosyal güvenlik ve sosyal destek hizmetlerinden yararlanmayı vatandaşların hakkı olarak tanımlarken, 31. madde her birey ve ailenin uygun konuta sahip olma hakkını güvence altına alıyor. Ayrıca 22. madde, kişilerin can, mal ve temel haklarının korunmasını öngörüyor.
Ülkenin afet ve kriz yönetimi mevzuatı da yetkili kurumlara, kriz durumlarında geçici barınma, yardım ve zararların giderilmesi konusunda sorumluluk yüklüyor. Uzmanlara göre, alternatif bir çözüm sunulmadan geçici konaklamaların sona erdirilmesi bu yükümlülüklerle çelişebilir.
Barınma hakkı ve sosyal koruma
İnsan hakları belgeleri de savaş mağdurlarının korunmasına yönelik yükümlülüklere dikkat çekiyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. maddesi, herkesin kendisi ve ailesinin sağlık ve refahını sağlayacak yaşam standartlarına sahip olma hakkını tanırken; bu kapsamda barınma, gıda, sağlık hizmetleri ve sosyal yardımlar da yer alıyor.
Aynı bildirgenin 22. maddesi sosyal güvenlik hakkını güvence altına alırken, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 11. maddesi de yeterli yaşam standardı ve uygun konut hakkını temel insan hakları arasında sayıyor.
Bu çerçevede, savaş nedeniyle evlerini ve mal varlıklarını kaybeden ailelerin uygun bir barınma çözümü sağlanmadan evsizlik riskiyle karşı karşıya bırakılmaması gerektiği vurgulanıyor.
Savaş mağdurlar için henüz bitmedi
Evlerini ve yaşam güvenliklerini kaybetmelerinin üzerinden aylar geçmesine rağmen birçok aile hala kalıcı bir çözüme ulaşabilmiş değil.
Uzmanlara göre, yıkılan evler yeniden inşa edilmeden, riskli yapıların durumu netleşmeden, maddi destekler ödenmeden ve alternatif konutlar sağlanmadan geçici barınma uygulamalarının sona erdirilmesi sürdürülebilir bir çözüm olarak değerlendirilemez.
Bu aileler için savaş, yalnızca çatışmaların sona ermesiyle bitmiş sayılmıyor. Gerçek anlamda normalleşme, güvenli bir konuta, istikrarlı bir yaşama ve temel geçim güvencelerine yeniden erişilebildiğinde mümkün olacak