‘Fas’ta kadınların dijital hayata katılımı fırsat ve riskleri birlikte getiriyor’
Araştırmacı Sofia Al-Bazzaz, Fas’ta kadınların dijital platformlar ve yapay zeka aracılığıyla giderek daha fazla dijital hayata katıldığını, bunun yeni fırsatlarla birlikte sosyal ve ekonomik riskler de yarattığını kaydetti.
RAJA KHAYRAT
Fas- Fas’ta birçok kadın, dijital platformlar aracılığıyla dijital hayata giderek daha fazla dahil olurken, bu mecrada sorunlarını paylaşıyor, fikir ve deneyim alışverişi için gruplar kuruyor ve birbirlerinin tecrübelerinden öğreniyor. Bu süreçte yapay zeka da kadınların günlük yaşamına nüfuz ederek rutinlerinin önemli bir parçası haline geldi. Ancak tüm bu olumlu yönlerine rağmen, özellikle aile ve arkadaş ilişkileri dahil olmak üzere bireyler arasındaki sosyal mesafenin artması gibi bazı olumsuz etkiler de ortaya çıkıyor.
Sorunlar karşısında başvurulan kaynaklar giderek uzmanlaşmış dijital platformlar ve yapay zeka araçları olurken, insan deneyimine ve doğrudan tavsiyeye duyulan ihtiyaç azalıyor. Öte yandan bazı uzmanlar, yapay zekanın hızlı gelişimi ve iş yapış biçimlerini dönüştürmesi konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle kadınların yoğun olarak yer aldığı veri girişi, müşteri hizmetleri ve sekreterlik gibi idari ve hizmet sektörlerindeki işlerin risk altında olabileceği belirtiliyor. Bu nedenle, yapay zekanın yaygınlaşmasının, kadınların istihdam edildiği bazı meslek alanlarında iş fırsatlarını azaltabileceğine dair endişeler giderek artıyor.
‘Yapay zeka derin bir dönüşüme işaret ediyor’
Araştırmacı Sofia Al-Bazzaz, yapay zeka tartışmalarının yalnızca hızlı teknolojik gelişmelerin ürünü yeni bir teknolojiyi değerlendirmekle sınırlı olmadığını, aksine işgücü piyasasını, üretim modellerini ve farklı sektörlerdeki işlerin niteliğini köklü biçimde yeniden şekillendiren derin bir dönüşüme işaret ettiğini belirtti. Sofia Al-Bazzaz, bu dönüşümün farklı meslek grupları üzerindeki etkilerinin özellikle küresel işgücünün önemli bir bölümünü oluşturan kadınlar açısından kritik soruları gündeme getirdiğini ifade etti. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün verilerine göre kadınların yoğun olarak çalıştığı işlerin yaklaşık yüzde 29’unun çeşitli düzeylerde yapay zekanın etkisine maruz kaldığını aktaran Sofia Al-Bazzaz, erkeklerin yoğun olduğu işlerde ise bu oranın yüzde 19’u geçmediğini vurguladı. Sofia Al-Bazzaz, bu farkın iş gücü piyasasındaki cinsiyet temelli mesleki dağılım eşitsizliğini ve kadınların daha çok otomasyona açık sektörlerde yoğunlaşmasını yansıttığını söyledi.
‘Çalışma biçimleri değişiyor’
Sofia Al-Bazzaz, bu dönüşümün etkilerinin birçok kurum ve sektörde halihazırda görülmeye başlandığını vurguladı. Sofia Al-Bazzaz’a göre sohbet robotları artık günün her saati müşteri sorularına yanıt verirken, yapay zeka uygulamaları belge işleme, veri sınıflandırma, metin düzenleme ve ön rapor hazırlama gibi daha önce yoğun insan emeği ve zaman gerektiren görevleri çok daha kısa sürede gerçekleştirebiliyor. Bu gelişmelerin özellikle idari ve hizmet sektörlerinde çalışma biçimlerini hızla değiştirdiğini söyleyen Sofia Al-Bazzaz, iş gücünün yeniden yapılanmasına dair tartışmaları da beraberinde getirdiğini kaydetti.
‘Yeni iş fırsatları eşit biçimde paylaşılmıyor’
Sofia Al-Bazzaz, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu gelişmelerin tartışılması, yapay zekanın kadınların iş hayatından tamamen kaybolmasına ya da işgücü piyasasından dışlanmasına yol açacağı anlamına gelmemelidir. Önceki teknolojik devrimlere dair tarihsel deneyimler, teknolojinin işi ortadan kaldırmaktan ziyade onu yeniden şekillendirdiğini ve gerekli becerilerin doğasını değiştirdiğini göstermektedir. Her teknolojik dönüşüm bazı geleneksel meslekleri geriletirken, aynı zamanda daha önce var olmayan yeni meslek alanları için fırsatlar da yaratır.
Gerçek zorluk yapay zekanın kendisinde değil, kadınlar ve erkekler arasında hala varlığını sürdüren dijital uçurumdadır. İstatistikler de bunu doğruluyor. Kadınlar yapay zeka ve ileri teknolojiler alanında çalışanların yalnızca yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor ve bu durum dijital ekonominin sunduğu yeni iş fırsatlarının eşit biçimde paylaşılmadığını gösteriyor. Bu nedenle bugün asıl odaklanmamız gereken nokta, kadın ve kız çocuklarının eğitimine yatırım yapmak ve onları geleceğin işgücü piyasasına hazırlayacak dijital ve teknolojik becerilerle güçlendirmektir.”
‘Günlük yaşamın vazgeçilmez parçası’
Yapay zekanın kadınların yaşamları üzerindeki etkisine değinen Sofia Al-Bazzaz, “Dijital medya, kadınların günlük yaşamlarının vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Artık yalnızca birbirlerini tanıma ve bağlantı kurma aracı değil, aynı zamanda öğrenme, bilgi edinme, deneyim paylaşma ve profesyonel ile sosyal ilişkiler kurma için dijital bir alana dönüşmüş durumda. Birçok kadın sağlık, aile eğitimi, kişisel gelişim ve daha pek çok alanda bilgi edinmek ve tavsiye almak için bu platformlara yöneliyor. Facebook ve Instagram’daki birçok özel grup ve sayfa da kadınların dünyanın farklı yerlerinden diğer kadınlarla deneyimlerini paylaştığı açık forumlar haline geldi” ifadelerinde bulundu.
Bu platformların birçok kadının girişimcilik ve dijital pazarlama alanına girmesini sağladığını belirten Sofia Al-Bazzaz, bazı kadınların bu mecraların sunduğu imkanlar sayesinde basit fikirleri başarılı projelere dönüştürerek ürün ve hizmetlerini daha geniş kitlelere ulaştırabildiğini ifade etti. Sofia Al-Bazzaz, bunun birçok toplumda kadınların ekonomik olarak güçlenmesine önemli katkılar sunduğunu da vurguladı.
‘Kolaylıkları kadar zorlukları var’
Sofia Al-Bazzaz, aynı zamanda dijital alanın güvenli bir ortam olmadığına ve bu gerçeğin göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Sofia Al-Bazzaz’a göre kadınların dijital dünyadaki varlığı yalnızca fırsatlarla değil, aynı zamanda dijital, psikolojik ve sosyal güvenliği tehdit edebilecek çeşitli risklerle de birlikte değerlendirilmeli. Sofia Al-Bazzaz bu riskler arasında siber zorbalık, nefret söylemi, dijital şantaj, gizlilik ihlalleri ve giderek artan diğer zararlı uygulamaların yer aldığını belirtti. Sofia Al-Bazzaz, bu zorlukların yalnızca platformların kötüye kullanımından ibaret olmadığını, aynı zamanda bu mecralarda dolaşan içeriğin niteliği, güvenilirliği ve kullanıcılar üzerindeki etkisiyle de doğrudan ilişkili olduğunu kaydetti.
‘Psikolojik denge ve baskı sorunu’
Sofia Al-Bazzaz, sözlerinin sonunda şu ifadelerde bulundu:
“Dikkat edilmesi gereken olumsuz etkiler arasında bazı içerik üreticilerinin güzellik, başarı veya lüksün idealize edilmiş ve abartılı bir imajını teşvik etmesi de yer alıyor. Bu durum, özellikle genç kadınlar başta olmak üzere birçok kişinin kendi yaşamlarını dijital medyada gördükleriyle karşılaştırmasına yol açıyor. Bu karşılaştırmalar çoğu zaman öz memnuniyetsizlik duygusu yaratıyor ve psikolojik denge ile özgüveni olumsuz etkileyebilecek baskılar oluşturuyor. Bu nedenle günümüzde asıl zorluk, dijital medyayı kullanıp kullanmamak değil, onu bilinçli ve sorumlu bir şekilde nasıl kullanacağımızdır.”