Avrupa Parlamentosu’nda ‘Demokratik İran’ çağrısı

Brüksel’de düzenlenen konferansta Beluci, Türkmen, Ahvaz Arap ve Lor temsilcileri, İran’daki merkeziyetçi yönetimi eleştirerek kimliklerin tanındığı, adem-i merkeziyetçi ve demokratik bir yönetim modeli talep etti.

Haber Merkezi- Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen “Demokratik İran’ı Birlikte Örüyoruz” başlıklı konferansta, İran’daki farklı etnik ve siyasi temsilciler merkeziyetçi yönetim modelini eleştirerek, kimliklerin tanındığı ve tüm halkların yönetime eşit biçimde katıldığı demokratik bir devlet çağrısı yaptı. Brüksel’de gerçekleştirilen toplantıda konuşan Beluci, Türkmen, Ahvaz Arap ve Lor temsilcileri, mevcut sistemin uzun yıllardır süren dışlayıcı politikalar nedeniyle ciddi eşitsizlikler ürettiğini vurguladı.

Belçika'nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda organize edilen konferansın açılış konuşmalarını Avrupa Parlamentosu’nda grubu olan Sosyalist ve Demokratlar, Sol ve Yeşiller Grubu üyeleri yaptı.  "Demokratik bir İran'ın inşasında ulusların ve toplulukların rolü” başlığı altındaki ilk panelde, PJAK Başkanlık Konseyi Üyesi Siamend Moini, Ahvaz Demokratik Dayanışma Partisi Genel Sekreteri Mona Silawi, Belucistan Halk Partisi Merkez Komite Üyesi Fariba Borhanzehi ve Türkmen Sahra siyasi sorumlusu ve avukat Jouma Bouresh konuşmacı olarak yer aldı.

‘Beluci halkı tüm ilerlemelerden mahrum bırakıldı’

Panelde Siyamend Moini’nin “demokratik öz yönetim” talebinde bulunduğu konuşmasının ardından Fariba Borhanzehi, Belucistan halkının özgürlük mücadelesini anlattı ve Belucilerin İran tarihinin tamamında var olduğunun altını çizdi. Yaşadıkları baskılar ve ayrımcılıklara dikkat çeken Fariba Borhanzehi, “Beluci halkı tüm ilerlemelerden mahrum bırakıldı” diye ifade etti. Fariba Borhanzehi, Belucilerin de ülkede temsil hakkının olması gerektiğine işaret ederken, İran rejiminin meseleye sadece güvenlik ekseninde yaklaştığı tepkisinde bulundu. Fariba Borhanzehi, “Barış ve güvenlik içinde yaşamak için geleceğin İran’ında tüm halkların haklarının tanınması gerekiyor” diye belirtti.

‘Tüm halkların hakları tanınmalı’

Türkmen Sahra siyasi sorumlusu ve avukat Jouma Bouresh da demokrasinin tüm halklar ve herkes için olması gerektiğini ifade ederek “Merkezi yönetim daraltılmalı, ademi-merkeziyetçi olmalı” dedi. Tüm bileşenlerin kaynaklardan yararlanması gerektiğini belirten Jouma Bouresh, tek bayrak, tek dil ve tek ulus rejimine son verilmesi gerektiğini vurgulayarak “Demokratik bir ülke için tüm halkların hakları tanınmalı. İran geçmişte bir konfederasyondu” şeklinde konuştu.

Ahvaz Demokratik Dayanışma Partisi Genel Sekreteri Mona Silawi de İran da rejimin baskılarını anlattı ve demokrasi ve tüm halkların haklarının tanındığı bir ülke vurgusunda bulundu.

‘Temel hedef demokrasi’

Konferanstaki ikinci panel “İran’ın Geleceğinde Ulusal, Sosyal ve Siyasi Katılım” başlığıyla gerçekleştirildi. Bahtiyari Birlik Partisi Sekreteri Faramaz Bakhtiar, Ahvaz Arap Mücadele Hareketi Halkla İlişkiler Müdürü Odeh Afravi ve Finlandiya, Turku Üniversitesi İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde araştırmacı Raha Sabet Sarvestani panelde konuştu.

Faramaz Bakhtiyar, “Yüz yıldır demokrasi sorunumuz var. Demokrasi İran halkları için temel hedef haline geldi. Ortadoğu’nun genelinde demokrasi mücadelesi var” dedi. Faramaz Bakhtiyar, İran’da merkezi otoriter bir hükümet olduğunu belirterek Loristan’da yüzlerce yıl hakim olduklarını ama son yüzyıldaki merkeziyetçi yapının sorun olduğunu kaydetti. Loristan’ın tüm imkanlardan mahrum bırakıldığını anlatan Faramaz Bakhtiyar, ağır baskılar uygulandığını kaydetti. “Demokrasiye ihtiyacımız var” diyen Faramaz Bakhtiyar, mevcut rejimin tüm İran bileşenleri için mahkum edilmesi gereken bir rejim olduğunu vurguladı.

‘Farklı halklar tanınmalı’

Odeh Afravi ise yüzyıldır Ahvaz halkının sesinin duyulmadığını ve burada konuşmanın kendileri için önemli olduğunu dile getirerek demokratik bir İran talebini belirtti. İran’da farklı hakların resmi olarak tanınması gerektiğini belirten Odeh Afravi, “Demokratik bir İran’da tüm bileşenlerin yeri olmalı” şeklinde konuştu.  Odeh Afravi, “Ahvaz halkı olarak bizim kendi kimliğimiz var ve bunun resmi olarak tanınması gerekiyor. Demokrasi için bu şarttır” diye ekledi. Odeh Afravi, “Geleceğin İran’ında tüm halkların temsili olmalı” derken demokratik bir yönetimin de ancak tüm bileşenlerin tüm aşamalara katılımıyla mümkün olduğunu kaydetti.

‘Demokrasi halkın katılımıyla mümkün’

Panelin son konuşmacısı Raha Sabet Sarvestani de şunları dile getirdi:

“İran’ın geleceğine ilişkin tartışmalar sürerken, dikkatler çoğu zaman siyasi geçiş sürecine, diplomasiye ve müzakerelere, yaptırımlara ve liderlik meselesine yönelmektedir. Bunlar kuşkusuz önemlidir. Ancak demokratik toplumlar yalnızca siyasi düzenlemelerle inşa edilmez. Demokratik toplumlar; kamusal yaşama katılabilecek kapasiteye, bilgiye, güvene ve fırsatlara sahip yurttaşlar tarafından inşa edilir” şeklinde konuştu. Raha Sabet Sarvestani, demokrasinin ancak halkların kurucu olarak katılımı ile mümkün olduğunu vurguladı.