İran’da üç günde onlarca gözaltı ve idam
İran’da son üç gün içinde çok sayıda kentte onlarca kişi “casusluk”ve “düşman devletlerle işbirliği” suçlamalarıyla gözaltına alındı. Siyasi davalarda idamların hız kazandığı, kadınlar ve siyasi tutsaklar üzerindeki baskının arttığı bildirildi.
Haber Merkezi- İran’da 24-26 Mayıs tarihleri arasında Rojhilat başta olmak üzere İsfahan, Huzistan, Sistan-Belucistan, Fars, Kazvin, Loristan ve Tahran’da çok sayıda yurttaş güvenlik suçlamaları gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Gözaltıların büyük bölümünün “casusluk”, “düşman devletlerle işbirliği” ve “ulusal güvenliğe karşı faaliyet” suçlamalarıyla gerçekleştirildiği belirtildi.
Yayımlanan raporlara göre gözaltına alınanların önemli bir bölümü avukat erişimi olmadan, aileleriyle görüştürülmeden ve nerede tutuldukları açıklanmadan bilinmeyen merkezlerde tutuluyor. Çok sayıda aile, yakınlarının akıbetine ilişkin hiçbir bilgi alamadıklarını belirtiyor. İnsan hakları çevreleri ise bu durumun “keyfi gözaltı” uygulamalarına ilişkin kaygıları artırdığına dikkat çekiyor.
Bazı dosyalarda ise aylarca tutuklu kalan kişilerin milyarlarca tümeni bulan ağır kefalet bedelleriyle geçici olarak serbest bırakıldığı aktarıldı.
Kadınlar ve siyasi tutsaklar üzerindeki baskı artıyor
Raporlarda özellikle gözaltındaki kadınların ve siyasi tutsakların durumunun kaygı verici olduğu vurgulandı. Bazı kadınların ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya olduğu, zorla itiraf baskısına maruz bırakıldığı ve cezaevlerinde ağır kısıtlamalar altında tutulduğu belirtildi.
Bazı dosyalarda kadınlara onlarca yılı bulan hapis cezaları verildiği, buna karşın yargı süreçlerinin şeffaf olmadığı ve bağımsız avukat erişiminin ciddi biçimde sınırlandırıldığı ifade edildi.
Siyasi tutsakların ailelerinin ve adalet talebinde bulunan yakınlarının da güvenlik baskılarıyla karşı karşıya kaldığı, bazı durumlarda dosyaların takip edilmemesi için tehdit edildikleri aktarıldı.
Siyasi davalarda idamlar hızlandı: 44 idam
Son üç gün içerisinde İsfahan, Reşt, Ehvaz ve Erdebil cezaevlerinde idam cezalarının infaz edildiğine ilişkin raporlar yayımlandı. “Muharebe”, “casusluk” ve “muhalif gruplarla işbirliği” suçlamalarıyla yargılanan bazı siyasi tutsakların idam edildiği bildirildi.
İnsan hakları kurumları, bazı dosyalarda gözaltı ile idam arasında iki aydan daha kısa süre bulunduğunu belirterek, bunun “idam cezalarının hızlandırılması” anlamına geldiğini ifade ediyor.
2022 ve 2024 protestolarıyla bağlantılı bazı dosyalarda da idam kararlarının infaz edildiği ya da onandığı bildirildi. Avukatlar ise resmi karar metinlerine erişemediklerini ve adil yargılama süreçlerinin işletilmediğini belirtiyor.
Ocak ayı protestolarında gözaltına alınan Abbas Ekberi Feyzabadi’nin adının kamuoyuna hiç yansımadan idam edildiği aktarıldı. Mücteba Kiyan’ın ise gözaltına alınması ile idam edilmesi arasında 50 günden daha kısa süre bulunduğu ifade edildi.
Kürt siyasi tutsaklar Ramin Zele ve Kerim Merufpur’un da parti üyeliği suçlamasıyla sessizlik içinde idam edildiği belirtildi. İnsan hakları raporlarına göre son üç aydan kısa süre içinde en az 44 siyasi tutsak idam edildi.
Beluclara yönelik idamlar ve yapısal ayrımcılık
Raporlarda Beluç yurttaşlara yönelik uzun vadeli idam verilerine de yer verildi. İnsan hakları verilerine göre 2017 ile 2025 sonu arasında en az 766 Beluç yurttaş İran cezaevlerinde idam edildi.
İdamların büyük bölümünün siyasi olmayan suçlamalarla bağlantılı olduğu belirtilirken, onlarca dosyanın siyasi ve güvenlik suçlamaları kapsamında değerlendirildiği kaydedildi. İnfazların en yoğun gerçekleştiği cezaevinin Zahidan Merkez Cezaevi olduğu aktarıldı.
İnsan hakları kuruluşları bu tabloyu yapısal ayrımcılık, yoksulluk ve adil yargılanma hakkının ihlaliyle ilişkilendiriyor.
Gözaltılar, işkence iddiaları ve mal varlığına el koymalar
Raporlarda mahkeme kararı olmadan yapılan gözaltılar, bilinmeyen merkezlere sevkler ve ailelerle iletişimin engellenmesi gibi çok sayıda hak ihlali kaydedildi. Bazı tutukluların haftalarca ya da aylarca haber alınamadan tutulduğu, fiziksel ve psikolojik baskı altında zorla itirafa zorlandığı ifade edildi.
İnsan hakları kaynakları, bu zorla alınan ifadelerin birçok davada ağır cezaların temel dayanağı haline getirildiğini belirtiyor.
Öte yandan güvenlik suçlamaları kapsamında çok sayıda kişinin mal varlığına el konulduğu ya da hesaplarının dondurulduğu bildirildi. Bazı dosyalarda hapis ve idam cezalarının yanı sıra yurtiçi ve yurtdışındaki tüm mal varlıklarının müsadere edildiği aktarıldı.
Sınır bölgelerinde güvenlik baskısı artıyor
Rojhilat ve Sistan-Belucistan başta olmak üzere sınır bölgelerinde güvenlik önlemlerinin artırıldığı, askeri güçlerin yoğun biçimde konuşlandırıldığı ve bazı bölgelerde çatışma ile doğrudan ateş açma olaylarının yaşandığı bildirildi.
Serdeşt ve Merîwan gibi kentlerde “yüksek güvenlik durumu” ilan edildiği, internet ve telefon iletişiminin zaman zaman kesildiği ifade edildi.
Raporlarda Afganistanlı göçmenlere yönelik sınır ihlallerine de dikkat çekildi. Kelegan bölgesinde sınır birliklerinin açtığı ateş sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu en az 7 göçmenin öldüğü ya da yaralandığı belirtildi.
Geniş çaplı güvenlik önlemleri ve iletişim kesintilerinin çevrimiçi işletmelerin durmasına, işsizliğin artmasına ve halk üzerindeki ekonomik baskının derinleşmesine yol açtığı kaydedildi. Özellikle kadınların geçindirdiği hanelerin en kırılgan kesimler arasında olduğu vurgulandı.
Uluslararası sessizlik baskıyı artırıyor
İnsan hakları gözlemcileri, bölgesel savaşlar ve artan gerilimler nedeniyle İran’daki insan hakları dosyalarının uluslararası toplumun gündeminde geri plana itildiğini belirtiyor. Bu durumun baskı politikalarını hızlandırdığı, idamların artmasına ve siyasi tutsaklar üzerindeki uluslararası denetimin zayıflamasına neden olduğu ifade ediliyor.
Son üç güne ilişkin raporlar, İran’da aynı anda geniş çaplı gözaltılar, idamlar, ağır yargı kararları, ekonomik baskılar ve güvenlikçi politikaların yoğunlaştığını ortaya koyuyor. İnsan hakları kuruluşları, bu tablonun en ağır etkilerini kadınlar, siyasi tutsaklar, adalet arayan aileler ve ülkenin yoksul bölgelerinde yaşayan halkların hissettiğini belirtiyor.